Sosyal Bilgilerin Faydaları Nedir? Sosyal Bilgilerin Faydaları Nelerdir?
Soru Cevap içinde Sosyal Bilgilerin Faydaları Nedir? Sosyal Bilgilerin Faydaları Nelerdir? konusu , Sosyal Bilgilerin Faydaları Nedir? Sosyal Bilgilerin Faydaları Nelerdir? SOSYAL BİLİMLERİN ...
- 04.01.11, 23:11 #1
Sosyal Bilgilerin Faydaları Nedir? Sosyal Bilgilerin Faydaları Nelerdir? Sosyal Bilgilerin Faydaları Nedir? Sosyal Bilgilerin Faydaları Nelerdir?
SOSYAL BİLİMLERİN HAYATIMIZDAKİ YERİ VE ÖNEMİ
Sosyal bilimler dünyanın ve yaşamın insanî ve toplumsal yönlerini inceleyen bir akademik disiplinler grubuna verilen addır. Türkiye'de zaman zaman sözel bilimler olarak da anılırlar. Sosyal bilimler sanat ve
beşeri bilimlerden insanlığı incelerken
nitel ve nicel metotlar dahil olmak üzere daha ziyade bilimsel metotların kullanımını içermesidir. İnter-disipliner dalların çoğalmasıyla ve sosyal bilimler dışındaki bilimler arasındaki sınırlar büyük oranda muğlaklaşmıştır; nöropsikoloji dalı buna örnek teşkil edebilir.
Sosyal bilimler başlığı altında genellikle aşağıda listelenen bilim dalları incelenir. Bununla birlikte bu dalların bir kısmı diğer akademik disiplin gruplarının da altında yer alabilir.
* Antropoloji
* İletişim bilimi
* Ekonomi
* Eğitim bilimi
* Coğrafya
* Tarih
* Uluslararası ilişkiler
* Dilbilim
* Siyaset bilimi
* Psikoloji
* Sosyoloji
* Müzikoloji
* Arkeoloji
* Filoloji
Eğitim ve toplum hayatımızın gelişmesinde sosyal bilimlerin etkisi o gün ne idiyse bugün de aynıdır ve belki daha fazladır. Aradan geçen zaman içinde teknolojideki baş döndürücü gelişmeye paralel olarak sosyal bilimlerin de aynı ölçüde önemi artmıştır. Bunun içindir ki
eğitim ve toplum hayatımızda başta sosyoloji olmak üzere
hukuka
iktisada
tarihe ve benzeri bilim dallarına dünden bugüne gereken ilgiyi göstermek gerekiyordu.
Karşılığını aramamız gereken soru şudur: Acaba bugün
sosyal bilimlerin toplum hayatımızdaki yeri ve tesiri nedir?
Bu soruya kestirmeden
tek kelimeyle olumlu veya olumsuz bir cevap vermeye imkân yoktur. Sosyal olaylar ve gelişmeler karşısında zaman içinde aldığımız tavır
bu sorunun cevabını verecektir.
Türkiye yirminci asrın ikinci yarısından itibaren siyasî alanda çoğulculuğa adım atarken güçlü bir heyecanla sanayileşmeye yöneliyordu. Bu yöneliş 1960 ve 1970’li yıllarda hızlı bir ivme kazandı. Sanayileşme çabalarının cazibesi
teknik ve mühendislik bilimlerini daha benimsenir hâle getirdi. Maddî hayattaki olumlu gelişmeleri ve kalkınma çabalarını toplumun hazmetmesini sağlıyacak mânevî ve fikrî ortamı yeterince geliştiremediğimiz için
zaman zaman kendisini gösteren sosyal olaylar karşısında
yönetim kademeleri yersiz bir tedirginliğe kapıldılar. “Sosyal uyanış ekonomik uyanışın önüne geçti” kaygısıyla geçmişin statükocu anlayışına dönme arayışları yaşandı.
Son yıllarda
hizmet ve bilgi toplumunun şartlarına göre şekillenme çabası içindeyiz. Fakat sosyal olaylara bakışımız halen tek gözlü bir görüntü veriyor. Toplumsal gerçeklerimizin
dünyadaki gelişmelerin farkında olmadığımızı hissettiren “süreç”ler yaşıyoruz. Realiteden haberimiz yok gibi davranıyoruz. Bu ilgisizliğe medya destekli dezanformasyon çabaları eklenince
avrupa Birliğine adaylık süreci bile anlamsız hale geliyor. Çağdaş bir toplumun gereklerine uyma konusunda muhatablarımız
söylediklerinize değil
yaptıklarınıza bakıyorlar. Samimiyetinizi
davranışlarınızda
tutarlılığınızda ve gerçekliğinizde arıyorlar.
Tam bu noktada şu sözün mânâsına uygun bir kabul içinde olmamız gereği kendisini gösteriyor: “Hayat-ı içtimaiye-i beşeriyede bir çığır açan
eğer kâinattaki kanun-u fıtrata muvafık hareket etmezse
hayırlı işlerde ve terakki de muvaffak olamaz. Bütün hareketi şer ve tahrip hesabına geçer.” (Bediüzzaman Said Nursi
Risale-i Nur Külliyatı
I. Cilt
674. shf.)
Bu ifadede belirtildiği gibi
sadece sosyal hayatın değil
daha derin bir kavrayışla yaradılışın kanunlarına uygun davranma ihtiyacı evrensel bir kuraldır. Buna uygun davranmadığınız takdirde
sizi bekleyen sonuç her alanda başarısızlıktır.
Günümüzde insan ve toplumların beklentilerine uygun sonuçlar almak çabası
herşeyin üstünde tutuluyor. Bu sonucu almada sosyal bilimlerin ve özellikle sosyolojinin tartışılmaz bir misyonu olduğu kabûl ediliyor. Onun içindir ki
21. asrın sosyologlar asrı olacağı
geçtiğimiz asrın son yıllarında dile getirilmeye başlanmıştır. Bu gerçekleri ve gelişmeleri yok farzederek devleti tartışma dışı tutup
onu kutsayan tutum çağdaş bir yaklaşım olarak kabûl görmüyor. Sosyal bilimlerin teknolojiye paralel geliştiği toplumlarda sivil toplum kavramı kamu otoritesi kavramının önüne geçmiştir. Devlet otorite üretmekten çok
hizmet aracı olarak görülüyor. Fakat Türkiye sosyal bilimler alanında
siyasi kültürde bu gelişmenin henüz farkında görünmüyor. Toplumun kimlik haritasını çizmek isteyenler sosyal bilim realitesinin oldukça uzağında duruyorlar.
Halbuki sosyal bilimlerin gereklerine ve gerçeklerine uygun bir tutum içinde olmak
herşeyden önce bizi çağını yakalamış bir toplum hâline getirecektir. Çoğulcu
katılımcı ve sivil insiyatifin fonksiyonel hâle geldiği bir toplum modeline gelişimizi sağlıyacaktır.
Sosyal bilimlerin önemi üzerinde durmanın başka nedenleri olmalıdır. Zira
gerek resmî alanda gerekse sivil alanda slogancı ve şabloncu yaklaşımların geçer değer hâline getirilmesi karşısında
sosyal bilimlerin önemini vurgulayan çabaya ihtiyaç vardır. Aksi takdirde dünyadaki hertürlü gelişmenin dışında kalma riski
hem fert hem de toplum açısından kaçınılmazdır. Günümüzde her alandaki gelişmelerin izlenmesi gerekiyor. Bundan daha önemlisi
her yeni olgunun
sahip olduğunuz kültürle
benimsediğiniz değer yanlarıyla telif ve senteze tabi tutulabilmesidir. Bir şiire veya şarkıya kendinizden ses ve imaj katarak “global köyü” insanlarına sunmak
yeni bir buluşun patenti ile aynı “köy” insanının karşısına çıkmak
iddialarımız arasında yer alabilmelidir. Günümüz “Global köy” insanının yaşadığı herhangi ahlâkî ve sosyal krize bir çözüm paketi üretmek yine aynı iddialı tutumun gereği olmalıdır. Bu büyük hedeflere
elbette yasakçı
baskıcı
sınırlayıcı ideolojik saplantılarla varılamaz. Ne kadar güçlü görünürse görünsün
zor’a dayalı bir tutumun kesinlikle geleceği yoktur. Artık bütün güç “ilmin elinde”dir. O ilmin kapılarından birisi de
toplumlara medeniyet camiasında özgün bir “yürüyüş” öğreten sosyal bilimlerdir. Bu gerçeğe ilgisizlik
sizi
örnek alınan bir model değil
önüne gelen rüzgara kapılan silik ve iddiasız bir yığın haline getirir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle
“kendi yürüşünü terketti
başkasının yürüşünü de beceremedi” teşhisinin muhatabı hâline gelirsiniz. Kendi yürüyüş ve duruşumuzu unutmadan
başkasının faydalanılması gereken duruşlarından ilham almak
herkesin önyargılardan uzak berrak bir bilim düşüncesinde buluşmasını gerektiriyor. Kısaca toplumdaki değişim ve dönüşümlerin önüne geçerek rehberlik yapabilmek için sosyal bilimler önemli bir alandır. Geçtiğimiz asırda öyle idi
halen de öyledir.
Konu Etiketleri: sosyal örgütlerin yararları nelerdirBenzer Konular
-
Sosyal örgüt nedir? Sosyal Örgütler Nelerdir? Sosyal Örgüt Adları Nelerdir?
Sosyal örgüt nedir? Sosyal Örgütler Nelerdir? Sosyal Örgüt Adları Nelerdir? Teşkilat, organizasyon. Belirli bir amaç ya da amaç grubuna yönelik,... -
Sosyal pedagoji - Sosyal Pedagoji ve Sosyal Çalışmanın Faaliyet Alanları Nelerdir?
Sosyal pedagoji - Sosyal Pedagoji ve Sosyal Çalışmanın Faaliyet Alanları Nelerdir? Sosyal pedagoji, Alman bilim adamı Adolf Diesterweg ... -
Sosyal Kontrol Nedir? - Sosyal Kontrol Neye Denir?Sosyal Kontrol Özellikleri Nelerdir
Sosyal Kontrol Nedir? - Sosyal Kontrol Neye Denir?Sosyal Kontrol Özellikleri Nelerdir SOSYAL KONTROLBireylerin veya sosyal grupların sosyal... -
Sosyal Devlet Nedir? Sosyal Devletin Anlamı,Sosyal Devlet Tanım Sosyal Devlet Kavramı
Sosyal Devlet Nedir? Sosyal Devletin Anlamı, Sosyal Devlet Tanım Sosyal Devletin Tanımı SOSYAL DEVLET KAVRAMI ... -
Adana SosyaL Durumu / Adananın Sosyal Yapısı / Adanadaki Sosyal Yapı
Adana SoSyaL Durumu SOSYAL DURUM - Göç Olgusu Eski bir tarihi geçmişi olan Adana yöresinde çeşitli uygarlıklar yaşamış ve iz...
-



Alıntı

geometrik cisimler
18.05.13, 19:08 in Soru Cevap