Albert Einstein Kimdir? Albert Einstein Neyi Bulmuştur?Albert Einstein Neyi İcat Etti
Soru Cevap içinde Albert Einstein Kimdir? Albert Einstein Neyi Bulmuştur?Albert Einstein Neyi İcat Etti konusu , Albert Einstein Kimdir? Albert Einstein Neyi Bulmuştur?Albert Einstein Neyi İcat ...
- 08.11.10, 01:54 #1
Albert Einstein Kimdir? Albert Einstein Neyi Bulmuştur?Albert Einstein Neyi İcat Etti Albert Einstein Kimdir? Albert Einstein Neyi Bulmuştur?Albert Einstein Neyi İcat Etti
(1879 -1955)
- "Okula gitmem neden gerekiyor
babacığım?" Sert görünüşlü baba
sekiz yaşındaki oğlunu tepeden süzdü.
- "Albert
kara cahil biri olarak mı büyümek istiyorsun
yoksa?"
- "Kara cahil de ne demek?"
İyi döşenmiş geniş salonun öbür ucundan bir kahkaha yükseldi. Baba ile oğul
birlikte
büyük piyano başındaki anneye döndüler.
- "Ah Hermancığım
bilmiyor musun
o oyunda Albert'le başa çıkamayacağını?" "Doğrusunu istersen
ne demek istediğini anlayamıyorum." diye kekeledi kocası.
Eski bir Macar halk şarkısını çalmayı sürdüren bayan Einstein
- "Haydi
haydi
bilmezlikten gelme. Bilmiyor muyum sanki
Albert'i soru sormaktan vazgeçirmek için sorusuna soruyla yanıt vermek taktiğini!" Ama görüyorsun ya
yürümüyor!" dedi.
Albert seğirterek annesinin yanına gitti; tuşlar üzerinde kayan usta parmaklar ona bir anda ne sorduğunu unutturmuştu. Piyano şarkı söylüyordu
adeta! İki tuşa sert bir vuruşla çalmasını noktalayan anne
taburesinde döndü
oğlunu kolları arasına aldı. Albert'in koyu gür
dalgalı saçlarının üstünden kocasına gülümsedi: - "Görüyorsun ya
Albert'i soru sormaktan alıkoymanın bir yolu vardır: benim müziğim!"
Baba da gülümsedi; bir şey demeğe kalmadan
oğlan annesinin kucağında dönerek
- "Soru sormak kötü bir şey mi?" diye sordu. Bu kez gülme sırası babasındaydı:
- "İşte sana! Boşuna övünme
senin müziğinin de onu durduracağı yok."
Anne kocasını duymazlıktan gelerek
oğluna döndü:
- "Soru sormanın hiçbir kötü yanı yok
tatlım. Yeter ki
soruların karşındakini küçük düşürmeye ya da kırmaya yönelik olmasın!"
- "Ama ben öyle bir şey yapmıyorum
anneciğim. Bilmediğim o kadar çok şey var ki
sorarak öğrenmek istiyorum; her şeyi öğrenmek istiyorum."
Anne gururla gülümsedi; baba ise biraz duraksamalı
- "Peki
dediğin gibi gerçekten her şeyi öğrenmek istiyorsan yavrum
okula neden gitmen gerektiğini nasıl sorabilirsin? Okul soruların yanıtlandığı yer değil midir?" diye araya girdi.
- "Değildir
babacığım!" dedi çocuk. "Yanıtlamak şöyle dursun
soru bile sordurmuyorlar
insana. Okuldan hoşlanmıyorum. Hapishanedeymişim gibi sanki. Öğretmenler gardiyanlardan farksız; sıralar arasında gidip gelen gardiyanlar!"
Karı koca birbirlerine tedirgin gözlerle bakıştılar. Albert'in bu suçlamalarına ne diyebilirlerdi ki...
İşte her şeyi sorgulayan bu çocuk
ilerde büyük bilimsel atılımların yanı sıra özentisiz
erdemli bilge kişiliğiyle de tüm dünyanın ilgi odağı olacaktı.
Albert Einstein
Güney Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi olan babası başarılı bir iş adamı değildi. Annesinin dünyası müzikti; özellikle Beethoven'in piyano parçalarını çalmak en büyük tutkusuydu. Aile Musevî kökenliydi
ama dinsel bağnazlıktan uzak
açık görüşlü
kültürel etkinliklerle zengin bir yaşam içindeydi. Ne var ki
çocuğun ilk yıllardaki gelişmesi kaygı vericiydi. Özellikle konuşmadaki gecikmesi aileyi telaşa düşürmüştü.
Albert
içine kapanıktı; çocukların arasına katılmaktan
oyun oynamaktan hoşlanmıyordu. Okulu sıkıcı buluyor
ezbere dayanan eğitim disiplinine katlanamıyordu. "Gimnazyum"da geçen orta öğrenimi mutsuz ve başarısızdı. Mühendis amcasının özel ilgisi olmasaydı
belki de öğrenimden tümüyle kopacaktı. Amca
yeğene cebir ve geometriyi sevdirdi. Geometri özellikle Albert'i bir tür büyülemişti.
Einstein
yıllar sonra amcasına borcunu şöyle dile getirir: "Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri
beş yaşımda iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşımda iken tanıştığım Öklit geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne girmeyen bir kimsenin ilerdi kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!"
Einstein
yüksek öğrenimini güç koşullara göğüs gererek Zürih Teknik Üniversitesi'nde yapar. Mezun olduğunda iş bulmak sorunuyla karşılaşır. Üniversitede asistanlık bir yana orta okul öğretmenliği bile bulamaz. Sonunda bir okul arkadaşının yardımıyla Bern Patent Ofisi'nde sıradan bir işe yerleşir; ama asıl dünyası olan bilimden kopmaz; çok geçmeden büyüsü bugün de süren devrimsel atılımlarıyla yaratıcı dehasını kanıtlar. 1905'te Annalen der Physik dergisinde yayımlanan üç çalışmasının her biri
fizik tarihinde bir dönüm noktası sayılabilecek nitelikteydi.
Bunlardan biri
şimdi "fotoelektrik etki" dediğimiz bir olaya ilişkindi. Newton
ışığı tanecikler akımı
kimi bilim adamları ise dalga devinimi diye nitelemişti. Aslında ışığın davranışını açıklamada iki kuramın birbirine bir üstünlüğü yoktu; ancak
Newton'un adı parçacık kuramına bir tür ağırlık sağlamaktaydı.
Ne var ki
19. yüzyılın başlarında Young'la başlayan
Fresnel ve daha sonra Faraday ve Maxwell'in çalışmalarıyla pekişen deneyler dalga kuramına belirgin bir üstünlük sağlamıştı. Einstein'ın fotoelektrik çalışması bu gelişmeyi bir bakıma tersine çevirmekle kalmaz
Planck'ın 1900'de ortaya sürdüğü kuantum teorisini de çarpıcı bir biçimde doğrular.
Daha az bilinen ikinci çalışma "Brown devinimi" denen bir olayı açıklıyordu. 1850'lerde İngiliz botanikçisi Robert Brown
mikroskopla polenleri incelerken
taneciklerin su içinde gelişigüzel sıçramalarla devinim içinde olduğunu gözlemlemişti. Ancak bu gözlem 1905'e dek açıklamasız kalır.
Einstein'ın bugün de geçerliliğini koruyan açıklaması oldukça basittir: Son derece hafif olan polenlerin ani kımıltıları
su moleküllerinin çarpmalarıyla oluşuyordu. Gerçi molekül kavramı yeni değildi; ancak en güçlü mikroskop altında bile görülemeyecek kadar küçük olan moleküllerin varlığı ilk kez bu açıklamayla kanıtlanmış oluyordu.
Yüzyılımızın başında Ernst Mach gibi kimi seçkin fizikçilerin bile gözlemsel kanıt yokluğu gerekçesiyle atom teorisine uzak durdukları bilinmektedir. Öyle ki
bu olumsuz tutum
gazların kinetik teorisinin kurucusu Boltzman'ı intihara sürükleyecek kadar ileri gitmişti. Einstein'ın açıklaması
bu tutuma son vermekle fiziğin içine düştüğü bir tıkanıklığı giderir.
1905'in bilim dünyasına yeni bir ufuk açan üçüncü ve en önemli çalışması
Özel Görecelik (Special Relativity) kuramıdır. Bu kuram
Einstein'ın genç yaşında kendini gösteren bir merakına dayanır. Daha on dört yaşında iken Einstein
"Bir ışık ışınına binmiş olsaydım
dünya bana nasıl görünürdü
acaba?" diye sormuştu.
19. yüzyılın sonlarında ışığın hızına ilişkin Michelson-Morley deneyi
bu merakı derinleştiren bir sorun ortaya koymuştu: Ses ve başka dalga olaylarının
tersine ışık hızının referans sistemine görecel olmayışı! Saatte 100 km hızla ilerleyen bir lokomotifin
iki istasyon arasında düdük çaldığını düşünelim. Sesin ön ve arka istasyonlara değişik hızlarla ulaşacağını biliyoruz: Öndeki istasyona normal ses hızından saatte 100 km daha fazla
arkada kalan istasyona ise saatte 100 km daha yavaş bir hızla ulaşır. Oysa trendeki insanlar için sesin hızında bir değişiklik yoktur; ön ve arka uçlara normal hızıyla aynı anda ulaşır. Sesin hızı gözlemcinin hızına göreceldir.
Işığa gelince Michelson Morley deneyleri
ışığın öyle davranmadığını göstermekteydi. Işık kaynağı ile gözlemcinin birbirine görecel hareketlerine ne olursa olsun ışık hızında bir değişiklik gözlemlenmemekteydi. Bu beklenmeyen bir sonuçtu; çünkü
sesin hava aracılığıyla yayıldığı gibi
ışığın da "esir" denen gizemli bir ortam aracılığıyla yayıldığı ve gözlemcinin hareketine bağlı olduğu sanılıyordu. Esir gözlemlenebilir bir nesne değildi; ama öyle bir kavram olmaksızın optik olgular nasıl açıklanabilirdi? Kaldı ki
Maxwell'in elektromanyetik teorisi de esir türünden bir ortam varsayımına dayanıyordu.
Einstein'ın getirdiği çözüm
deney sonuçlarını yansıtan şu iki temel ilkeyi içermektedir.
1) Doğa yasaları ivmesiz hareket eden tüm sistemler için aynıdır;
2) Işığın hızı
kaynağına göre hareket halinde olsun veya olmasın
her gözlemci için aynıdır.
Özel Görecelik Kuramı'nın öncüllerini oluşturan bu iki temel ilke
yeterince anlaşılmadıkça
Einstein devrimini kavramaya olanak yoktur. Kuramın içerdiği tüm önermeler
bu öncüllerin mantıksal sonuçlarıdır. Aslında deneysel nitelikte olan bu iki ilkenin yol açtığı kuramsal devrim
ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir. Ama sonuçlarına bakıldığında şaşkınlık
yerini büyük bir hayranlığa bırakmaktadır.
Sonuçlardan biri
bir gözlemciye bağıl olarak nesnelerin hareketleri yönünde uzunluklarının kısaldığı
kütlelerinin arttığı öndeyişidir. Örneğin
bir topu ışık hızına yakın (yakın
çünkü kurama göre ışık hızını yakalamaya ve aşmaya olanak yoktur) bir hızla uzaya fırlattığımızı varsayalım: Hareket dışındaki bir gözlemci için top bir tepsi gibi yassılaşırken
kütlesi büyük ölçüde artar. Hızı kesildiğinde top
önceki biçim ve kütlesine döner.
Kurama göre hızı ışık hızına erişen bir nesnenin oylumu sıfır
kütlesi sonsuz olur. Ancak öyle birşey düşünülemeyeceğinden
hiçbir nesnenin ışık hızıyla hareketi beklenemez. Başka bir deyişle
kütle eyleme direnç demek olduğundan
kütlenin sonsuzlaşması hareketin yok olması demektir.
Daha az şaşırtıcı olmayan bir sonuç da
zamanın görecelliği. Örneğin
birbirine tam ayarlı iki saatten birini çok hızlı bir roketle uzaya yolladığımızı düşünelim. Bu saatin yerdeki saate göre daha yavaş çalıştığı görülecektir. Roket saniyede yaklaşık 260
000 km hızla yol alıyorsa
yerdeki saatin yelkovanı iki tam dönüş yaptığında roketteki saatin yelkovanı ancak bir tam dönüş yapacaktır. Oysa rokette bulunan gözlemci için öyle bir yavaşlama söz konusu değildir; saat normal hızıyla çalışmaktadır. Ne var ki
bu kişi dünyaya döndüğünde kendisini karşılayan ikiz kardeşini daha yaşlanmış bulacaktır.
Kuramdan matematiksel olarak çıkan bu sonuçlar daha sonra deneysel olarak doğrulanmıştır.
Kuramın belki de en önemli (atom bombası nedeniyle en çok bilinen) bir sonucu da madde ve enerji eşdeğerliliğine ilişkin denklemdir:
(Denklemde E enerji
m kütle
c ışık hızı olarak kullanılmıştır).
Başlangıçta bu ilişkinin önemi yeterince kavranmamıştı. Einstein'ın denklemi içeren yazısını yayımlamakta güçlükle karşılaştığını biliyoruz. Oysa küçük bir kütlenin büyük bir enerji demek olduğunu ortaya koyan bu denklem yıldızların (bu arada Güneş'in) ışığı nasıl ürettiğini de açıklamaktaydı.
Kuramın evren anlayışımız yönünden de kimi sonuçları olmuştur. Bunlar arasında en önemlisi
hiç kuşkusuz uzay ve zaman kavramlarını birleştiren dört boyutlu uzay zaman kavramıdır.
Özel Görecelik kuramı düzgün doğrusal (ivmesiz) hareket eden sistemlerle sınırlıydı. Einstein'ın 1915'te ortaya koyduğu Genel Görecelik kuramı ise birbirine göre hızlanan veya yavaşlayan (yani ivmeli hareket eden) sistemleri de kapsıyordu. Öyle ki
birinci kuramı
kapsamı daha geniş ikinci kuramın özel bir hali sayabiliriz.
Özel Görecelik
Newton'un mekanik yasalarını değiştirmişti. Genel Görecelik daha ileri giderek "gravitasyon" kavramına yeni ve değişik bir içerik getirmekteydi. Klasik mekanikte gravitasyon
kütlesel nesneler arasında çekim gücü olarak algılanmıştı. Buna göre
örneğin bir gezegeni yörüngesinde tutan şey
kütlesi daha büyük Güneş'in çekim gücüydü.
Oysa
Genel Görecelik kuramına göre
gezegenleri yörüngelerinde tutan şey Güneş'in çekim gücü değil
yörüngelerin yer aldığı uzay kesiminin Güneş'in kütlesel etkisinde oluşan kavisli yapısıdır. Öyle bir uzay yapısında
nesnelerin başka türlü hareketine fiziksel olanak yoktur. Genel kuram
ayrıca gravitasyon ile eylemsizlik ilkesini "gravitasyon alanı" adı altında tek kavramda birleştiriyordu.
Bu noktada Einstein'ın
Maxwell'in "elektromanyetik alan" kavramından esinlendiği söylenebilir. Nitekim tanınmış bilim tarihçisi I.B. Cohen'in bir anısı bunu doğrulamaktadır: "Ölümünden iki hafta önce Einstein'ı ziyarete gitmiştim. Sekreter beni çalışma odasına aldı. İki duvar döşemeden tavana kitaplıktı. Bir duvar geniş penceresiyle bahçeye bakıyordu; diğerinde iki tablo asılıydı: Elektromanyetik teorinin kurucuları Faraday ile Maxwell'in portreleri!
Genel Görecelik kuramının tüm mantıksal yetkinliğine karşın
hemen benimsenmesi bir yana anlaşılması bile kolay olmamıştır. Eddington'a
"kuramı yalnızca üç kişinin anlayabildiği söyleniyor
doğru mu?" diye sorulduğunda
ünlü astrofizikçi bir an duraklar
sonra "üçüncü kişinin kim olduğunu düşünüyordum." der.
Bir kez
Özel kuramın tersine Genel kuram
fizikte çözümü istenen herhangi bir soruna yönelik bir arayışın ürünü değildi. Sonra
kuramı doğrulayan gözlemsel bir kanıt henüz ortada yoktu; üstelik
1915'in teknolojik olanakları kuramın deneysel yoklanması için yeterli değildi. Kuramın öndeyilerinden yalnızca biri yoklanmaya elveriyordu; ancak içinde bulunulan savaş koşulları bunu da güçleştirmekteydi.
Einstein
kuramından öylesine emindi ki
deneysel yoklamada ortaya çıkacak olumsuz herhangi bir sonucu kuramın yanlışlığı için yeterli sayacağını bildirmekten kaçınmıyordu.
Olgusal yoklanmaya elveren öndeyi şuydu: kuram doğruysa
Güneş'in gravitasyon alanından geçen bir ışık ışınının
eğrilmesi gerekirdi. Bu etkiyi gündüz aydınlığında belirlemeğe olanak olmadığı için
Güneş'in tutulmasını beklemekten başka çare yoktu.
Astronomlar Güneş'in 1919 Mayıs'ında tutulacağını
gözlem bakımından en uygun yerin Afrika'nın batısında Prens Adası olabileceğini bildirmişlerdi. Eddington'un önderliğinde bir grup bilim adamının gerçekleştirdiği gözlem ve ölçmeler öndeyiyi doğrulamaktaydı. Sonuç İngiliz Kraliyet Bilim Akademisi tarafından açıklanır açıklanmaz bilim dünyası bir tür büyülenir; Einstein
Newton düzeyinde bir yücelik simgesine dönüşür.
Kuram daha sonra başka gözlemlerle de doğrulanmıştır. Bunlardan biri açıklanmasında klasik mekaniğin yetersiz kaldığı bir olaya (Merkür gezegeninin perihelisinin kaymasına)
bir diğeri
Güneş (ve diğer yıldız) atomlarının saçtığı ışığın frekans düşüklüğü nedeniyle spektral çizgilerin spektrumun kırmızı ucuna doğru kayması olayına ilişkindir.
Özel Görecelik kuramı gibi Genel Görecelik kuramının da ilk bakışta çelişik görünen ilginç sonuçları vardır. Örneğin
kurama göre
evren büyüklük bakımından sonlu ama sınırsızdır. Gene kuram evrenin giderek ya büyümekte ya da küçülmekte olduğunu içermektedir (Nitekim yıldız kümeleri üzerindeki gözlemler evrenin büyümekte olduğunu göstermiştir).
Einstein
bu kuramıyla da yetinmez; yaşamının son otuz yılını daha da kapsamlı bir kuram oluşturma çabasıyla geçirdi. Evrende olup bitenleri bir tek ilke altında açıklamak
insanoğlunun
kökü klasik çağa inen değişmez bir arayışıdır. Thales tüm varlığı suya
Pythogoras sayıya indirgeyerek açıklamaya çalışmıştı.
Modern çağda Oersted
Faraday ve Maxwell'in elektrik ve manyetik güçleri özdeşleştirme yoluna gittiklerini görüyoruz. Einstein'ın da ömür boyu süren düşü buna yönelikti: Doğanın tüm güçlerini (gravitasyon
elektrik
manyetizma
vb.) "birleşik alanlar" dediği temel bir ilkeye bağlamak. Bu düşün gerçekleştiği söylenemez belki; ama Einstein
çağdaş fiziğin egemen akımı dışında kalma pahasına
umudundan hiçbir zaman vazgeçmez. Evrenin nedensel düzenliliği onda bir tür dinsel inançtı. "Seçeneğim kalmasa
doğa yasalarına bağlı olmayan bir evren düşünebilirim belki; ama doğa yasalarının istatistiksel olduğu görüşüne asla katılamam. Tanrı
zar atarak iş görmez!" diyordu.
Kuantum mekaniğini yetersiz ve geçici sayan çağımızın (belki de tüm çağların) en büyük bilim dehası
kendi yolunda "yalnız" bir yolcuydu; çocukluğa özgü saf ve yalın merakı
evren karşısında derin hayret ve tükenmez coşkusuyla ilerleyen bir yolcu!
Konu Etiketleri: einstein neleri icat etmiş kimmiş hayatı nasılmış neleri gerçekleştirmiş, einstein neleri icat etmiş kimmiş hayatı nasılmış neleri gerçekleştirmiş, einstein neleri icat etmiş kimmiş hayatı nasılmış neleri gerçekleştirmiş, einstein neleri icat etmiş kimmiş hayatı nasılmış neleri gerçekleştirmiş, einstein neleri icat etmiş kimmiş hayatı nasılmış neleri gerçekleştirmiş, albert einstein neden ünlüdür, albert einstein neden ünlüdür, albert einstein ne icat etmiştir, albert einstein neyi buldu kısaca, albert einsteinneyi bulduğu hayatı, einstein neyi bulmuştur ve kimdir, albert einstein ne icat etti, aynştayn neyi icad etti, albert einstein neyi bulmuştur, anştayn kimdir kısa neyi bulmuştur, anştayn kimdir kısa neyi bulmuştur, anştayn kimdir kısa neyi bulmuştur, anştayn kimdir kısa neyi bulmuşturBenzer Konular
-
Albert Einstein Kimdir Albert Einstein Biyografisi Albert Einstein Hayatı Einstein
Albert Einstein Kimdir Albert Einstein Biyografisi Albert Einstein Hayatı Albert Einstein Buluşları Albert Einstein Hakkında (1879 -1955) "Okula... -
Albert Einstein Hayatı İngilizce
Albert Einstein Hayatı İngilizce Albert Einstein Hayatı İngilizce olarak, İngilizce Albert Einstein Hayatı Albert Einstein was born at... -
İngilizce Albert Einstein Neyi Buldu
İngilizce Albert Einstein Neyi Buldu İngilizcesi:Einstein made significant contributions to the branches of statistical mechanics and... -
Albert Einstein Neyi Buldu
Albert Einstein Neyi Buldu neleri icat etti Einstein'ın icatları Einstein istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar ... -
Albert Einstein Neleri İcat Etmiştir?
Einstein – Einstein neler icat etti – Einsteinin icatlari – Einsteinın icatları nelerdir? 9 Ocak 1931… Dünyanın bir numaralı fizikçisi...
-



Alıntı

Yabancı ülkelerde doğal afetlere...
20.05.13, 20:17 in Soru Cevap