Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları Nedir?
Soru Cevap içinde Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları Nedir? konusu , Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları ...
- 27.01.11, 19:42 #1
Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları Nedir? Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları Nedir?
BÜYÜK MELEKLER
Cenâb-ı Allah'ın bütün melekler içinde üstün kıldığı dört büyük melek.
Melek kelimesi Arapça'da "haberci" anlamına gelmektedir. Çoğulu "melâike" olarak gelmekte ise de
gerek Türkçe'de ve gerekse Arapça'da çoğul manasına "melek"' olarak da kullanılmaktadır.
Melekler
ruh gibi lâtîf
nûrânî
mahiyetleri Allah katında malum
varlıkları bizim dünyamıza ait olmayan fakat insanlarla ilgili bir takım görevleri bulunan varlıklardır. Akıl ve nutukları olup; şehvet ve gadap gibi beşerî ihtirasları
yemeleri
içmeleri yoktur. Evlenmek
doğmak ve doğurmaktan uzaktırlar. Çeşitli şekillere girebilirler. Allah'ın emrine asla isyan etmezler
yerde ve gökte bir takım vazifeler ile meşgul olurlar. Daima Yüce Allah'ı tesbih ve zikrederler. Meleklerin bu özellikleri için bakınız: (el-En'âm
6/9
100; el-Hicr 15/8; el-Fâtır 35/1; el-Meâric 70/4)
Meleklerin sayısı ve her birinin hangi işlerle vazifeli oldukları bizce malûm değildir. Ancak bunlardan bir kısmı ve vazifeleri Kur'an-ı Kerîm'de ve Hz. Peygamber'in hadislerinde bildirilmiştir. Bu bilgilere göre"büyük melekler" olarak tanınan dört melek vardır ki
bunlar: Cebrâil
Azrail
İsrafil ve Mikâil'dir.
Cebrâil: Kur'an'da üç yerde "Cibrîl" olarak geçmekte (el-Bakara 2/97
98; et-Tahrim 66/4) diğer bazı ayetlerde de kendisinden Rûhu'l-Kudüs ve Rûh olarak bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87
253; el-Mâide 5/110).
Vazifesi
Allah'ın emir ve nehiylerini peygamberlerine bildirmektir. Bütün vahiy onun vasıtasıyla nazil olmuştur.
Cebrâil
bu görevi yerine getirirken peygamberimize çeşitli şekil ve suretlerde gelirdi. Birçok defa insan şeklinde bu görevini ifa ederdi. İnsan şekline girdiğinde daha ziyade Dıhye isimli sahabenin kılığında
bazan da normal bir bedevî olarak gelirdi ki
"Cibrîl hadisi" diye bilinen hadisin vukûunda Hz. Peygamber'e bu kılıkta gelmiştir.
Cebrâil bu gelişlerinin sadece iki defasında aslî suretinde görünmüştür. Bunlardan birisi (en-Necm
53/6-7) ayetlerinin nuzûlünde
diğeri ise yine Necm suresinin 13. ve 14. ayetlerinin nuzûlü esnasındadır (Tecrid-i Sarih Tercümesi
IX
95).
Azrâil: Kur'an-ı Kerîm'de
"Melekü'l-mevt" ( = ölüm meleği) olarak geçmektedir. " Ey Muhammed de ki; size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak
sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." (es-Secde
32/11)
Allah'ın emri ve izni ile canlıların
ölecekleri zaman canlarını almakla vazifelidir.
İsrafil: Kur'an'da "İsrâfil" olarak ismi geçmemektedir. Ancak
kıyametin vukûu ile ilgili ayette "(İsrâfil tarafından birinci sefer) Sûr'a üflenince Allah'ın dilediği (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayılırlar (ölürler). Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar." (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta
dolayısıyla isim olarak olmasa da bu meleğin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir. Buradan kıyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin başlangıcında bir Sûr'a üfürme olacağı anlaşılmaktadır ki
bu işle vazifeli melek İsrâfil (a.s.) dır. Bu görevinden dolayı İsrafil'e "Sûr meleği" ismi de verilmektedir.
Ayrıca İsrâfil'in
"Levh-i Mahfuz"* da yazılanları okumak ve ilgili meleğe haber vermekle de görevli olduğu bilinmektedir.
Mikâil: Kur'an-ı Kerîm'de bir yerde "Mikâil" olarak zikredilmektedir. (el-Bakara 2/98)
Mikâil'in görevi: yağmurun yağdırılması
rüzgârın estirilmesi ve mevsimlerin tanzimi gibi tabiat olaylarını Allah'ın emri ve izni ile vukua getirmektir.
Bu dört meleğin dışında
her insanın yanında bulunan ve daima onun küçük
büyük
gizli ve aşikâr yaptığı bütün işleri yazan melekler vardır ki
bunlara "Kirâmen kâtibîn"* denir. Ayrıca öldükten sonra kabirde sual sormakla vazifeli "Münker* ve Nekir"* melekleri de vardır.
Meleklere inanmak
müslümanlığın iman ve itikat esaslarındandır. İnanmayan
müslüman olamaz; inkâr eden de dinden çıkar. Zira
Kur'an-ı Kerîm'de meleklerin varlığından bahsedilmekte
bir kısmının ise bizzat isimleri geçmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Her kim Allah'a ve meleklerine ve peygamberlerine ve Cibrîl'e ve Mikâil'e düşman olursa Allah da kâfirlere düşmandır" (el-Bakara 2/98). Ayrıca Kur'an'da Fâtır suresinin bir diğer adı da "Melâike suresi"dir.
Melekler
bilfiil vardır. Onları görememiş olmamız onların yokluğu yolunda bir delil teşkil etmez. Onların bizim tarafımızdan görülmemesi
farklı bir şekilde yaratılmış bulunmalarından
vücudlarının rûhânî ve nûrâni olmalarındandır. Bizim gözümüz ise onları görebilecek şekilde yaratılmamıştır. Nitekim kendi aklımızı ve ruhumuzu da göremiyoruz
fakat onların varlığına inanıyoruz.
Meleklerin görevleri nedir? Melekler “nur”dan yaratılmış
latif mahluklardır. “İmtihan”a tabi olmadıkları için makamları sabittir. Yalnız ilahi emirlere itaat ederler. Daima hayır işler
verilen emrin dışına asla çıkmazlar. Şerre kabiliyetleri yoktur.
Kâinattaki maddi
manevi hemen bütün işlerde görevlidirler. Her varlığın müekkel yani kendisine vekil kılınmış bir melaikesi vardır. Yaptıkları işlerin önemine göre dereceleri de birbirinden farklıdır. En büyükleri Hazreti Cebrail
Mikail
İsrafil ve Azrail aleyhimüsselamdır. Güneş ve benzeri yıldızların birer müekkel melaikesi olduğu gibi
her bir yağmur tanesinin de birer melaike ile taşındığı hadislerde anlatılmaktadır.
Daima insanla beraber bulunan melekler vardır. Bunların bir kısmı
insanların sevaplarını
ve günahlarını yazarlar. Bunlara “kiramen katibin” denir. İnsan
tek başına kaldığı zaman bile yalnız değildir
bu meleklerle birliktedir. Bu mübarek arkadaşların varlığını iman ile hisseden adam asla yalnızlık çekmez.
Bizimle ilgili meleklerden biri de Azraildir. O
dünya hayatındayken
ölüm anında görebileceğimiz tek melektir . En kıymetli varlığımız olan ruhumuzu emaneten alır
berzah alemine götürür. O korkulmaya değil
sevilmeye layık emin bir emanetçidir.
Kabir âleminde bizi iki melek karşılar: Münker ve Nekir. Bir yaklaşıma göre “münker ve nekir” bir melek türünün ismidir ki
her adamın kabrine bunlardan ikisi gönderilir. İmana ve ibadete dair sorular sorarlar. Verilecek cevaba göre kabir azabı veya saadeti başlar. Hayatı
iman dairesinde istikametle geçmiş bir insan için
bu iki melek kabirde “nurani birer arkadaş”tırlar. Onu kabrin yalnızlığından ve dehşetinden kurtarır
ferahlandırırlar.
Büyük meleklerden olan Cebrail aleyhisselam ise
Cenabı Hakkın
kullarına emir ve yasaklarını bildirir; haberler getirir. Güvenilir bir elçidir.
İsrafil aleyhisselam
“yeniden hayat verme” fiilinde görevlidir. Rabbimizin “hayat verme” ile ilgili emir ve iradesini uygular. Özellikle bahar aylarında görülen dirilişte “Muhyi” isminin tecellisine vesile olur. Ölümden sonraki dirilişimizde de yine bu melek görevlidir.
Mikail aleyhisselam ise
rızkların yetiştirilmesinde ve dağıtılmasında ilahi emirleri uygulayan bir büyük melektir.
Burada adını andığımız büyük melekler
aynı görevi yapan melek türlerinin reisleri hükmündedirler. Mesela
İsrafil aleyhisselam “diriliş” emrini icra eden meleklerin kumandanıdır. Azrail aleyhisselam
“imate” yani “öldürme” emrini yerine getiren melek taifesinin başıdır...
Görülmemeleri dolayısıyla melekleri inkâr eden kimselere ne demeliyiz? Şu görünen âlemde nice görünmez kuvvetler
kanunlar
ışınlar iç içe vazife görüyorlar. Melekler ise bunların hepsinden daha lâtif. Işınlardan çok daha kesif olan havayı bile göremeyen insanoğlunun
“görmediğime inanmam” diyerek melekleri inkâra sapması çok tuhaf.
Zevkle seyrettiğimiz bir ağaçta
yarı canlı dediğimiz bir hayat tecellisi var. Biz bu hayatı göremeyiz
ama ağacın her yaprağı ve her çiçeği bize o hayatı âdeta haykırırlar. Güneşin çekim kuvvetini de göremeyiz ama
dünyamızın güneş etrafındaki seyahatinde o kuvvetin varlığını seyreder gibi oluruz.
Gözümüz yeryüzünün taşında toprağında dolaşırken bunların arkasında bir çekim kuvvetinin var olduğunu da çok iyi biliriz. Ağaçtaki büyüme kanunu
güneşteki cazibe ve yerin çekim kuvveti. Rabbanî ordulardan sadece üç nefer gibi.
Her yanımız bu görünmeyen ordularla kuşatılmış. Her faaliyet onların varlığından haber veriyor. Bütün bunlara rağmen yine de bazı kimselerden çok garip sözler işitiriz; “görmediğim şeye inanmam” diye.
İnanmak kalbe ait bir keyfiyet. İnsan
inanmaya çeşitli yollarla gider. Görme
bunlardan sadece birisi. Yemeğin tadına dilimizle bakarız. Halbuki
gözümüz tatlar âlemini göremez. “Radyoya bak
ne haber var?” denildiğinde bu defa kulağımıza iş düşer. Sesler âlemine onunla bakarız. “Şu adama bak
ne kadar kibirli.” denildiğinde ise
onun tavırlarından aklımızla birtakım mânâlar çıkarır ve bir hükme varırız. Gerçeği bulmada görmeyi tek ölçü kabul edenler
diğer duyu organları yanında
akıl ve vicdanın vazifesini de göze yüklemiş olurlar.
Bilim adamlarına göre
insan gözü şu âlemde mevcut ışınların ancak yüzde üç buçuk kadarını görebiliyormuş. Demek ki insan
görmeyi tek ölçü kabul etse
şu görünen âlemin bile yüzde doksanından fazlasını inkâr edecektir.
Kâinat ve onda faaliyet gösteren çok değişik ışınların bir başka şeklini
bir küçük misâlini
insan bedeninde ve onda faaliyet gösteren his dünyasında görmek mümkün.
Parmağımızı meleklere inanmayan birisinin yüzüne doğru uzatalım ve “şu deri tabakası var ya” diyelim
“Onu yüzünden söküp at!”. Altındaki etleri de soy kafatasından. Bedenindeki bütün derileri aynı şekilde yüz. Akan kanlarını bir yana topla. Etlerini bir başka köşede biriktir. İç organlarını birer birer çıkarıp yan yana diz. Sonra bu et ve kemik
kan ve ilik yığınının karşısına geçerek sor kendi kendine:
“Hani aklım? Hafızam
sevgim
korkum nerede? O uçsuz bucaksız his dünyam nereye gitti?”
Sonra düşünceni bedeninden kâinata doğru yay ve inadı bir yana bırakarak şu hakikati kabul et: Bu maddî bedenimde bu kadar görünmez âlemler yaratan Allah
elbette şu koca kâinatta nice melekler
nice ruhanîler yaratmıştır.
“Hakikat katiyyen iktiza eder ve hikmet yakinen ister ki
zemin gibi
semavatın dahi sekeneleri bulunsun ve zişuur sekeneleri olsun ve o sekeneler o semavata münasib bulunsun. Şeriatın lisanında pek çok muhtelifül cins olan o sekenelere melâike ve ruhaniyat tesmiye edilir” Sözler
“Gözümün görmediğine inanmam.” sözü
tuhaf bir inadın ifadesi. İşitmediğim söze
ayak basmadığım beldeye
koklamadığım çiçeğe inanmam gibi çürük bir dava. Onlar kadar aşağı
onlar kadar tutarsız. Halbuki inanmak dendi mi
gayb akla gelir. Görülen ve işitilenler
“inanma”dan çok
“bilme” kelimesiyle ifade edilirler.
Bu insanlar
duyu organlarının o kadar tesirinde kalırlar ki
“canlılar” dendi mi
sadece kendilerini ve çevrelerindeki birtakım hayvanları anlar
bir başka hayat çeşidini kabule yanaşmazlar. Onlardan birisini iyice dinleyiniz
bütün söylediklerini şöylece özetleyebilirsiniz: “Yıldızlarda hayat olmaz! Çünkü ben atmosferin dışında yaşayamam.” Bu adam
melekleri de birer insan gibi tasavvur ediyor; onlara en
boy
ağırlık biçiyor
ağız
mide
akciğer takıyor; sonra da onları atmosferin dışına çıkarıp havasızlıktan öldürüyor ve böylece melekleri inkâra sapıyor. Halbuki bu biçare
kendi ruhunun
aklının
hafızasının da oksijenle çalışmadığını
onların da en
boy
ağırlık gibi ölçülere girmediklerini düşünebilseydi melekleri inkâr yoluna girer miydi?
Bereket versin
insanoğlu
o görünmeyen aklıyla
radyoaktif dalgalardan
lazer ışınlarına kadar öyle şeyler keşfetti ki
görünmeyenlerin görünenlerden kat kat fazla olduğu herkesçe kabul edildi de
bu adamlar da artık meydanda görünmez oldular.
Melekler
Adem’e(as.) nasıl secde etmişlerdir. Secde etmeleri ne türden bir secdedir? Bu secdenin
bizim anladığımız manada
alınlarını yere koyma şeklinde bir secde olmadığı açıktır. Secde
İlâhî emirlere itaat etmenin en ileri seviyede bir göstergesidir; tevazuun da son sınırıdır. Şu koca kâinat şu âciz Âdemoğlunun hizmetine verilmiş ve insan
büyük bir ilâhî ihsan olarak arza halife kılınmıştır. Âdem’e secde hâdisesinin hakikati
bu ilâhî takdirin melekler alemine ilân edilmesidir.
Bu secde bir ilâhî emirdir; Âdemoğlunun melekler ve cinler üzerindeki üstünlüğünün ilânı yanında melekler için de bir ibadet teklifidir. Allah nasıl emretmişse
onlar da o şekilde secde etmekle mükelleftirler.
Adem’e secde
bir İlâhî emrin yerine getirilmesi cihetiyle
gerçekte
Allah’a yapılmıştır.
Biz de namaz kılarken kıbleye döneriz. Eğer Kâbe’nin yanında isek
yüzümüzü ona çevirerek ibadetimizi öylece yapar
secdeye kapanırız. Bu secdemiz görünüşte Kâbe’ye
hakikatte ise Allah’adır.
Secde yalnız Allah’a yapılacağına göre
Meleklerin Hz. Adem’e secdesini nasıl değerlendirmeliyiz? Yaratılış yönünden şeytanla melekler arasında nasıl bir münasebet vardır? Cenab-ı Hak insanı kuru bir çamurdan
cinleri ateşten
melekleri de nurdan yaratmıştır. Yaratılışta ilk sırayı melekler
sonra cinler
ondan sonra da insanlar almıştır. İlk yaratılan insan
aynı zamanda ilk peygamber Adem Aleyhisselamdır.
Cenab-ı Hak
Hz. Adem’i yarattığında meleklerin ona secde etmelerini emretti. Bütün melekler secde ettiği halde İblis secdeden kaçındı. Bundan sonra da kıyamete kadar şeytanlığını devam ettirmek için Allah’tan izin istedi. İsteği kabul edilince de insanları hak yoldan çıkarmaya devam etti. Meleklerin Hz. Adem’e secde etmeleri gaybi bir mesele olduğu halde hadisenin seyri ve şekli hakkında tefsirlerimizde bazı izahlar bulunmaktadır. Ebu’s-Suud’un izahlarına göre
İblis meleklerle birlikte yaşıyordu
onlar gibi ibadet ediyordu. Secde emri gelince İblis meleklerden ayrıldı. İkinci bir görüşe göre
meleklerin bir cinsi vardır ki
doğup büyürler
bunlara cin denir. İblis de işte bunlardandı. Başka bir görüşe göre
secde emri bütün cinlereydi. Fakat Cenab-ı Hak melekleri zikretmekle cinlere de hitap etmiş olmaktadır. Böylece sadece melekler değil
bütün ruhani varlıklar secde ile emredilmiştir.(1)
Cin hakkında iki görüş vardır:
1. Bütün ruhani varlıklara cin denir. Bu durumda melekler ve şeytanlar cin mefhumunun içine girerler. Böylece melek ile cin arasında hem umumi
hem de hususi manada bir durum vardır. Her melek cindir; fakat her cin melek değildir.
2. Cin ruhani varlıkların bir kısmına denir. Çünkü ruhaniler üç kısımdır:
a. İyiler: Melekler.
b. Kötüler: Şeytanlar.
c. Hem iyisi
hem de kötüsü bulunanlar: Cinler.
Safvetü’t-Tefasir’de verilen bilgiye göre:
1. İblis meleklerden değildir.
2. Melekler masum varlıklardır
hiçbir zaman Allah’a asi olmamışlardır. Halbuki
İblis secde etmemekle Allah’a karşı gelmiştir.
3. Melekler nurdan
İblis ateşten yaratılmıştır.
4. Melekler doğup üremezler
halbuki İblis ürer ve çoğalır. Kehf Sûresinde geçtiği gibi “İblis cinlerdendir.”(2)
İbni Abbas’tan gelen bir rivayete göre
bazı müfessirler
“şeytan tabiri” insanların ve cinlerin sefih ve fitnekar kısmına denildiği görüşündedirler. Cinlerden olan şeytanlar var olduğu gibi
insanlardan olan şeytanlar da vardır.
Meleklerin Adem Aleyhisselama secde ediş şekline gelince; emredilen bu secdenin Hz. Adem’e ibadet niyetiyle yapılmadığı açıktır. Çünkü Allah’tan başkasına ibadet etmek şirktir. Hz. Adem
yeryüzünün halifesi olunca
meleklerin ona secdesi bu halifeliği kabul etme yani ona biat etme şeklinde olmuştur. Bu hal
Hz. Adem’e bir hürmet olmakla beraber
esasta Allah’a yapılan bir ibadettir.
Nitekim
eski ümmetlerde selamlaşma
ibadet kasdı olmaksızın
yere kapanarak secde etme şekilde vaki olmuştur. Mesela
Yusuf Aleyhisselamın kardeşlerinin kendisine secde etmeleri bir tazim ve saygıdan ibarettir
Bunlarla beraber
meleklerin Hz. Adem’e secde etmelerinin ibadet manasına alınması da mümkündür. Bu durumda secde edilen gerçekte Cenab-ı Haktır. Hz. Adem ise bu secdede kıble vazifesi görmüştür. Dolayısıyla secde yine doğrudan doğruya Allah’a yapılmıştır.(3)
Diğer taraftan
Cenab-ı Hak melekleri Hz. Adem’e secde ettirmek sûretiyle kainatın insana boyun eğdiğini göstermiş; İblis’in ona karşı üstünlük davasında bulunmasını zikretmekle de
insanlığın maddi ve manevi gelişmesinde şeytanların ne kadar büyük bir engel teşkil edeceklerine onların dikkatini çekmiştir.
Kaynaklar
1. Tefsir-i Ebu`s-Suûd
1:87.
2. Safvetü`t-Tefasir
1:52.
3. Hülasatü`l-Beyan
1:97.
Secde yalnız Allah’a yapılacağına göre
Meleklerin Hz. Adem’e secdesini nasıl değerlendirmeliyiz? Yaratılış yönünden şeytanla melekler arasında nasıl bir münasebet vardır? Cenab-ı Hak insanı kuru bir çamurdan
cinleri ateşten
melekleri de nurdan yaratmıştır. Yaratılışta ilk sırayı melekler
sonra cinler
ondan sonra da insanlar almıştır. İlk yaratılan insan
aynı zamanda ilk peygamber Adem Aleyhisselamdır.
Cenab-ı Hak
Hz. Adem’i yarattığında meleklerin ona secde etmelerini emretti. Bütün melekler secde ettiği halde İblis secdeden kaçındı. Bundan sonra da kıyamete kadar şeytanlığını devam ettirmek için Allah’tan izin istedi. İsteği kabul edilince de insanları hak yoldan çıkarmaya devam etti. Meleklerin Hz. Adem’e secde etmeleri gaybi bir mesele olduğu halde hadisenin seyri ve şekli hakkında tefsirlerimizde bazı izahlar bulunmaktadır. Ebu’s-Suud’un izahlarına göre
İblis meleklerle birlikte yaşıyordu
onlar gibi ibadet ediyordu. Secde emri gelince İblis meleklerden ayrıldı. İkinci bir görüşe göre
meleklerin bir cinsi vardır ki
doğup büyürler
bunlara cin denir. İblis de işte bunlardandı. Başka bir görüşe göre
secde emri bütün cinlereydi. Fakat Cenab-ı Hak melekleri zikretmekle cinlere de hitap etmiş olmaktadır. Böylece sadece melekler değil
bütün ruhani varlıklar secde ile emredilmiştir.(1)
Cin hakkında iki görüş vardır:
1. Bütün ruhani varlıklara cin denir. Bu durumda melekler ve şeytanlar cin mefhumunun içine girerler. Böylece melek ile cin arasında hem umumi
hem de hususi manada bir durum vardır. Her melek cindir; fakat her cin melek değildir.
2. Cin ruhani varlıkların bir kısmına denir. Çünkü ruhaniler üç kısımdır:
a. İyiler: Melekler.
b. Kötüler: Şeytanlar.
c. Hem iyisi
hem de kötüsü bulunanlar: Cinler.
Safvetü’t-Tefasir’de verilen bilgiye göre:
1. İblis meleklerden değildir.
2. Melekler masum varlıklardır
hiçbir zaman Allah’a asi olmamışlardır. Halbuki
İblis secde etmemekle Allah’a karşı gelmiştir.
3. Melekler nurdan
İblis ateşten yaratılmıştır.
4. Melekler doğup üremezler
halbuki İblis ürer ve çoğalır. Kehf Sûresinde geçtiği gibi “İblis cinlerdendir.”(2)
İbni Abbas’tan gelen bir rivayete göre
bazı müfessirler
“şeytan tabiri” insanların ve cinlerin sefih ve fitnekar kısmına denildiği görüşündedirler. Cinlerden olan şeytanlar var olduğu gibi
insanlardan olan şeytanlar da vardır.
Meleklerin Adem Aleyhisselama secde ediş şekline gelince; emredilen bu secdenin Hz. Adem’e ibadet niyetiyle yapılmadığı açıktır. Çünkü Allah’tan başkasına ibadet etmek şirktir. Hz. Adem
yeryüzünün halifesi olunca
meleklerin ona secdesi bu halifeliği kabul etme yani ona biat etme şeklinde olmuştur. Bu hal
Hz. Adem’e bir hürmet olmakla beraber
esasta Allah’a yapılan bir ibadettir.
Nitekim
eski ümmetlerde selamlaşma
ibadet kasdı olmaksızın
yere kapanarak secde etme şekilde vaki olmuştur. Mesela
Yusuf Aleyhisselamın kardeşlerinin kendisine secde etmeleri bir tazim ve saygıdan ibarettir
Bunlarla beraber
meleklerin Hz. Adem’e secde etmelerinin ibadet manasına alınması da mümkündür. Bu durumda secde edilen gerçekte Cenab-ı Haktır. Hz. Adem ise bu secdede kıble vazifesi görmüştür. Dolayısıyla secde yine doğrudan doğruya Allah’a yapılmıştır.(3)
Diğer taraftan
Cenab-ı Hak melekleri Hz. Adem’e secde ettirmek sûretiyle kainatın insana boyun eğdiğini göstermiş; İblis’in ona karşı üstünlük davasında bulunmasını zikretmekle de
insanlığın maddi ve manevi gelişmesinde şeytanların ne kadar büyük bir engel teşkil edeceklerine onların dikkatini çekmiştir.
Kaynaklar
1. Tefsir-i Ebu`s-Suûd
1:87.
2. Safvetü`t-Tefasir
1:52.
3. Hülasatü`l-Beyan
1:97.
Meleklerde cüz’i irade var mıdır? Varsa
insanın cüz’i iradesinden farkı nedir?
Cüz-i irade meleklerde de var
ama insandakinden çok farklı. Cebrail (a.s.) kendisine verilen bir ilâhî emrin gereğini cüz-i iradesiyle yerine getirir. İlâhî bir emri başka meleklere yine iradesiyle tebliğ eder. Şu farkla ki
onda emrin zıddına hareket etme iradesi yoktur ve insan iradesinden bu yönüyle ayrılır.
Şu da var ki
melekler derecelerine göre bir anda çok yerlerde bulunabilir ve farklı nice işleri birlikte irade edebilirler. Yine de bu iradeleri mutlak değil sınırlıdır; ancak belli hudutlar arasında cevelan edebilirler. Bu faaliyetlerinde Allahın küllî iradesinin bir cilvesini sergilerler.
“Melâike gibi zîşuur olanların
yalnız cüz-i ihtiyarıyla cüzî
icatsız
kesb denilen bir nevi hizmet-i fıtriye ve amelî bir nevi ubudiyetten başka ellerinde yoktur.” Şualar
Melekler amellerimizi nasıl yazıyorlar? Melek dendi mi çoğu insanın aklına
öncelikle
sevap ve günahları yazan melâikeler gelir. Bunlar meleklerin sadece bir şubesi.
Çok karşılaştığımız bir sahne: Bakarsınız
karşınızda tereddüt dolu bir çehre. Bakışlarda hayret ve şaşkınlık iç içe. Bir sorusu olduğunu hemen anlar ve kendisine fırsat verirsiniz. “Bir noktayı merak ediyorum da...” der ve sorusunu yerleştirir: “Melekler bizim amellerimizi nasıl yazıyorlar?”
O söylemese de siz
bu sorunun arkasında
“Acaba meleklerin kâlemleri ne marka?”
“Mürekkepleri ne renk?”
“Amelleri daktiloyla mı yazıyorlar
yoksa bilgisayara mı kaydediyorlar?” gibi bir mânâ hissedersiniz. Ve kendisine meleklerin ayrı bir canlı türü olduğunu
insanlara benzemediklerini
yazmalarının ve kaydetmelerinin de bizim tahminlerimizin çok ötesinde olduğunu anlatırsınız. Ve kendisine biraz ışık tutmak niyetiyle
teyp bandından
fotoğraf makinesinden
kara kutudan söz edersiniz. “Bunlar da kaydediyorlar
ama ne kâlemle
ne de daktiloyla” diye eklersiniz.
Bir şey anlamış olmanın ümit ışıkları gözlerinde hafifçe belirmiş olarak yanınızdan ayrılır. Ve siz kendi iç âleminizde meselenin muhasebesini yaparsınız: Bundan önceki asırlarda ne bant vardı
ne fotoğraf makinesi
ne televizyon
ne de kara kutu. Ama o asırların insanları
amellerini meleklerin kaydettiğine bu asrın insanından çok daha fazla inanıyorlardı. Bunun sebebi ne idi?
Sorunuza değişik cevaplar verir ve sonunda şu cevapta karar kılarsınız:
“Onlar
Nefsini bilen Rabbini bilir. sırrına ermişlerdi. Ve bu sorunun en güzel cevabını da yine kendi nefislerinde bulmuşlardı; hafızalarını dikkate alarak.”
İnsan hafızası da sesleri
görüntüleri zapt ederken bizim sözünü ettiğimiz âletlerin hiçbirini kullanmıyordu. Hafızanın rahatlıkla yaptığı bir işi
Allahın vazifeli bir meleği de yapabilirdi.
Meleklerin bir anda birçok yerde bulunmaları mümkün mü? Meleklerin bir anda birçok yerde bulunmaları ve farklı işleri birlikte görmeleri de çokça sorulan sorulardan. Bu sorunun kaynağında da yine insanın kendi kabiliyetini
tek ve şaşırmaz ölçü kabul etmesi yatıyor.
Bediüzzaman'ın Nur Külliyatında ki On Altıncı Söz
bir yönüyle de bu sorunun en güzel cevabı... Bu risalede
kesif ve maddî bir varlık olan insanın bir anda birçok aynalarda birlikte tecelli ettiği
ama kendisindeki sıfatların
özelliklerin o görüntülerde bulunmadığı dikkate sunulduktan sonra
maddî-nuranî olan güneşin aynalardaki görüntülerinde güneşin ziyasından
hararetinden
renklerinden bir cilvenin mevcut olduğu nazara verilir. Nuranî varlıklar olan meleklerin ise bir anda
çok yerlerde bizzat bulunabileceklerine dikkat çekilir.
Aynı anda çok yerde bizzat bulanmaya ise
aynı eserin Lemaât kısmında harika bir misâl verilir: Kelime.
Ağızdan çıkan bir kelimenin nice kulaklarda aynı anda işitilmesi
güneşin aynalarda tecelliyle iş görmesinden çok daha ileri bir mazhariyet. Burada kelime
kulaklara tecellisini göndermiş değil; her kulağa giren bizzat kendisi.
Bu harika misâllerle melek hayatına uzaktan uzağa bakabiliriz. Uzaktan diyorum
çünkü
kendi ruhumuzu ve gözümüz önündeki hayvanların ruhlarını bile yeterince bilemediğimiz halde
hiç görmediğimiz melekleri
o nuranî varlıkları tam mânâsıyla nasıl anlayabiliriz?!.
Konuyu
yine Nurlardan bir cümle ile noktalayalım: “Akl-ı beşer anlamaz
melek olmayan bilemez.”
Kur’ana göre melekler müslümanların yardımına gelmiş midir? Uhud Savaşı öncesinden bahseden şu ayetlerde meleklerin yardımına işaret edilir:
"Sizler zayıf bir durumda
iken Allah Bedir'de size yardım etti (zafer verdi) ... O vakit mü'minlere şöyle diyordun: "Rabbinizin üç bin melek indirmekle size yardımda bulunması size yetmez mi ? Evet (yeter). Eğer siz sabreder ve korunursanız
onlar da birden üzerinize gelecek olurlarsa
Rabbiniz size beş bin nişan sahibi melekle imdat edecektir" (Al-i İmran Sûresi
123-125)
Meleklerin yardıma geleceğini bildiren Cenab-ı Hak
müminlerin sebeplere takılıp kalmasını önlemek için(1) ardından şunu hatırlatır: "Allah bunu
"ancak size bir müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın" diye yaptı. Yoksa
yardım (zafer) ancak Allah'tandır" (Enfal Sûresi
10; Al-i İmran Sûresi
126).
Ayette ifade edildiği üzere
meleklerin imdada gelmesi
müminlere bir müjde olması ve kalplerinin sükunet bulması içindir. Yoksa
yardım Allah'tandır
zafer O'ndandır. Bir meleğe yeryüzünün altını üstüne getirmeye yetebilecek bir güç verilebildiğine göre
Bedir'de binlerce meleğin görülmesi
bu savaşın yücelik ve kutsiyetini müşahhas bir şekilde gösterme gayesine matuftur diyebiliriz(2).
Bedir'de görevli meleklerin
savaştaki fonksiyonları ile ilgili olarak şu bildirilir: "Rabbin meleklere şöyle vahyediyordu: Ben sizinleyim. Artık
iman edenlere sebat verin. İnkar edenlerin kalplerine korku bırakacağım. Artık
onların boyunları üstüne vurun
parmaklarına vurun" (Enfal Sûresi
12).
Bu ayetten öyle anlaşılıyor ki
melekler ehl-i imana sebat kazandırmakta
ehl-i küfre ise korku vermekte birer vasıtadırlar. Bedir'den başka savaşlarda da meleklerin görevlendirildiğine dair rivayetler vardır. İstiklal Savaşında
yakın tarihteki Kıbrıs Harekatında ve Afgan mücahitlerinin komünizmin yıkılmasına öncülük eden direnişlerinde ruhani varlıkların görüldüğü
müslümanlara yardımcı oldukları
hayli kişi tarafından anlatılmaktadır.
Melekler
Hz. Adem’e niçin secde etti ? "Kur'an-ı Kerim'de meleklerin Adem'e secde ettiklerini okuyoruz. Bu durum Allah'a bir anlamda saygısızlık olmaz mı?"
Öncelikle bunun Allah'a bir saygısızlık olmadığını ifade edelim. Çünkü meleklere Hz. Adem'e secde etmelerini emreden bizzat Allah'tır. Hem bu emrini
hem meleklerin secde edip
şeytanın secde etmeyerek rahmetinden kovulduğunu haber veren yine bizzat Yüce Allah'tır. Dolayısıyla yapılmasını bizzat kendisinin emrettiğini
Hz. Adem'e secde edenleri övüp secde etmeyen şeytanı rahmetinden uzaklaştırdığını bildirdiği bir meselede Allah'a bir saygısızlık olduğunu söylemek doğru olmaz.
Bununla beraber
ancak Allah'a secde yapıldığı halde
meleklerin Adem'e secde etmelerinin hikmeti araştırılabilir. Bunu ise şöyle izah edebiliriz:
Bütün Müslümanlar bu secdenin Hz. Adem'e ibadet kastıyla yapılmadığına ittifak halindedir. Çünkü başkasına ibadet kastıyla secde etmek küfürdür ve Yüce Allah küfrü emretmez. Hz. Adem'e secde edilmesinin hikmetleri üzerinde genel olarak üç görüş vardır. Bunlar:
1. Bu secde Allah için olmuştur. Hz. Adem ise sanki bir kıble olmuştur.
2. Bu secde selam mahiyetinde olabilir. Bazı alimlere göre melekler
Hz. Adem'e tazim ve selam için secde etmişlerdir. Müslümanların birbirlerine selam vermeleri gibi
geçmiş ümmetler de birbirlerini secde ile selamlıyorlardı. Katade
"Anne
babası ve kardeşleri Yusuf için secdeye kapandılar"(1) ayeti hakkında
"O zaman insanların birbirlerine selamı
secde etmek şeklindeydi" der.
3. Üçüncü görüşte ise secdenin Arapça'da inkıyad ve boyun eğme manasına geldiği söylenir ve "Ot ve ağaçlar O'na secde ederler"(2) ayeti de bu manadadır.
Fahreddin Razi
Tefsir-i Kebir'inde bu üç görüşün zayıf olduğunu söyler. Buna sebep olarak da
"Çünkü bu kıssadan maksat
Hz. Adem'in büyüklüğünün izahıdır... Onun sadece kıble olması
şanının büyüklüğünü ifade etmez" der. Üçüncü görüşün de zayıf olduğunu ifade eder. Buna gerekçe olarak da
secdenin
şeriat örfünde alnı yere koymaktan ibaret olduğunu söyler. Ve kendi görüşünü şöyle ifade eder:
"Meleklerin Hz. Adem'in üstünlüğünü ve değerini ortaya koymak için Allah'a kullukta bulunmaları imkansız değildir."(3)
Son olarak konu hakkında Elmalılı Hamdi Yazır'ın görüşüne yer verelim. Yazır
özetle şöyle diyor:
Meleklerin secde etmesi
Hz. Adem'e bir tekrim olmakla beraber
bizzat Allah'a bir ibadettir. Bu secde ile melekler Allah'ın hükümlerinin icrası noktasından Hz. Adem'e onun yeryüzüne halife olması mertebesiyle uygun bir şekilde hizmet ve yardıma memur kılınmış ve bir ahde bağlanmıştır. O halde melekler Adem'e bizzat hizmetkar değil
fakat onun halifelik yönü için hizmetkar olacaklardır. Gerçek Mabud Yüce Allah'tır. Hasılı bu secde Adem'e bir ibadet değildir.(4)
Netice olarak: Melekler Hz. Adem'e ibadet olsun diye değil
onun üstünlüğünü ve hilafetini kabul ettiklerini açıklamak üzere secde etmişlerdir. Meleklere secde etmelerini emreden bizzat Allah'tır. Dolayısıyla bu secdenin İslamiyet’e ters bir tarafı yoktur.
Melek
cin ve şeytanların temessülü hakkında bilgi verir misiniz? Suyun buharlaşması
katı maddelerin gaz
sıvı ve buhar haline dönüşmesi
atomun parçalanıp enerji dalgaları ve kuantlar haline gelmesi
yıldızların kara delikler halinde ortaya çıkmaları gibi
şu görülen alemden görülmeyene doğru bir faaliyet
bir akış ve bir hamle mevcuttur. Bu İlahi icraatı tersine düşündüğümüzde ise
görülmeyenden görülene ve bilinmezden de madde olarak müşahede edilir hale gelmeye doğru bir akışın varlığını gözlemek mümkündür.
İşte
görünmeyen varlıklar olan melek
cin ve ruhaniler de
her ne kadar kendilerine has yapılarıyla bu alemde görülmeseler bile
bu aleme has vasıtaları kullanıp
kılıf ve elbise giyerek görünebilirler. Meleklerin ve cinlerin bu şekilde görünmelerine “temessül” diyoruz. Kur’an-ı Kerim
temessülü anlatırken (19:17)
“Melek
(Hz. Meryem’e) tastamam bir insan şeklinde temessül etti” der.
Efendimiz (s.a.v)’e vahiy getiren melek
bazen kendine has keyfiyetle
bazen bir muharip şeklinde
bazen de daha başka suretlerde geliyordu. Beni Kureyza üzerine yürüneceği zaman Cebrail (a.s)
tozu toprağı üstünde bir muharip suretinde gelmiş ve “Ya Rasülallah
siz zırhlarınızı çıkardınız
fakat biz melekler taifesi çıkarmadık” demişti. Yine aynı melek
bazı zaman oluyordu ki
Dıhye (r.a) suretinde geliyor
bazı zaman da
dini talim etmek maksadıyla üzerinde hiç de yolculuk emaresi taşımayan bir misafir kıyafetinde geliyor ve “İman
İhsan
İslam nedir?” şeklinde sualler sorup
verilen cevapları “Doğru” diye tasdik edip gidiyordu...
İmam Şiblî
cinlerin ve şeytanların kendi kendilerine şekil değiştiremeyeceklerini
buna güç ve kuvvetlerinin olmadığını
fakat Allah’ın kendilerine öğrettiği kelime ve isimlerden adeta şifre vazifesi yapan birini söylediklerinde
Allah’ın onları bir şekilden diğer şekle
bir halden başka bir hale soktuğunu belirtir. Cinler ve şeytanlar
kendi kabiliyet ve iradeleriyle bu tebdil-i kıyafeti (transformasyon) yapamazlar; yapmaya kalkıştıklarında
bünyeleri parça parça olur ve hayatiyetlerini kaybederler.
27.01.11, 19:43 #2
Cevap: Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları Melekler Nasıl Varlıklardır?
Melekler Allah'ın nurdan yarattığı
gözümüzle göremediğimiz ruhanî varlıklardır. Melekler
sırf hayır işlemek ve Allah'a ibâdette bulunmak için yaratılmışlardır. Kötülük yapmaya kabiliyetleri yoktur. Çünkü Allah onlara
şehvet ve gazap gibi kötülüğe itici duygular vermemiştir. Meleklerin bizim gibi yemeleri içmeleri
yatıp uyumaları
evlenip çoğalmaları da yoktur. Onlar için erkeklik - dişilik söz konusu değildir. Gökte
yerde
her tarafta bulunurlar; kısa zamanda en uzak mesafeleri aşıp gitmeye
diledikleri şekil ve surette görünmeye güçleri yeter. Allah
onlara bu kuvveti vermiştir. Melekler
gece gündüz Allah'a ibâdetle
zikir
tesbih ve takdîs ile meşgul olurlar. Bu
onların gıdası hükmündedir. Allah'a asla isyan etmez
onun emirlerinden zerre kadar dışarı çıkmazlar. Mâsum ve itâatlidirler.
Melekleri Neden Göremiyoruz?
Melekler nurdan yaratılmış lâtif cevherler
ruhanî varlıklar oldukları için
aslî hüviyetleri ve gerçek mâhiyetleri ile insan gözüne gözükmezler. Görme kabiliyetimiz
melekleri görebilecek şekilde yaratılmamıştır. Ancak Cenâb-ı Hak Peygamberlerine
melekleri görme kabiliyetini verdiğinden
onlar melekleri hakikî şekilleri ile görebilmişlerdir. Melekleri hakikî mâhiyetleri ile göremememiz ve 5 duyumuzla hissedemeyişimiz
onların yok oldukları iddiasını gerektirmez. Duyu organlarımızın maddî âlemde kendi dahi hissedemedikleri pek çok şey vardır. Kulağımız çok tiz ve çok pes sesleri işitmez. Bugün varlığı âletlerle tesbit edilen ışık dalgalarının hepsini
hele röntgen ve ültraviyole ışınlarını gözle görebilseydik
dünyayı şimdikinden çok başka şekilde tanıyacaktık. Biz daha kendi âlemimizdeki tezahürlerin hakikatına vâkıf değilken
Cenâb-ı Hakk'ın yarattığı nâmütenâhî âlemlerdeki nâmütenâhî hâdiselerin varlığını nasıl inkâr edebiliriz? Demek ki bir şey'i gözle görememek
o şey'in yok olduğuna delil olmaz. Gözle göremediğimiz pek çok şey var ki
o şey'in vücudunu aklımızla
ilim ve tecrübe ile
deneylerle kabûl ediyoruz. İşte
melekler de gözle göremediğimiz halde
varlığını kabûl ettiğimiz nesnelerdendir.
Meleklerin Vâr Olduğuna Neye İstinâden İnanıyoruz?
Meleklerin varlığını
başta İslâm
bütün semavî dinler haber vermiş
Peygamberler onları hakikî hüviyetleriyle görüp kendilerinden vahiy almışlardır. Kur'an ve diğer mukaddes kitablar da meleklerin varlığından bahsetmişlerdir. Bütün bunlar
meleklerin varlığına
gözle görmek gibi kesin bir delil teşkil ederler. Bütün Hak dinlerin ve Peygamberlerin varlığında ittifak ettiği; Peygamberimizin ve Kur'an'ın varlığını haber verdiği meleklere "gözümle göremiyorum" diye inanmamak
büyük bir cehalet ve inkârdır. Allah'a inanan bir kimse için
Meleklere inanmamak söz konusu olamaz.
Meleklere İmanın
İman Esasları İçindeki Yeri Nedir?
Meleklere îman
îman esasları içinde mühim bir yer işgal eder. Çünkü melekler
Allah'tan aldıkları İlâhî vahyi peygamberlere ulaştıran birer elçi durumundadırlar. Bu bakımdan vahye ve peygamberlere inanmak
önce onlara vahyi ve peygamberliği getiren meleklerin varlığına inanmayı gerektirmektedir. Meleklere inanmamak
peygamberlere de inanmamayı netice verecektir. Meleklere îmanın Allah'a îmandan hemen sonra zikredilmesinin sebebi de budur.
Melekler Kaç Gruba Ayrılır
Vazifeleri Nelerdir?
Melekler başlıca 3 grupta toplanabilir:
1. İlliyyûn - Mukarrebûn melekleri
2. Müdebbirât melekleri
3. İnsanla alâkalı melekler...
İlliyyûn - Mukarrebûn Melekleri:
Bunlar her an Cenâb-ı Hakk'ı zikirle
O'nu noksan sıfatlardan tenzihle ve her türlü kemâl vasıflarıyla takdîsle meşguldürler. Allah'ın mârifeti ve muhabbeti içinde kendilerinden geçmiş haldedirler.
Müdebbirât Melekleri:
Bunlar kâinatı idare eden
düzenini
nizam ve intizamını te'min eden İlâhî Kanunları tatbik ile vazifeli meleklerdir. ålemde
Allah'ın irâde ve kudretinin tecellilerine nezaretçi ve seyirci durumundadırlar.
İnsanla İlgili Melekler:
Bu meleklerin başında Cebrâil (as) gelir. Vazifesi
İlâhî vahyi peygamberlere ulaştırmaktır. Bu sebeble
ona Vahiy meleği de denir. İnsanla alâkalı meleklerin diğer bir görevi de
Allah'ın Peygamberlerine ve salih kullarına kuvvet vermek
sıkıntılı ve üzüntülü zamanlarında onları teselli etmek
mâneviyatlarını yükseltmek
gerekirse fiilen yardım yapmaktır. Asr-ı Saâdette cereyan eden Bedir
Uhud ve Huneyn harblerinde meleklerin mü'minlere fiilen yardım ettiklerini Kur'an bize haber vermektedir. İnsanla alâkalı meleklerin bir başka görevi de
insanlara iyi ve hayırlı şeyleri telkin etmek
böylece onların doğru yola girmelerini
ruhen yükselmelerini sağlamaktır. Bu kısma giren meleklerden bâzılarının özel vazifeleri vardır:
Hafaza Melekleri:
Her insanda hafaza adlı iki melek vardır. Bunlar insanların iyi-kötü her türlü hareketlerini
söz ve davranışlarını yazarlar. Kur'an'da bu meleklere Kirâmen Kâtibîn ismi verilir.
Münker - Nekir Melekleri:
Öldükten sonra insanı kabirde sorguya çeken
"Rabbin kim
dînin ne
peygamberin kim?" gibi sualleri soran meleklerdir.
Azrâil (as):
İnsanların ruhlarını kabzetmek
bedenlerden çekip almak ile vazifelidir. Melekü'l-Mevt
yani
ölüm meleği adı da verilir.
Mîkâil (as):
Rızıkları sahiplerine ulaştırmak ve yağmur
rüzgâr gibi tabiat hâdiselerini Allah'ın irâdesine göre düzenlemekle meşgul melektir.
İsrâfil (as):
Sûr adı verilen boruyu öttürüp kıyâmetin kopuş zamanını ilân ile vazifeli melektir. İsrâfil (as) kıyâmetin kopup kâinatın yıkılmasından ve bütün canlıların ölümünden sonra
Sûr'a ikinci bir defa daha üfleyecek
bu üfleyişle insanlar dirilerek kabirlerinden kalkacak
Mahşer meydanında toplanacaklardır.
En Büyük Melekler Nelerdir?
En büyük melekler 4 tanedir. Bunlar da Cebrâil
Mîkâil
İsrâfil ve Azrâil Aleyhimüsselâm'dır. Bunların vazifelerinin ne olduğunu yukarıda zikrettik. Meleklere İmanın İnsan Hayatına Verdiği Faydalar Nelerdir?
Meleklere îmanın insan psikolojisi üzerinde müsbet te'sirleri vardır. Bunlardan birkaçını şu şekilde sıralayabiliriz: 1. Her insan
kıymetli bir sözünün veya işinin veya bir kabiliyetinin unutulup gitmesini önlemek
takdir edilmesini sağlamak için
şiir yazarak
kitab hazırlayarak
yahut başka san'at dallarına kendini vererek o söz
fiil ve kabiliyetini ebedîleştirmeye çalışır. Bu duygu
insanda fıtrî olarak vardır. Bu fıtratta bulunan bir insanın
yaptığı bütün iş ve fiillerini
bütün söz ve meyillerini "Kirâmen Kâtibîn" adlı meleklerin yazdığını
ebedî âlemde kendine ve başkalarına göstermek üzere kaydettiğini îmanla bilmesi; ona ne derece sevinç ve huzur vereceği
ruhunu genişletip kalbini ferahlatacağı açık bir hakikattır. 2. İnsanın en kıymetli varlığı ruhudur. Ölüm esnasında bu kıymetli varlığın mahvolup yok olması
hiçliğe gitmesi
hiç şüphesiz insan için azabların en büyüğü
acıların en dehşetlisidir. İşte insan
bu büyük acıdan ve dehşetli endişeden meleklere îman şuûru ile kurtulabilir. Çünkü îman
ona
vefatı esnasında en kıymetli varlığı olan ruhunun Azrâil (as) gibi vazifeli bir memurun eline emanet edildiğini
asla kaybolup yok olmadığını bildirir. 3. Herkesin istisnasız gireceği kabir ve mezardaki yalnızlık
karanlık
darlık
soğukluk
hapislik vahşetinden ve ümidsizliğinden insanı Münker - Nekir meleklerinin arkadaşlığı kurtarır. Onlarla sohbet eder. Kalb ve kabir
bu sayede genişler
ısınır
nurlanır
ruhlar âlemine pencereler açılır. 4. İnsan
zaman zaman gurbetlere düşer
sevdiklerinden
tanıdıklarından ayrı
kimsesiz
yapayalnız kalır. Bu gurbet
maddî olabileceği gibi mânevî de olabilir. Kişinin inanç ve fikirlerini kendinden başka paylaşacağı hiç kimse bulamaması
herkesin kendisine zıd ve düşman olduğu bir muhitte yaşaması mânevî bir gurbet hâlidir. Bu sıkıntı ve yalnızlıklar içinde dünya o kişinin başına yıkılacak gibi olur. Bu durumda da yine meleklere îman şuûru imdada yetişir. Kâinatı ve o şahsın karanlık dünyasını aydınlatır
şenlendirir
melekler ve ruhanîlerle doldurur. ålemini sevinçlerle güldürür. Onu yalnızlık ve vahşetten
kimsesizlik ve dehşetten
cemiyette kimse tarafından dinlenilmemek ıstırabından kurtarır. "Cemiyette kimse senin müsbet fikir ve inançlarını dinlemez ve kabul etmezse sen sakın üzülme! Melekler dinler
ruhanîler kulak verir. Sana yine sevab meyvelerini kazandırır" der
teselli eder.
Meleklerin ve Şeytanların İnsan Davranışlarına Te'sirleri Var mıdır?
İnsan
yaratılış bakımından
madde ve ruhtan teşekkül eder. Maddî cephesini
fizikî görünüşü olan bedeni ve onun tabiî ihtiyaçları; mânevî cephesini de
mâhiyeti bilinmeyen ruhu ve aklı teşkil eder. Bu yaratılışının neticesi olarak
yüce Allah
insana iki türlü duygu vermiştir.
MELEKLER KİŞİNİN İYİLİK VE KÖTÜLÜĞÜNÜ NASIL YAZARLAR?
Hz. Süfyan bin Uyeyne'ye: "Bir insan
bir işi yapmaya niyet eder
sonra yapmazsa
o kimse o ameli işlemediği halde
Kirâmen Kâtibîn melekleri nasıl yazarlar?" diye sordular. Cevaben buyurdu ki: "İnsanın iyiliğini ve kötülüğünü yazan melekler gaybı bilmezler. Lâkin güzel ve hayırlı bir amel yapmayı kalbinden geçirince
kişiden misk gibi güzel kokular yayılır. Melekler bu kokuyu aldıkları zaman o kimsenin iyilik yapmaya niyet ettiğini anlarlar. Kötülük yapmağa niyet ettiğinde de
kişiden rahatsız edici bir koku yayılır. Bu kötü kokudan melekler o kimsenin kötülük yapmaya niyet ettiğini anlarlar. Güzel amel işlemeğe niyet edince
kul yapmasa da melekler o niyeti yazarlar. Kötülüğe niyet edince ise
o kötülüğü yapmadıkça yazmazlar. Bu
Allah Teâlâ'nın kuluna fazl ve ihsanındandır."
27.01.11, 19:44 #3
Cevap: Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları Meleklere inanmak İslam dini akidesinin bir parçasıdır
yani iman esaslarındandır. Buna göre İslam dininde meleklerin varlığına ve İslam dininin melek görüşüne inanmayan kişi iman etmiş olmaz. Konuya Kur'an'da 2/285 ve 2/177'de değinilmiştir.
İslâm dininde melekler
yemeyen
içmeyen
erkeklik ve dişiliği olmayan
uyumayan
günah işlemeyen
Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen varlıklar olarak nitelenmiştirler. Ayrıca İslam inancında meleklerin nurdan yaratıldığına inanılır.
İslam dininde meleklerin iradeleri yoktur
yani eylemlerini kendi iradeleri
istekleri doğrultusunda yapmazlar. Günahsız olmalarının nedeni de budur - istekleri ve iradeleri yoktur.
İslam dininde
Kur'an'da veya hadislerde meleklerin sayıları ve çeşitleri tam olarak belirtilmemiştir. Yine de bazı melek çeşitleri ve görevleri gerek Kur'an'da gerekse hadislerde belirtilmiştir. İslam dininde özellikle dört büyük melek olarak anılan dört baş melek vardır. Bunlar: Cebrâil
Mîkâîl
İsrâfil ve Azrâîl'dir.
Dört Büyük melek
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir. Aralarında bir hiyerarşikilişki olmamakla birlikte Cebrail en büyük melek kabul edilmektedir.
Cebrail
Vahiy meleğidir. Allah C.C'den peygamberlere vahiy getirir. Ruhu'l Emin (Güvenilir Ruh) lakabıyla anılır.
Azrail
Eceli gelen insanların ruhlarını teslim alır.
Mikail
Tabiat olaylarını yönetir.
İsrafil
Kıyamet günü
Sur borusunu üfleyecek olan melektir.
Melek türleri
Hz. Muhammed (SAV)
Miraç hadisesinde göğün yedi katmanını gezmiş ve buralarda değişik tür meleklerle karşılaşmıştır.Hadis-i Şerife göre bunlardan biri göğün kapısını koruyan
emrinde -herbirinin emrinde 100 bin melek olmak üzere- 70 bin melek olan İsmail isimli melektir.
Yedinci kat gökte bulunan Beytü'l-Ma'mur mabedi etrafında tavaf eden ve her birine kıyamete kadar bir daha sıra gelmeyen melekler gördü. Yine çeşitli katlarda sürekli secde
rüku gibi sabit hallerde duran melekler gördü.
Münker ve nekir
Kabirde insanı sorguya çeken değişik görünümlü meleklerdir. Bu sorgu sonucuna göre kabirhayatının iyi mi kötü mü geçirileceği belirlenir.
Kiramen katibin
Her insanın sağ ve sol omzunda yer alıp
yaptığı iyi ve kötü işleri kaydederler. Kiramen katibin insanın aklından geçen kötü işleri eyleme dökmediği müddetçe kaydetmezler. İyi işlerini ise niyet anında hemen iyilik hanesine yazarlar. Hafaza (Koruma) melekleri ismiyle de anılırlar.
27.01.11, 19:45 #4
Cevap: Kur'anda Adı Geçen Melekler Hangileridir? Kur'anda Adı Geçen Meleklerin Adları MELEKMelek
dini bir terim. Melek
birçok dinde inanılan semavi yaratıklara verilen isimdir. Meleklerin görevleri Tanrıya hizmet ve yardım etmektir. Meleklere inancın var olduğu her din ve inançta melek kavramına bakış farklıdır.
İslam dininde melek
İslam dininde melek konusu hakkında daha fazla bilgi için İslam'da melek maddesine bakınız. Meleklere inanmak İslam dini akidesinin bir parçasıdır
yani iman esaslarındandır. Buna göre İslam dininde meleklerin varlığına ve İslam dininin melek görüşüne inanmayan kişi iman etmiş olmaz. Konuya Kur'an'da 2/285 ve 2/177'de değinilmiştir.
İslâm dininde melekler
yemeyen
içmeyen
erkeklik ve dişiliği olmayan
uyumayan
günah işlemeyen
Allah'ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen varlıklar olarak nitelenmiştir. Ayrıca İslam inancında meleklerin Nur'dan yaratıldığına inanılır.
İslam dininde meleklerin iradeleri yoktur. Eylemlerini
kendi iradeleri
istekleri doğrultusunda yapmazlar. Günahsız olmalarının nedeni bu sayılmaktadır(istekleri ve iradeleri yoktur).
İslam dininde
Kur'an'da veya hadislerde meleklerin sayıları ve çeşitleri tam olarak belirtilmemiştir. Yine de bazı melek çeşitleri ve görevleri gerek Kur'an'da
gerekse hadislerde belirtilmiştir. İslam dininde özellikle dört büyük melek olarak anılan dört baş melek vardır. Bunlar: Cebrâil
Mîkâîl
İsrâfil ve Azrâîl'dir.
Musevilik'de Melek
Musevilik'de İbranice'si Malah olan melek
Tanrı tarafından belirli bir görevi yerine getirmek amacıyla yaratılan
günahsız yaratıklardır.
Museviliğe göre meleklerin cinsiyeti olmaz ve yemek içmek gibi ihtiyaçları da yoktur ancak
görevleri icabı insan kılığına büründüklerinde bir cinsiyete sahip gibi görünebilirler ve bu durumdayken yiyip içebilirler.
Melekler doğrudan Tanrı'nın direktiflerine göre hareket ederler ve insiyatif kullanamazlar. Musevilikte başlıca büyük melekler şunlardır.
Mihael
Gavriel
Rafael
Uriel ve Ölüm meleği (Azrail) olan Malah HaMavet.
Talmud'un Bava Batra 16a bölümüne göre:
" (הוא שטן הוא יצר הרע הוא מלאך המות הוא שטן דכתיב)
Şeytan
Kötü dürtüler ve Ölüm meleği aynı şahsiyetlerdir. "
Talmud Bava Batra Daf 16a
MELEK
Kur'ân'ın bizleri bilgilendirdiği gibi melekler; kudretli
şuurlu ve gözle görülmeyen madde ötesi varlıklardır. Kur'ân da meleklerin yapısı hakkında cinlerde olduğu gibi bilgi verilmemiştir. Ancak Kur'ân ayetlerinden
meleklerin cinlerde ki gibi özel bir nur-ışın enerjisi ile yaratıldıklarını öğreniyoruz. Kehf 18/50: " ... Melekler İblis dışında hepsi secde ettiler. Çünkü o cinlerdendi... " Melekler Yüce Yaratıcı'nın verdiği görevleri yerine getirirler ve devamlı ibadet ederler. Kendilerinde erkeklik-dişilik gibi unsurlar bulunmamaktadır. Uzayda son derece süratli hareket eden meleklerin sonsuz kabul edilen sayılarını ancak Cenâbı Allah bilmektedir. İnsanların dostu
temiz
masum
güzel huylu olan melekler
yaratılışın pozitif kutbunu temsil ederler. Onlara da kendi içlerinden peygamberler gönderilmiştir.
LÜTUFLANDIRILMIŞ KULLAR
21/26-27: ...Melekler lütuflandırılmış kullardır. Onlar Allah'ın sözünün önüne geçemezler. Hep O'nun emri ile hareket ederler.
41/38: ... Rabbinin katında bulunan (melekler) hiç usanmadan
gecegündüz Allah'ı tespih ederler.
Melekler
hiç durmadan Allah'a ibadet eden
verilen emirleri yerine getiren lütuflandırılmış (iyilik ve yardım görmüş) kullardır.
ERKEKLİK DİŞİLİK UNSURLARI
43/19: Rahman'ın kulları olan melekleri dişiler saydılar. Onların yaratılışına tanık mıydılar ki?
53/27: İşte ahirete inanmayanlar
meleklere dişi isim takıp duruyorlar.
Bazı inançsızlar
melekleri " Allah'ın kızları " zannederek onlara dişi isim takıyorlardı. Yaratılışlarına tanık mıydılar ki? Oysa meleklerin; maddi varlıklara mahsus yemek
içmek
uyumak ve erkeklik-dişilik gibi unsurları bulunmamaktadır.
SONSUZ SÜRAT
35/1: ... Melekler ikişer
üçer
dörder kanatlı elçiler yapan Allah'tır.
70/4: Melekler ve Ruh (Hz. Cebrail)
oraya miktarı 50 bin yıl olan bir günde yükselirler.
Melekler sonsuz süratli varlıklardır. Kanatlı olmaktan maksat
onların müthiş süratlerinden ve kudretlerindendir. " Oraya miktarı 50 bin yıl olan bir günde yükselirler " ayeti meleklerin akıl almaz süratlerini ifade etmektedir. Evrenin sonsuz mesafelerine
ancak melekî bir hız ile erişebileceği de anlaşılmaktadır.
MELEKLERDEN RESULLER
22/75: Allah
meleklerden de resuller seçer
insanlardanda...
19/19: Ruh (Hz. Cebrâil) dedi: Ben sadece Rabbimin elçisiyim...
2/97-98: (Ey Resûlüm) De ki: Cebrâile kim düşman ise şunu bilsin ki
Allah'ın izni ile Kur'ânı senin kalbine bir hidayet rehberi
önce gelen kitapları doğrulayıcı mü'minler için de müjdeci olarak O indirmiştir. Kim Allah'a
meleklerine
peygamberlerine
Cebrâile ve Mikâil'e düşman olursa
bilsin ki Allah'da bu tür inkarcılara düşman kesilir.
Ayet'ten
meleklerin de tıpkı insanlarda olduğu gibi peygamberleri olduğunu öğrenmekteyiz. Kur'ân da
meleklerin en yücelmiş olanlarına " Ruh " ismi verilmiştir. Cebrâil Aleyhisselam'ın bir ismi de Ruh'tur. Mücâdile 58/22 de şöyle buyrulmuştur: " ... Allah onların kalplerine iman yazmış ve katından bir Ruh ile onları desteklemiştir. " Kur'ân da isimleri geçen dört büyük melek
büyük ihtimal ile meleklerin resulü durumundadır. Peygamber Efendimize vahy getiren Cebrâil
sur üfleyerek mahşerde dirilme sırrına işaret verecek İsrâfil
kudret belirişi ile görevli Mikâil ve ölüm meleği Azrâil. İnsanlarda olduğu gibi Kur'ân da isimleri bildirilmemiş daha pek çok meleklerden resuller bulunduğu kabul edilmektedir. Bazı İslâm alimleri
insan nüfusunun dört katı melek olduğunu kabul ederler. Sayılarını muhakkak ki Yüce Yaratıcı bilir.
KORUYUCU MELEKLER
72/27: ... Allah
Resulünün önünden ve arkasından koruyucu melekler tayin eder.
6/61: Kulları üzerinde egemenlik sahibi O'dur. Ve üzerinize koruyucu melekler gönderir...
13/11: Her insan için
onu önünden ve arkasından izleyen melekler vardır ki
kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler...
Evrensel sırları
yalnız ve yalnız herşeyin mutlak Yaratıcı'sı Cenâbı Allah bilir. Ancak bu sırları da bazı peygamberlerine açabilir. Cin şeytanlarının o bilgileri almaması veya resullerini yanıltmamaları için onlara özel koruyucu melekler tayin ederek muhafaza altına alır. Böylece peygamberler de elçilik görevlerini emniyetle yerine getirirler.
Yüce Yaratıcı
kulları üzerinde mutlak hakimdir. İnsanlar başıboş ve kendi halinde değillerdir. Herbirine koruyucu melekler göndererek onları tamamiyle denetime alır. Kulun Cenâbı Allah'ın hükmü ve kullanımı altındaki hayat öyküsü
ecel emri gelinceye kadar devam eder. Tegabün 64/11 de şöyle buyrulmuştur: " Allah'ın izni olmadıkça hiçbir felaket gelip çatmaz. " Ölüm
hastalık
kaza
sıkıntı gibi felâketler
Yüce Yaratıcı'nın bizler için takdir ettiği oluş sırları gereğidir.
KAYIT VE İLHAM MELEKLERİ
50/17-18: Sağında ve solunda oturmuş iki melek kayıt yapmaktadır. (insana) Bir söz söylendiğinde yanındaki gözcü hemen kaydediverir.
41/30-31: Muhakkak ki: " Rabbimiz Allah'tır. " deyip
sonra doğrulukta devam edenler üzerine melekler sürekli inerek şöyle derler: " Korkmayın
üzülmeyin de
size vaat olunan cennetle sevinin. biz sizin hem Dünya'da ve hem de ahirette dostlarınızız.
Kulların bütün fiillerini ve sözlerini ilâhî bir video teype alan kayıt melekleri de vardır ve bunlar kayıt için görevlendirilmiştir. Kıyamette de her benlik
yapmış olduğu kötülüğü ve iyiliği net bir şekilde bu ilâhî teypten görecek ve okuyacaktır. İsra 17/14: " Oku kitabını! Bugün sana hesap sorucu olarak benliğin yeter. "
Allah'a yönelmiş nefsleri; karanlıklardan çıkararak gönüllerinin aydınlatılması için
ilham melekleri vazifelendirilmiştir. Bunlar
kulların kalplerine devamlı ilham ve iman katarak onları yüceltirler.
ÖLÜM MELEĞİ
32/11: De ki: sizin canınızı almaya vekil edilen ölüm meleği (Azrâil)
canınızı alacak
sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz.
6/61: ... Birinize ölüm geldimi elçilerimiz onun canını alırlar. Onlar
vazifede kusur etmezler.
Cenâbı Allah'ın canımızı almak için görevlendirdiği ölüm meleği Azrâil
ölümü kolaylaştıran özel yeteneklerle donatılmış bir kuvvettir. Dünya plânında " Halifelik " ile lütuflandırılmış olan insan; nefs ve ruh gibi iki unsurdan teşekkül etmiş benliği ile madde ötesi varlığımız ve bedeni ile de madde unsurumuzu teşkil eder. İnsan böyle karmaşık bir yapıya sahiptir. İşte bu unsurların
acı çekilmeden özel bir ilim ve enerji ile ayrılması
Cenâbı Allah'ın rahmeti ile olmaktadır.
Azrâil'in tek bir kudret olarak görev yapması
enerji dalgalarının sonsuz sürati ve gücünü keşfeden bugünün teknolojisi ile daha iyi anlaşılmaktadır. Örneğin bir televizyon vericisini aynı anda izleyen binlerce televizyon ekranı bulunmaktadır. Görevli meleğin yaydığı dalgaları da
insan beyni aynı şekilde algılamaktadır. Azrâilden çıkan dalgalar
beyindeki bir tür kontağı etkileyerek birçok beynin aynı anda durmasını temin eder. Böylece Dünya plânında
binlerce ölümün aynı anda gerçekleştirilmesini sağlamış olur. Mutlaka en doğrusunu Cenâbı Allah bilir.
CEHENNEMDEKİ GÖREVLİLER
74/30-31: (Cehennemin) Üzerinde on dokuz muhafız melek vardır. Biz cehennem işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir.
96/18: Biz de çağıracağız Zebanileri!
66/6: Ateşin başında çok katı
çok sert Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.
Melekler
yaratılış gayeleri itibariyle Yüce Yaratıcı'nın verdiği görevleri yerine getiren kudretli varlıklardır ki cehennem işlerine de; çok sert emredileni yapan Zebani olarak isimlendirilen azab melekleri vazifelendirilmiştir. Kendi doğal ortamlarında müthiş güçleriyle
arınacak varlıkları terbiye ederler. Suç işlemiş kullara arınma işlemi yapılan cehennem
ürpertici ismine rağmen Cenâbı Allah'ın bir rahmetidir.
Konu Etiketleri: kuranda adı geçen melekler, kuranda adı geçen meleklerin isimleri, kuranda münker ve nekir varmı, mukarrebun mekeklrinin digeradı nedir, mukarrebun mekeklrinin digeradı nedir, kuranda geçen meleklerin isimleri, kuranda zikredilen melekler, kuranı kerimde geçen melek isimleri, kuranda adı geçmeyen melekler, kuranda adı geçen melekler hangileridir, rafael ismi kuranda, kuran da adı geçen meleklerin isimleri, kuranda geçen melek isimleri ve görevleri, kuranda adı geçen tüm melekler, kuranda münker ve nekir melekleri ilgili ayetler, münker nekir meleklerin ismi kuranda geçiyormu, kuranda münker ve nekir, kuranda geçen meleklerin adları ve görevleri, munker ve nekir kuranda, kuranda adı geçen meleklerin adları, kuranda adı geçen bütün melekler, kuran da adı geçen melekler nelerdir, meleklerin adları, uriel meleği kuranda varmı, kuranda meleklerle ilgili tablo, kuranda munker nekir varmi, kuranı kerimde adı geçmeyen melek hangisidir, kuranda münker ve nekir isimleri geçiyormu, kuranda geçen halife isimleri, koruyucu melek isimleriBenzer Konular
-
Melekler Kaç Gruba Ayrılır? Meleklerin Grubu - Meleklerin 9 Gurubu Hangileridir?
Melekler Kaç Gruba Ayrılır? Meleklerin Grubu - Meleklerin 9 Gurubu Hangileridir? Melekler kendi amacına sahip dokuz farklı gruba ayrılırlar. Bu... -
Kur'an-ı Kerim'de Geçen Melek İsimleri Nelerdir? Kur'an'da ki Melekler Hangileridir?
Kur'an-ı Kerim'de Geçen Melek İsimleri Nelerdir? Kur'an'da ki Melekler Hangileridir? Melek nedir? İslâmî ilimler terminolojisinde melek,... -
Hayvanlardan insanlara geçen Ve Bulaşan hastalıklar Ve Adları nelerdir?
Hayvanlardan insanlara geçen Ve Bulaşan hastalıklar Ve Adları nelerdir? Hayvanlardan insanlara yaklaşık 250 hastalık geçiyor, bunlardan 50’si... -
Emre Aydın - Geçen Cuma - Geçen cuma gördüm seni Ben değildim yanındaki Görmemiş gibi
Emre Aydın - Geçen Cuma - Geçen cuma gördüm seni Ben değildim yanındaki Görmemiş gibi Geçen cuma gördüm seni Ben değildim yanındaki Görmemiş... -
Ferdi Tayfur - Geçen Yıl Bu Zamanlar Akorları-Geçen Yıl Bu Zamanlar Akoru, Akor...
Ferdi Tayfur - Geçen Yıl Bu Zamanlar Akorları-Geçen Yıl Bu Zamanlar Akoru, Akor... Em Am G } Neyleyim...
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.



Alıntı

geometrik cisimler
18.05.13, 19:08 in Soru Cevap