Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü Aşçılık Hakkında Aşçı
Meslek Tanıtımı içinde Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü Aşçılık Hakkında Aşçı konusu , Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü ...
- 23.02.10, 19:19 #1
Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü Aşçılık Hakkında Aşçı
Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü Aşçılık Hakkında Aşçılık Bilgi Aşçılık Tanımı Aşçılık Okulu Aşçı Olma Şartları
Aşçılık
Vikipedi
özgür ansiklopedi

Aşçılar
Aşçılık
besinlerin çeşitli yöntemlerle yemeye hazır duruma getirilmesine denir. Ahçılık olarak da bilinir. Aşçılığın en temel yöntemi pişirmedir. Ama "aşçılık" terimi
pişirmenin yanı sıra kurutma
isleme
dondurma ya da salamura gibi başka yöntemleri de kapsar. Besinler birkaç nedenden dolayı pişirilir. Bazı besinleri çiğ yeme düşüncesinden hoşlanmayız. Belirli besinleri pişirerek yemeye alışık olduğumuzdan
pişirmenin besinlere iyi bir tat kazandırdığına inanırız. Öte yandan pişirildiklerinde besinlerde değişiklikler oluşur ve bu da bazı besinlerin yenmesini ve sindirilmesini kolaylaştırır.
Besinleri pişirmenin başka nedenleri de vardır. Pişirilen besinler uzun süre bozulmadan saklanabilir. Örneğin besinlerde bulunabilecek birtakım parazit ya da bakteriler pişirmenin etkisiyle ölür ya da etkilerini bir süre yitirir. Ama bunun için gıda sanayinde başka yöntemler de kullanılmaktadır.
Aşçılık bir gerekliliktir
ama yalnızca gereklilikten dolayı yapılmaz. Pek çok kişi
gerek evinde yemek pişirirken
gerek bu işi bir meslek olarak yaparken zevk alır. Aşçılık bilgi gerektirdiği gibi
iyi yiyeceği seçme
hazırlama
sunma ve bunlardan tat alma da bir tür sanattır ve bu sanat gastronomi denir. Daha 18. yüzyılda İskoç yazar James Boswell
canlılar arasında yalnızca insanın yemek pişirebildiğine ve iştah açıcı bir sofra kurabildiğine dikkati çekmiştir. Boswell
yediğine çeşni katan herkesin az çok aşçı olduğunu yazmıştır. Her ülkenin kendine özgü
geleneksel bir aşçılığı vardır. O ülkede bulunan besinler
iklim
din ve görenekler gibi birçok etmen bu geleneği oluşturmuştur. Bazı ülkelerin mutfakları daha güçlü geleneklerle donanmıştır. Örneğin Fransız mutfağı
17. yüzyıldan bu yana Batı dünyasının mutfağını etkilemiştir. Bundan dolayı
aşçılıkta Fransızca terimler çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte
günümüzde dünyadaki başka mutfaklar da tanınır olmuş ve farklı aşçılık üslupları kaynaşmaya başlamıştır.
Yunan ve Roma mutfakları
Eski Yunan ve Roma dönemlerinde
neredeyse bütün işleri köleler yapardı. Yunan ve Roma yönetici sınıfın konutlarındaki aşçıbaşı da bir köleydi
ama emrinde çalışan gene köle olan birçok işçi vardı. Aşçıbaşının yönetimindeki öteki köleler
fırıncı
kasap
ateşçi
şaraplardan sorumlu kilerci ve yemeklerin zehirli olmadığından emin olmayı sağlayan çeşnicibaşı gibi kişilerdi. Yemekler demirden ya da topraktan tencereler ve tavalarda pişiriliyor
tabaklardan yeniyordu. O dönemin mutfak araç gereçleri arasında kaşık bulunmakla birlikte
yiyeceklerin bıçakla kesildikten sonra elle yendiği sanılmaktadır. Yunan ve Roma yemekleri günümüzdeki gibi malzemelerle pişirilmiyordu. Örneğin etin ya da balığın genellikle bal ya da meyveyle pişirildiği bilinmektedir. Ziyafetlerde yemeklerin çeşitli değerli taşlarla süslendiği de olurdu. Romalılar besi hayvanlarının yanı sıra deve ve fil eti de yiyorlardı.
Ortaçağ dönemi
Ortaçağda Avrupa'daki büyük malikânelerin mutfakları
Eski Yunan ve Roma dönemlerinde olduğu gibi iyi örgütlenmişti. Üstü açık büyük ateş ocaklar vardı. Bu ocaklarda hayvanlar sopaya geçirilerek bir bütün olarak kızartılıyordu. Çorba yapmak ve etleri haşlamak için büyük kazanlar kullanılıyordu. Mutfaklardaki her işin bir sorumlusu vardı ve bunlar aşçıbaşının emrinde çalışırlardı. Örneğin ateşi yakan kişi ile kazanların taşmadan kaynamasını denetleyen kişi ayrı görevlilerdi. Birkaç yardımcı da yemekleri pişmeye hazırlardı. Ortaçağ mutfaklarında günümüzdeki kadar çok çeşit yemek pişirilmiyordu. Yemekler büyük bir olasılıkla birkaç çeşitten oluşuyordu ve yavandı. Ama bugün de kullandığımız pek çok baharat biliniyor ve yemeklerde kullanılıyordu. Bu baharatın bazılarını kendileri yetiştiriyor
ama biber
karanfil
tarçın gibi baharat çeşitleri Doğu ülkelerinden geliyordu ve bundan dolayı pahalıydı. Etler kurutularak ya da tuzlanarak saklanıyordu. Ortaçağda ne gündelik yaşamda
ne de mutfakta günümüzdeki gibi bir temizlik anlayışı yoktu. Çünkü insanlar hastalıkların
mikroplar ve pislikle ilgili olduğunu bilmiyorlardı.
Avrupa'nın doğu ve batısında zamanla ayrı aşçılık yöntemleri gelişti. Bu ayrım asıl olarak
değişen iklim koşullarında farklı ürünlerin yetişmesine bağlanabilir. Öte yandan göçlerin ve fetihlerin
farklı yemek kültürleri olan toplumları ilişkiye geçirmiş olması da bunda önemli bir etkendir. Akdeniz kıyısındaki Güney Avrupa ülkelerinde bolca zeytin ağacı yetişiyordu ve yemeklerin pişirilmesinde zeytinyağı kullanılıyordu. Kış ayları ılıman geçtiği için evleri ısıtmak ve yemek yapmak için küçük ateşler yeterliydi. Bütün yıl boyunca bulunan taze eti ve balığı
çok sıcak kömür ateşinde kısa sürede pişirmek ya da ızgara yapmak mümkün oluyordu. Kışları uzun ve sert geçen Kuzey Avrupa ülkelerinde ise
kış aylarındaki besin kaynakları
tuzlanıp kurutulmuş et ve balık ile yumru köklerdi. Örneğin bu durumdaki etler daha büyük ateşlerde ve daha uzun sürede pişebiliyordu. Kuzey mutfağında hayvansal yağlar kullanılıyordu ve bu yağlar kavanozlarda saklanıyordu. Kurutulup tuzlanarak saklanan domuz eti ve jambon
Kuzey Avrupa insanlarının temel besiniydi. Ortaçağda İngiltere ile Almanya’da et yemekleri ünlüyken
güneydeki ülkelerde yeşil sebzeler ve taze balık seviliyordu. Güneyde 16. yüzyılda Floransalı aşçılar
Avrupa’nın en iyileri olarak kabul ediliyordu. Floransalı aşçıları
Fransızlara yeni yemekler öğrettiler ve çok geçmeden Fransız soylularının mutfaklarında İtalyan usulü yemeklerin pişirilmesi moda oldu. Fransız aşçılar karnabahar
enginar
hamur işleri ve süt danası eti gibi yeni malzemeleri kullanmayı
yumurta ve krema ile sos yapmayı İtalyanlardan öğrendiler. Son 400 yıl boyunca gelişen en yaygın aşçılık yöntemlerinin İtalyan mutfağından geldiği söylenebilir.
Fransız mutfağının önemi
Fransız mutfağının öne çıkmasında
Antonin Carême'nin (1784-1833) büyük rolü olmuştur. Carême
yemek pişirmeyi ve servis yapmayı bir sanat gibi gören
bunları işini bilerek kaleme alan ilk kişidir. Yoksul bir aileden gelen ve çalışma yaşamına aşçı yamağı olarak başlayan Carême
Avrupa yemeklerinde olduğu kadar
mutfaklarında da köklü değişiklikler gerçekleştirdi. Yiyeceklerin sofraya
bugün bildiğimiz sırayla olmasa da
belirlenmiş bir sıraya göre getirilmesi için kurallar getirdi. Konukların hepsini yemesi söz konusu olmasa da
masada aynı anda pek çok yemek çeşidi bulundurulmasını öneren ve uygulayan da Carême’ydi. İngiltere ve Fransa'da
dolayısıyla bütün dünyada aşçılığın gelişmesinde etkili olan iki Fransız daha vardır. Bunlardan biri olan Alexis Soyer (1809-58)
İrlanda'da büyük açlık ve sefaletin yaşandığı bir dönemde
halka çorba ve et pişirecek geçici mutfaklar kurdu ve önceki fiyatının yarısına
iyi yiyecekler yapmayı başardı. İngiltere'de
küçük bir ocak yaparak masa üzerinde yemek pişirmeyi geliştirdi. Orduda askerlere verilen haşlanmış etin suyunun döküldüğünü görünce
bütün yararlı özellikleri kaynatıldığı suya çıktığı için etin atılabileceğini
suyunun ise çorba olarak içilmesi gerektiğini belirtti.
Auguste Escoffier ise (1847-1935)
"aşçıların kralı ve kralların aşçısı" olarak tanınıyordu. Avrupa'nın o dönemdeki en ünlü otellerinden olan
Londra'daki Savoy Oteli ve ardından Carlton Oteli mutfaklarını yönetti. Avusturyalı büyük opera şarkıcısı Nellie Melba'nın onuruna "peşmelba" adını verdiği şeftalili dondurmayı ve birçok yeni sosu yarattı. Escoffier
İngiltere'de otel ve restoranlardaki aşçılık düzeyini yükselten kişi oldu. Bu üç Fransız Carême
Soyer ve Escoffier
zengin ve ileri gelen kişilerin mutfaklarında ve restoranlarında önemli yenilikler yarattıkları gibi
halkın mutfaklarında da pek çok değişikliğin öncüsü oldular. İngiliz Isabella Mary Beeton da yazdığı bir kitapta
yemek pişirme konusunda öğütler vermekle kalmadı
evlerin nasıl temizlenip düzenleneceği ve hasta olan aile bireylerine nasıl bakılacağı konusunda da yol gösterdi.
Avrupa'ya yeni besinlerin getirilmesi
Batı mutfağı temel olarak Avrupa'da gelişti
ama bu mutfakta kullanılan birçok yiyecek Avrupa dışından gelmiştir. 15. yüzyıldan başlayarak bazı kâşifler aşçılıkta önem kazanmaya başlayan baharatı getirmek için kısa yoldan Doğu’ya gitmek isterken Amerika’ya ulaştılar. Kuzey
Orta ve Güney Amerika'dan patates
domates
çikolata
mısır
kavun
ananas
balkabağı
biber
hindi ve birçok bakliyat türü getirdiler. Bu kâşiflerin çoğunun yola çıktıkları ve döndükleri yer olan İspanya'da aşçılıkta bu yiyeceklerin çoğunun günümüzde de büyük önemi vardır. Örneğin geleneksel İspanyol yemeklerinde
renk ve tat vermek için kırmızıbiber çok yaygın olarak kullanılır. Bugün patates
çikolata ya da domatesin bulunmadığı bir Batı mutfağı düşünülemez. Bu da Amerika kıtasından getirilen besinlerin ne kadar önemli olduğu gösterir.
Yenidünya'nın yemek pişirme biçimleri
Kuzey Amerika'ya ilk göç edenler İngiltere
Fransa
Hollanda
İsveç gibi birçok farklı ülkeden gittiler. Bu insanlar
kendi geleneksel yemek pişirme yöntemlerini de birlikte götürdüler. Ama bu yöntemlerle yemek pişirmede güçlüklerle karşılaştılar
çünkü gittikleri yerde alışkın oldukları temel malzemelerin çoğu yoktu. Orada yetişen birçok bitkiyi nasıl yetiştireceklerini ve pişireceklerini bilmiyorlardı. Bunları zamanla Amerika Yerlileri'nden öğrendiler. Kuzey Amerika’ya ilk yerleşenler
Avrupa’daki mutfaklarda kullandıkları kap kacaktan çok az götürmüşlerdi. Bundan dolayı basit pişirme yöntemleri kullanmak zorunda kaldılar. Besinlerini
belki de ellerindeki tek mutfak eşyası olan
eski moda kazanlarda haşladılar. Yemekleri çok az bir sıcaklıkta
yavaş yavaş pişirmek için
kapalı büyük bir tencereyi fırın gibi kullandılar. Eti Yerli yöntemiyle
ateşten yanmayacak yaş dallara asarak ya da sopalara geçirerek
açık ateş üzerinde pişirdiler. Batıya giden bu ilk göçmenler
yemeklerinin çoğunu açık havada
açık ateş üzerinde pişirmek zorundaydılar.
23.02.10, 19:20 #2
Cevap: Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü Aşçılık Hakkın
Ocaklar yapılmaya başladıktan sonra
açık ateşin yanına yerleştirilen tuğla ya da taştan bir fırında haftada en az bir kez geleneksel yöntemlerle ekmek pişirdiler. Bütün Avrupa’da da ekmek böyle pişiriliyordu ve günümüzde birçok yerde hâlâ bu eski fırınlar kullanılmaktadır. Fırın odun ateşiyle iyice ısıtılıyordu. Sonra zemini temizlenerek somunlar sıcak fırına yetiştiriliyordu. Ekmekler piştikten sonra
fırın bir süre daha sıcaklığını koruduğu için bu kez daha az ısıda pişebilen yemekler fırına koyuluyordu.
Türk mutfağı
Türk mutfağı
dünyanın sayılı mutfaklarından biri sayılır. Orta Asya'dan Anadolu'ya geliş sürecinde Türklerin değişikliklere uğrayan aşçılık geleneği
Anadolu’da var olan mutfak kültürüyle zamanla kaynaşmıştır. Bu kaynaşma
çok zengin bir mutfak geleneğinin oluşmasını sağlamıştır.
Eski Türklerde yemek
toplumsal yaşamın önemli bir parçasıydı. Toy denen şölenlerde bol yemek ve içki ikram edilmesi gelenekti. Öte yandan “han” denen hükümdarlar ve beyler
bir tür ziyafetlerde halka yemek yedirirlerdi. Toplu yemeklerde yiyeceğin toplumsal konuma göre paylaşılması söz konusuydu. Eski Türklerde "ülüş" adı verilen bu geleneğe göre
örneğin ortaya getirilen bir kızarmış koyunun neresinden kimin yiyeceği
özellikle Oğuz boyları arasında önceden bilinirdi.
Orta Asya’da Türkler
ekip biçmeyle de uğraşmakla birlikte göçebe yaşamın bir parçası olan hayvancılık yapıyorlardı. Bundan dolayı temel besin maddeleri et
süt
yağ ve peynir gibi hayvansal ürünlerdi. Özellikle yoğurt
tek başına da yenmekle birlikte
başka yemeklerde katkı maddesi olarak önemli bir yer tutardı. Yiyecekler arasında önemli bir yeri olan ekmeğin yanı sıra
hamura ve bulgura dayalı yemek çeşitlerinin ana öğesini un ve et oluştururdu. Eski Türk yemeklerinden "tutmaç"
mantıya benzeyen ve besin değeri yüksek bir yemekti. "Kavut" denen tatlı da yaygındı ve arpa unu pekmezle karıştırılarak hazırlanırdı. Zengin et yemekleri arasında bumbar (bağırsak dolması)
sucuk
kebap çeşitleri
işkembe Çorbası
kavurma
közleme
külleme
pastırma ve yahni çeşitleri sayılabilir.
Türklerin İslam dinini benimsemesinden sonra
11. yüzyıl ve sonraki dönemlerden kalma kaynaklara dayanarak Türk mutfağının fazla değişmediği söylenebilir. Kâşgarlı Mahmud’un Divanü Lügati't-Türk adlı sözlüğü ile Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı yapıtında yemek çeşitleri ve yeme içme geleneği üzerine bilgiler vardır. Oğuz destanları derlemesi olan Dede Korkut Kitabı’nda da Türk yemekleri adları verilmiştir.
Anadolu'ya yerleşen Türkler
eski alışkanlıklarını korumakla birlikte
yeni yemek kültürüyle karşılaştılar. Örneğin Türk mutfağına daha fazla sebze yemeği
balık ve zeytinyağı girdi. Osmanlı dönemine gelindiğinde Türk mutfağında geleneksel halk mutfağı ile yönetici sınıfın yemek kültüründen söz edilebilir. 15. yüzyıldan başlayarak başkent olan İstanbul’daki Topkapı Sarayı'nda "Kuşhane" adı verilen mutfakta padişah için özel yemekler pişiriliyordu. Padişahın aile çevresi olan valide sultan
sultanlar
şehzadeler ve haremde yaşayanlar için ise "Has mutfak"ta yemek hazırlanıyordu. Tatlı türünden yiyecekler ise "Helvahane" denilen yerde yapılıyordu. Ayrıca saray görevlileri için yemek pişirilen mutfaklar vardı. O dönemin yemekleri arasında helvâ-yı hâkâni (padişah helvası)
hünkârbeğendi
saray kadayıfı
saray ekmeği
vezirparmağı gibi
bazısı günümüzde de yapılmakta olan yemekler vardı.
Daha çok yöresel özellikler taşıyan halk mutfağının yemekleri ise et ve tahıla dayanıyordu. Halk et ve sebzeyi taze olarak tükettiği gibi
kurutarak ve kavurarak saklıyordu. Çeşitli baharatla karıştırılarak pastırma ve sucuk yapılması da eti saklamanın bir yoluydu. İnsanlar sebzeleri ya kendileri yetiştiriyor ya da doğada kendiliğinden yetişenleri topluyorlardı. Sebzeleri et
bulgur
pirinç ve yoğurtla karıştırarak pişiriyorlardı. Osmanlı döneminde
Orta Asya’dan gelen Türkler ile Anadolu’da yaşayan öteki halkların yemek kültürlerinin kaynaşmasıyla Türk mutfağı daha da zenginleşti. Öte yandan Türk yemekleri
başta Balkan ülkeleri olmak üzere imparatorluk sınırları içinde kalan ülkelerde kalıcı izler bıraktı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılındaki Batılılaşma hareketleri Türk mutfağına da yansıdı. 19. yüzyılda İtalyan ve Fransız yemekleri kendi adlarıyla Türk mutfağını girdi. Aslında Batı yemekleri
Osmanlı sınırları içinde yaşayan öteki halkların da etkisiyle
başta balık olmak üzere karides ve istiridye gibi deniz ürünleri birkaç yüzyıl önceden yavaş yavaş saraya ve zengin konaklarına girmeye başlamıştı.
20. yüzyılda
Batı yemekleri Türk mutfağında daha da yaygınlaştı. Ama köy
kasaba ve küçük kentlerde Türk mutfağı yerel özelliklerini korudu. Günümüz Türk mutfağına özgü yemekleri arasında yoğurt
bulgur
tarhana ve hamur işleri gibi geleneksel yiyeceklerin yanı sıra pilav
dolma
sarmalar ve börek sayılabilir. Öte yandan Çin
İtalyan
Fransız
Japon
Rus mutfaklarına özgü yemekler sunan çok sayıda lokanta vardır.
Doğu mutfağı
Çin
Japonya ve Hindistan'daki yemek pişirme yöntemlerini
Batı mutfağının yöntemleriyle karşılaştırmak ilginç olabilir ve Doğu mutfağını anlamımızı kolaylaştırabilir. Çin mutfağı ile İtalyan mutfağı arasında bazı benzerlikler vardır. Bu iki mutfağın benzer tarihsel süreçten geçmeleri bunun nedeni olabilir. İtalya'da olduğu gibi Çin’de de yakacak odun kıt olduğundan
yiyeceklerin hızlı ateşte kısa sürede pişirilmesi gerekiyordu. Yemekler de buna göre hazırlanıyordu. Bir çeşit hamur işi olan erişte
eskiden olduğu gibi günümüzde de neredeyse her yemekte kullanılmaktadır. Marko Polo'nun 1295'te Uzakdoğu gezisinden döndüğünde İtalyanlara tanıttığı hamur işlerini
Çinliler çok daha önceden yiyorlardı.
Çin mutfağının başlıca pişirme yöntemleri
kızartma ve buğulama karışımı ya da yalnızca buğulamadır. Çinliler yuvarlak tabanlı derin kapları hem kavurmalar için
hem de bol yağda kızartmalar ya da haşlamalar için kullanırlar. Bazı yiyecekleri bambu sepetlere koyarak buharla pişirirler. Pişmiş yiyecekler bu kabın bir yanına yerleştirilen bir ızgaraya dizilerek sıcak tutulurken
kabın dibinde öbürleri pişirilir. Bütün malzemelerin karıştırılmasıyla hazırlanan yemekler ise
tek kapta daha kısa sürede pişirilir.
Çinliler yemeklerde süt ürünleri kullanmazlar. Doğu’ya özgü olan ve soya fasulyesinden yapılan soya sosu
Çin yemeklerinin yaygın çeşnisidir. Çinlilerin et ürünlerinin lezzetini artırmak için kullandıkları monosodyum glütamatı
Batı mutfağının tuz ve biberini karşılar. Çin yemekleri ufak kâselerde sofrayla getirilir ve kaşıklarla servis yapılır
ama bir çift özel çubukla yenir. Pirinç pilavı sofranın değişmez yemeğidir. Balık ve sebze en yaygın yiyeceklerdir. Evde pişirilen yemeklere biraz et katılır. Çorba genellikle yemeğin sonuna doğru masaya getirilir ve yemek bitinceye kadar yavaş yavaş içilir. Balık servisi ise genellikle yemeğin sonunda yapılır. Çay yemekten hem önce
hem de sonra içilir.
Japon mutfağının
özellikle yapışkan ve lapa pirinç pilavı gibi yiyeceklerinden dolayı Çin mutfağıyla ortak yanları vardır. Ama yiyeceklerin çoğunun çiğ ya da az pişmiş olarak yenmesiyle Çin mutfağından belirgin biçimde ayrılır. Japon mutfağında balık ya da deniz ürünleri önemli yer tutar. Japonlar da yemeklerinde süt ürünleri neredeyse kullanmazlar. Soya fasulyesinden
protein açısından çok zengin bir tür peynir yaparlar. Kırmızı fasulye hamurundan yaptıkları tatlılar da Japon mutfağına özgüdür. En çok kullanılan tat vericilerin başında zencefil gelir. Tipik bir Japon sofrası salamura balıkla başlar
çiğ balık
haşlanmış balık ve yosunlar
haşlama yemekler
ızgara ve kızartmalarla devam eder ve meyveyle sona erer.
Hindistan ve Pakistan yemeklerinin en belirgin özelliği
çoğu yemeğe acılık veren baharatların kullanılmasıdır. Bir yemekte
altı ya da yedi çeşit baharatın kullanıldığı olur
ama yemeğe acılık veren kırmızıbiberdir ve bu baharatın miktarıdır. Hindistan'ın güneyinde
Çin mutfağına benzer biçimde pilav her zaman sofranın baş yemeğidir. Yemekler yaygın olara hindistancevizi yağıyla pişirilir. Pirinç unundan yapılan gözleme de yaygın olarak yenir. Kuzeyde Hindistan’da ve Pakistan ile Bangladeş'te
mayalanmış hamurdan yapılan
"çapatti" ya da "parata" adı verilen ve kızgın sac üzerinde pişirilen ekmek yenir. Benzer bir yiyecek olan "puri" ise bol yağda kızartılır. Hindistan’da Müslümanların çoğunlukta olduğu kuzeyde et yer. Güneyde ise halkın çoğunluğu Hindu ve etyemezdir ya da et yerine balık tüketir. Hindistan'ın kuzeyinde
tavuk gibi bazı yiyecekler önce yoğurt ve baharat karışımında dinlendirilir
sonra kızgın fırında kısa sürede pişirilir. Bu pişirme yöntemine "tanduri" denir. Genellikle "nan" adı verilen bir tür yassı ekmekle birlikte sofraya gelen yemekler
limon dilimleri ve salatayla birlikte servis yapılır. Hintliler yemeklerini genellikle elleriyle yerler. Birçok Hint tatlısı
uzun süre baharatla pişirilmiş sütten
bazıları da makarna yapımında da kullanılan ve bir buğday ürünü olan irmikten yapılır.
Günümüzde aşçılık
İlk mutfak ocağını İngiliz fizik bilgini Sir Benjamin Thompson 1795'te geliştirdi. Böylece sıcaklığı ayarlayabilmek mümkün oldu ve bu yemek pişirmede önemli bir yenilikti. 19. yüzyıl boyunca geliştirilen kömür ve gaz yakan ocaklar da
kızartma sacları
fırınlar ve su ısıtıcılarıyla donatıldı. Elektrikli fırınlar ise ancak 20. yüzyılın ortalarında yaygın duruma geldi.
Günümüzde yemek pişirmede çoğu elektrikle çalışan çeşitli aygıtlar kullanılır. Bu tür aygıtlar
eskiden birkaç kişinin yaptığı işleri artık yalnızca bir kişinin yapabilmesini sağlar. Örneğin kurabiye ya da tatlılar için gerekli olan yumurta çırpma işlemi elektrikli karıştırıcılarla (mikser) birkaç dakika içinde tamamlanır
oysa bu eskiden elle çırpıldığında çok zaman alırdı. Günümüzde bir elektrikli karıştırıcı ve biraz kabartma tozuyla aldığımız sonucu almak için
İngiltere'de ilk ev ekonomisi kitabını yazan Mary Beeton'un kek tariflerinde
çok sayıda yumurta akı ve en az 15 dakikalık bir çırpma süresi öneriliyordu.
20. yüzyılda geliştirilen soğutma ve dondurma sistemleri de aşçılıkta büyük değişikliklere yol açmıştır. Yiyecekler
pişirmeden önce ya da sonra belli bir süre buzdolabında saklanabilir. Birçok besin dondurularak uzun süre bozulmadan korunabilir. Pişirilmiş bir öğün yemek bile dondurucuda saklanıp
istendiğinde çözülmesi sağlanarak yenebilir. Bazı mevsimlik yiyecekler
örneğin çilek
çok az pişirilerek ya da hiç pişirilmeden dondurulabilir ve sonra kış aylarında yenebilir.
Dondurulmuş bazı yiyeceklerin çözülmesi uzun zaman alır. Ama bu tür yiyeceklerin çözülme süreleri
mikrodalga ya da elektronik fırınlarda hızlandırılmıştır. Mikrodalga fırında pişirme
geleneksel pişirmeden tümüyle farklıdır. Bu fırınlar bir televizyon setinde olduğu gibi elektromagnetik dalgalarla çalışır. Yemeği ısıtırken ya da pişirirken
yiyeceğin içine koyulduğu kap ısınmaz. Elektrikli ya da gazlı fırınlarla karşılaştırıldığında mikrodalga fırında yemek çok kısa bir sürede pişer.
Mikrodalga fırınlar
lokantalarda ve hızlı yemek servisi yapan yerlerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Önceden pişirilen yemek
müşteri istediği zaman hemen ısıtılabilir.
Değişik yemeklerin pişirilmesi
Aşçılığın uzun evrimine karşın günümüzde yemek pişirme yöntemleri
temelde ilk insanların keşfettikleri yöntemlere dayanır. Bunlar kuru pişirme ve sulu pişirmedir. Yemeklerin çoğu da bu iki yönteme uygun biçimde hazırlanır.
Meyve ve sebzeler
Sebze ve meyveler
çok uzun süre pişirilmemesi gereken yiyeceklerdir. Patates gibi bazıları kabukları soyulmadan bütün olarak fırında pişirilebilir. Ama sebzelerin pişirilmesinde en yaygın yöntem
haşlamaktır. Bu pişirme yönteminde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta
çok az su kullanılması ve çiğ sebzelerin kaynayan suya atılmasıdır. Birçok sebze buharda pişirildiğinde lezzet açısından çok daha iyi sonuç verir.
Meyvelerin çoğu çiğ yenir
ama istenirse komposto türü yiyecekler elde etmek üzere kısa süre ve çok az şekerle pişirilebilir. Hemen her tür sebze ve meyve salata yapmakta kullanılabilir. Salata yapılırken sebzelerin çoğu çiğ olarak genellikle ufak parçalara bölünür
dilimlenir ya da doğranır. Patates ve bazı fasulye türleri gibi sebzeler ise önce pişirilir ve henüz sıcakken sos katılarak soğumaya bırakılır. Salatalarda sosun özel bir yeri vardır. Fransız sosu adı verilen bir salata sosu genellikle yağ ile sirkenin yanı sıra sarmısak
maydanoz ya da fesleğen gibi kokulu bitkiler
tuz
bazen de hardal karıştırılarak yapılır. Mayonez
yavaş yavaş ve iyice karıştırılan sıvı yağ ve yumurta sarısına
biraz sirke ya da limon suyu ile tuz
biber ya da istenen baharat katılarak hazırlanır.
Süt
peynir ve yumurta
Bu yiyeceklerin her zaman orta ya da düşük ateşte pişirilmesi gerekir. Krema
muhallebi ve dondurulmuş tatlıların temel malzemesi süttür. Peynir sosu
maydanoz sosu ve birçok tatlı sosunun temelini oluşturan ve beşamel olarak bilinen beyaz sos ise
tereyağı ile un ve süt karışımıdır. Bu
aynı zamanda
kremalı çorbalar ve suflelerin de ana malzemesidir.
Yumurta
aşçılıkta pek çok değişik biçimde kullanılabilen bir yiyecektir. Ayrıca çeşitli biçimlerde pişirilerek ayrı bir yemek olarak yenebilir. Kabuğuyla ya da kabukları kırılarak kaynar suya atılıp pişirilebilir. Az yağda kızartılabilir ya da bir kapta fırınlanabilir. Sütle karıştırılarak katılaşıncaya kadar yağda pişirilince de güzel bir yumurta yemeği elde edilebilir. Yumurta çırpılıp kabarıncaya kadar tereyağında pişirilince de omlet hazırlanmış olur. Çırpılmış yumurtanın içine tat verecek birçok değişik malzeme koyulabilir ya da bu malzeme piştikten sonra omletin içine koyulup katlanır.
Yumurta
köftelerin üzerine sürülebildiği gibi
içine de katılabilir. Kâse kremaları ve pastacı kremalarının kıvamı yumurtayla koyulaştırılır. Yumurta akı çırpıldığı zaman
köpüklü ve katı bir madde olur; suflede
omlette
pandispanyada
kekte ve bezede yumurta bu biçimiyle kullanılır.
Et ve kümes hayvanları
Bu besin maddelerinin pişirilmesinde farklı yöntemler kullanılır. Susuz pişirme yöntemleri olan közleme
ızgara
fırınlama ve kızartmada etler küçük parçalar halinde kesilir. Kebaplar derin olmayan
kapaksız bir tepsiye koyulur ve fırında pişirilir. Büyük bir et parçası
şişe geçirilmiş olarak fırında çevrilerek pişirilirse rosto elde edilebilir. Çok lifli etleri sulu pişirmek en iyi yöntemdir. Et önce yağda kızartılır
sonra biraz su ya da şarap katılarak lifleri kolaylıkla bıçakla kesilebilecek hale gelene kadar pişirilir. Daha büyük
daha sert et parçaları ve etin belirli yerleri gene suyla pişirilerek yahni yapılabilir.
Balık ve deniz ürünleri [değiştir]
Balığın ve deniz ürünlerinin uzun süre pişirilmemesi gerekir. Öte yandan bu besin maddeleri taze olmalıdır. Balık fırında pişirilebilir
ızgara yapılabilir ya da yağda kızartılabilir. Bazen gevrek olması için
kızartılmadan önce yumurta
galeta tozu ya da una bulanır.
Tahıllar
Darı
yulaf
arpa
buğday
çavdar
pirinç ve mısır gibi tahılların bazıları öğütülerek un haline getirilir. Ekmek ve bisküvi yapımında kullanılır. Börek
kek ve kurabiye gibi hamurdan yapılan yiyeceklerin ana maddesi de undur. Una tuz
süt ya da başka sıvılar ve katı yağ katılır. Bazen şeker ve maya (ya da kabartma tozu) da eklenir.
Tat vericiler
Aşçılıkta tuz
besinin kendi tadını belirginleştirmek ya da bazı tatları güçlendirmek için kullanılır. Yemek pişirmede ilk tat verici de
büyük bir olasılıkla deniz suyunda bulunan tuz olmalıdır.
Küçük bitkilerin
çalıların ve ağaçların kuru bölümlerinden çok çeşitli tat vericiler elde edilir ve bunlara baharat denir. Karanfil
karanfil ağacının goncasıdır. Meyvesi baharat olarak kullanılan bitkiler arasında yenibahar
anason
karaman kimyonu
kırmızıbiber ve vanilya vardır. Küçük hindistancevizi (tohumları)
besbase (kabuğu)
hardal ve biber birçok yemekte tat verici olarak kullanılır. Tat verici otlar arasında nane
fesleğen
sater
mercanköşk
adaçayı
maydanoz
biberiye
tarhun ve kekik sayılabilir. Tarçın
bir ağacın kabuğundan elde edilir. Zencefil ve bayırturpu ise aynı bitkilerin köküdür.
Taze
yeşil bitkiler ya da bitkilerin bazı bölümleri de tat verici olarak kullanılır. İyi aşçılar yemek hazırlarken soğan
sarmısak
pırasa
kereviz ve birçok taze yaprak kullanırlar.
Yemeklerde doğal tat vericilerin yanında yapay tat vericiler de kullanılır. Yapay tat vericiler kimyasal maddelerden yapılır ve doğal tat vericilerden neredeyse ayırt edilemez. Ama bazı kimyasal maddeler sağlığa zararlı olduğundan
bugün birçok ülkede yiyeceklerde hangi kimyasal maddelerin kullanılabileceği belirlenmiştir. Ayrıca besinlerin içinde nelerin bulunduğunu gösterecek biçimde etiketlenmesi yasal zorunluluktur.
Evde aşçılık
Aşçılığı öğrenmenin en iyi yolu
iyi aşçıları yemek yaparken izlemektir. Ama yeni öğrenenler için çoğunlukla işin basit ve pratik yönlerini açıklayan yemek kitapları ile televizyonlardaki yemek programlarından da yemek pişirme öğrenilebilir. Kitap
kullanılması gereken malzemeyi anlatır
yemek programları görüntülerle açıklar.
İlk yemek pişirme kitapları genellikle önce yemeği ve malzemesini tanımlar
sonra pişirme yöntemlerini açıklardı. 20. yüzyıla kadar aşçıların ne güvenilir tartı ve ölçü aletleri ne de fırını belirli bir sıcaklıkta tutma olanağı vardı. Günümüzde yemek tariflerinde malzemelerin ölçüleri ya da pişirme sıcaklığı verilse de
bu her zaman gerekli değildir. Çünkü deneyimli aşçılar zevklerine ve ellerindeki malzemeye göre malzemelerin bileşimini değiştirebilirler. Aslında iyi bir aşçı
hangi besin taze ve bol ise onu alıp
gösterişe kaçmadan
sade ve lezzetli bir yemek hazırlayabilmedir.
23.02.10, 19:21 #3
Cevap: Aşçı Aşçı Kimdir Aşçı Nedir Aşçı Mesleği Aşçılık Aşçılık Bölümü Aşçılık Hakkın
TANIM Günlük olarak hazırlanması gereken yiyecekleri
belli bir plan içinde bilgi ve becerisini kullanarak
temizlik kurallarına uygun olarak servise hazır hale getiren kişidir.
GÖREVLER · Yemeklerin hazırlanışı sırasında gerekli malzemenin tamam ve taze olup olmadığını kontrol eder
· Yapılacak yemek için gerekli malzemenin nasıl hazırlanacağını aşçı yardımcısına tarif eder
· Malzemeyi tarife uygun olarak tencereye veya karavanaya koyar
· Yemeği cinsine göre (zeytinyağlı
etli vb.) pişirmek üzere havagazı fırınına veya elektrikli ocağa yerleştirir
·Yemek pişince hava frikoya bırakır
bekletir
(sıcak servis yapılması gereken yemekleri sıcak sulu kazana koyar.) · Mutfaktaki alakart listesinde olan yemekleri hazırlar ve gerekirse süsler
· Gerektiğinde bizzat yemeği tabağa yerleştirerek servise hazırlar
· Mutfağın
kullanılan araç ve gereçlerin bakım ve temizliğini yapar veya · yaptırır. NOT: Büyük mutfaklarda çalışan aşçılar bir alanda uzmanlaşmışlardır.
KULLANILAN ALET VE MALZEMELER ·Her türlü mutfak araç ve gereci (bıçak
tencere
karavana
mikser vb.)
· Havagazı fırını
elektrikli fırın
ızgara
fritöz
·Hamur yoğurma makinesi
sebze doğrama makinesi
ekmek kesme makinesi
salam ve kıyma makinesi
buharlı istim (sebze
et pişirirken)
dondurma makinesi gibi aletler kullanır.
MESLEĞİN GEREKTİRDİĞİ ÖZELLİKLER Aşçı olmak isteyenlerin; - Yiyecekle ilgili konulara ilgi duyan
- Bedence güçlü ve sağlıklı
- Tat ve koku alma duyumları gelişmiş
- Temiz
titiz
sorumlu
- Bir işi planlama ve uygulama yeteneğine sahip
- Eli çabuk
hızlı hareket edebilen kimseler olmaları gerekir. Yaratıcı olanlar mesleklerinde başarılı olup
ilerleme olanağı bulabilirler. Mutfağı yönetebilecek disiplin anlayışına sahip olmalıdırlar.
ÇALIŞMA ORTAMI VE KOŞULLARI Aşçılar mutfaklarda görev yaparlar. Çalışma ortamı sıcak ve nemlidir. İş başında aşçılık mesleğinin gerektirdiği özel kıyafeti giyerler. Aşçılar birinci derecede malzeme ve aletlerle ilgilidirler. Zaman zaman işverenle
aşçıbaşı veya aşçı yamakları ile iletişim kurarlar. Çalışırken dikkatli davranmazlarsa yanma tehlikesiyle karşılaşabilirler. İş genellikle gündüz yapılır ama günlük yemek listesinin hazırlanması ve gerekli planlamanın yapılması gece çalışmayı gerektirebilir. Turizm bölgelerinde çalışanlar için mevsimlik çalışma söz konusu olabilir.
ÇALIŞMA ALANLARI VE İŞ BULMA OLANAKLARI Günümüzde aşçılar çok değişik kuruluş ve kurum mutfaklarında görev yapabilmektedirler.Okul mutfağı
hastane mutfakları
fabrika mutfağı
ordu mutfağı
işyeri mutfağı
yemek fabrikaları mutfağı
otel mutfağı
restoran mutfağı
gemi mutfağı
uçak mutfağı
tren mutfağı
otobüs mutfağında da mutfak personeli çalışabilmektedir. Kendi bilgi ve becerileri yeterli olduğu sürece bu meslekte işsizlik probleminin yaşanma ihtimali düşüktür. Çeşitli yollarla iş bulma imkanlarına sahiptirler. Kendi çabalarıyla kurum ve kuruluşlara ulaşarak
gazete
dergi vb. yayınlar aracılığıyla
meslektaşları yardımıyla
mesleki eğitim öğretim kurumları aracılığıyla ve Türkiye İş Kurumu yardımıyla iş bulma imkanlarına sahiptirler.
MESLEK EĞİTİMİNİN VERİLDİĞİ YERLER Bu mesleğin eğitimi; - Yeterli müracaat olması durumunda tüm mesleki eğitim merkezlerinde verilmektedir. Ayrıca; - Anadolu kız meslek/Anadolu meslek liseleri
kız meslek/meslek liseleri ile çok programlı liselerin “Ağırlama ve Gıda Teknolojisi”alanı “Mutfak Hizmetleri”dalında
ayrıca pratik kız sanat okullarında ve kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde
- Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinin Mutfak bölümlerinde
- Turizm Bakanlığına bağlı turizm eğitim merkezlerinde
- Halk Eğitim Merkezlerinde
- Özel Turizm Meslek Kurslarında da mesleğin eğitimi verilmektedir. Turizm Bakanlığına bağlı Turizm Eğitim Merkezlerinde aşçılık eğitimi verilmektedir.
MESLEK EĞİTİMİNE GİRİŞ KOŞULLARI · Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek liselerinin mutfak bölümüne ve Anadolu meslek/Anadolu kız meslek liseleri “Ağırlama ve Gıda Teknolojisi”alanına girebilmek için ilköğretim okulu mezunu olmak ve Orta Öğrenim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavında başarılı olmak
·Kız Meslek/meslek liseleri ve çok programlı liselerin “Ağırlama ve Gıda Teknolojisi “alanına girebilmek için ilköğretim okulu mezunu olmak
· Pratik Kız Sanat okullarında öğrenim görmek için ilköğretim çağı dışında olmak
kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde öğrenim görmek için ise ilköğretim okulu mezunu olmak gerekmektedir. · Turizm Bakanlığına bağlı Turizm Eğitim Merkezlerinde eğitime 16-22 yaşları arasında en az ilköğretim okulu mezunu olanlar
yazılı sınav ve mülakatla kabul edilirler. Eğitim ücretsizdir. ·Özel turizm meslek kurslarında eğitime 16-25 yaş arasındaki en az ilkokul mezunu olanlar alınır. Eğitim ücretlidir. Büyük illerde ve turizmciliğin gelişmiş olduğu yörelerde çok sayıda özel kurs bulmak mümkündür. Çıraklık eğitimine başlayabilmek için; ·En az ilköğretim okulu mezunu olmak
·14 yaşını doldurmuş 19 yaşından gün almamış olmak
ancak
19 yaşından gün almış olanlardan daha önce çıraklık eğitimden geçmemiş olanlar
yaşlarına ve eğitim seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki eğitim programlarına göre çıraklık eğitimine alınabilir. · Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak
· Eğitim görmek istediği meslekte bir işyeri sahibi ile çıraklık sözleşmesi imzalamak gereklidir.
EĞİTİMİN SÜRESİ VE İÇERİĞİ Eğitim teorik ve uygulamalı (restoranlarda
otel ve tatil köylerinin mutfaklarında vb. yerlerde) olarak verilir
genelde teorik ve uygulamalı eğitim süreleri eşittir. Eğitim
EKİM-MART aylarında okulda teorik
NİSAN-EYLÜL aylarında işletmelerde uygulamalı olarak gerçekleşmektedir. - Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liseleri
Anadolu Meslek/Anadolu Kız Meslek liselerinde 4 yıl (1 yıl Yabancı Dil hazırlık). - Kız meslek liseleri ile çok programlı liselerde 3 yıl
- Kız teknik öğretim olgunlaşma enstitülerinde 2 yıl sürelidir. - Mesleki eğitim merkezlerinde bu mesleğin eğitimi 3 yıldır. - Özel turizm meslek kurslarında eğitim süresi 5-6 ay arasında değişmektedir. - Turizm Bakanlığına bağlı turizm eğitim merkezlerinde eğitim süresi 7 aydır.
MESLEKTE İLERLEME - Aşçılar çalıştıkları işyerinde özellikle turistik mutfaklarda
soğukçu
sıcakçı
pastacı
ızgaracı gibi alanlarda uzmanlaşabilir. - Meslek deneyimine bağlı olarak kişi çalıştığı yerde Aşçıbaşı olarak görev alabilir. - Ustalık eğitimine katılan kalfalar 3 yıl
eğitime katılmayanlar ise 5 yıl sonra (çalıştıklarını SSK veya Bağ-Kur primleri ile belgelemek şartıyla) ustalık sınavına girebilmektedirler. Ustalık belgesine sahip kişiler usta öğreticilik kurslarına katılarak “Usta Öğretici” unvanı alabilirler. - Meslek liselerinin “Aşçılık” bölümünden mezun olanlar istedikleri takdirde
bitirdikleri alan
kol ve bölümlerinin devamı niteliğinde veya buna en yakın programların uygulandığı meslek yüksekokullarına istenilen şartları taşımaları durumunda sınavsız olarak yerleştirileceklerdir.
BENZER MESLEKLER: Tatlıcı-Pastacı
Dönerci-Kebapçı-Pideci
Soğuk Mezeci
Ekmekçi. BURS
KREDİ VE ÜCRET DURUMU - Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi mezunları
işletmelerde beceri eğitimi sırasında asgari ücretin % 60'ndan az olmamak üzere ücret alırlar. - Anadolu kız meslek/Anadolu meslek liseleri
Kız meslek liseleri ile Mesleki eğitim merkezleri ve meslek lisesi öğrencileri beceri eğitimi süresince asgari ücretin %30'undan az olmamak üzere ücret alırlar. - Özel turizm meslek kurslarında öğrenci kendisi ücret ödemek zorundadır. - Kazanç
işletmenin büyüklüğüne
kişinin tecrübe ve niteliğine göre farklılıklar göstermektedir. Asgari ücret ile asgari ücretin 3 katına kadar aylık ücret alınabilmektedir. Bu ücretler yükselebilmektedir. Aşçıbaşılıkta ise ücretler çok yüksek miktarlarda olabilmektedir. Yabancı dil bilen ve çok tecrübeli aşçılar çok yüksek rakamlarla büyük otellerde ve turizm bölgelerindeki tesislerde çalışabilmektedir.
DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİN BAŞVURULABİLECEK YERLER - İlgili Eğitim Kurumları
- Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü Meslek Danışma Merkezi
- Bünyesinde Meslek Danışma Merkezi bulunan Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İl ve Şube Müdürlükleri.
Konu Etiketleri: aşçi mesleğinin tanımı, aşçı kimdir, aşçı mesleğinin kısa tanımı, aşçı tanıtımı, aşçılık mesleği nedir, aşçı mesleğinin tanıtımı, aşçılık mesleğinin özellikleri, aşçılık mesleğinin tanımı, aşçı kimdir ne iş yapar, aşçı mesleğini tanıtımı, aşçı mesleğini ingilizce tanıtma, aşçılık mesleği hakkında herşey, aşçılık mesleğinin zor yanları, pratik uygulama ustalık sınav soruları aşcılık, aşcılık bölümü hakkında detaylı bilgi, escoffier kimdir, aşçının görevleri hakkında bilgiler, aşçı meslek tanıtımı, aşçılıkla mesleğinin kısa açıklaması, aşçının kısa tanımıBenzer Konular
-
Aşçı Ayla Oyunları - Aşçı Oyunu - Yemek Pişirme Aşçı Oyunu
Aşçı Ayla Oyunları - Aşçı Oyunu - Yemek Pişirme Aşçı Oyunu Aşçı Ayla Oyunları oyna Aşçı oyunu oyna Talimatları izleyerek yemeği hazırlayın.... -
Anestezi Bölümü - Anestezi Bölümü Hakkında Bilgiler - Anestezi Bölümü Mesleği Tanımı
Anestezi Bölümü - Anestezi Bölümü Hakkında Bilgiler - Anestezi Bölümü Mesleği Tanımı TANIM Anestezi teknikeri; her türlü ameliyatta... -
Aşçılar Neden Kafalarına Uzun Aşçı Şapkası Takarlar?Aşçıların Şapkaları Ne İşe Yarar?
Aşçılar Neden Kafalarına Uzun Aşçı Şapkası Takarlar?Aşçıların Şapkaları Ne İşe Yarar? Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur.... -
Müfettiş Müfettiş Kimdir Müfettiş Nedir Müfettiş Mesleği Müfettişlik Bölümü Müfettiş
Müfettiş Müfettiş Kimdir Müfettiş Nedir Müfettiş Mesleği Müfettişlik Bölümü Müfettiş Olmak Müfettiş Hakkında Müfettiş Bilgi Müfettiş Tanımı... -
Makinist Demiryolu Makinist Mesleği Makinist Bölümü Makinist Hakkında Makinist Kimdir
Makinist Demiryolu Makinist Mesleği Makinist Bölümü Makinist Hakkında Makinist Kimdir Makinist Bilgi Makinist Tanımı Makinist Yolcu veya yük...
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.



Alıntı

Bvlgari Blv Edp 75 Ml Hakkında
13.06.13, 10:28 in Parfüm