Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkleri
Soru Cevap içinde Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkleri konusu , Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri ...
- 17.02.11, 21:09 #1
Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkleri Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkleri
edebi sanatlar
edebi sanat
edebi sanatın şiirler üzerinde örnekleri.. yardımcı olursanz sevinirm teşekkürler... Konu Di@ßLeSsE tarafından (17.02.11 Saat 21:32 ) değiştirilmiştir.
17.02.11, 21:33 #2
Cevap: Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkl 1. Giriş Genelde edebiyat
daha özelde ise şiir
sözü etkili
çarpıcı
yoğun anlamlı ve güzel söyleme sanatıdır. İnsanlar yüzyıllar boyunca dili işleye işleye zenginleştirmişler
ifade imkânlarını genişletmişler ve iletişimi daha güzel sağlayacak bir araç konu*muna getirmeye çalışmışlardır. Zaman içinde edebiyatçılar
dili işleye işleye tek bo*yutluluktan
tek bir anlamın ya da şeklin karşılığı olmaktan çıkarıp
birden fazla an*lamı karşılayabilecek bir biçime sokmuşlardır. Böylece dil
kuru bir iletişim aracı ol*mak yerine sesiyle ahenkli
anlamıyla derinlikli
zengin
yoğun içerikli ve görüntü*süyle hoş bir kompozisyon hâline gelmiştir.
Edebî sanatlar
dilin gerçek ve sembolik her türlü anlamını karşılamak
az sözle çok şey ifade etmek
anlam ve çağrışım ilgileri kurmak
harf ve sözcüklerin şekil olarak görüntülerinden ve ses değerlerinden yararlanmak amacıyla üretilmiş söz söyleme sanatlarıdır.
Edebî sanatlar
ince duyguların
keskin zekâların ve estetik duyarlığın ürünü olarak doğmuştur.
Türk edebiyatında en eski dönemlerden günümüze kadar
özellikle Klâsik (Divan) Türk edebiyatında edebî sanatlara büyük önem verilmiştir. Bu sanatları belli başlı şu başlıklar altında topluyoruz : 1. Mecazlar
2. Anlam Sanatları
3. Söz Sanatları.
2. Mecazlar
Mecaz
yol
geçecek yer
gerçeğin zıddı gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise sö*zün
sözcüğün asıl anlamıyla değil
benzerlikler kurma yoluyla başka anlamlarda kullanılmasıdır.
Kaç tür mecaz vardır?
Mecazlar başlıca altı alt bölüme ayrılır :
2.1. Benzetme (Teşbih)
Sözcük anlamı : Benzetme.Terim anlamı : Aralarında bazı özellikleri açısından ilgi kurulabilen iki unsurdan benzerlik bakımından güçsüz olanı güçlü niteliklere ve özelliklere sahip olan diğer unsura benzetmektir. Benzetme (teşbih) sanatı dört ben*zetme unsurundan oluşur :
Benzetilen: Aralarında benzerlik kurulan unsurlardan özelliği ve niteliği bakımından zayıf olun unsur.
Kendisine benzetilen: Benzerlik kurulan unsurlardan nitelik ve özelliği bakımından üstün
güçlü olduğu için kendisine benzetme yapılan unsur.
Benzetme yönü: Benzerlik kurulan unsurlar arasındaki benzeşme ilgisi ve yönü*dür.
Benzetme edatı: Unsurlar arasında benzerlik ilgisi kuran edat ya da edat görevini yüklenmiş sözcükler
ekler. Bunların başlıcaları şunlardır : gibi
bigi
tek
andırır
ben*zer
niteki
nitekim
sanki
çü
çün
mânend
gûyâ
gûne
gûnâ
sıfat
misâl
misl
kadar
-veş
-âsâ
-vâr
âdetâ
nisbet
meğer ki
tıpkı.
Bu dört unsurundan birinin ya da birkaçının yer alıp almamasına göre benzetme üçe ayrılır :
2.1.1. Ayrıntılı Benzetme
Her dört unsurun da bulunduğu benzetme.
Örnek:
Aktı gönlüm su gibi sen serv-i dil-cûdan yana
Sen de mâyil ol revân ey serv akar sudan yana
Zâtî
(Gönlüm
su gibi gönlü çeken servi boylu sen sevgiliden yana aktı. Ey servi boylu güzel
sen de akar sudan yana akmaya eğilimli ol.)
Benzetilen : gönül
Kendisine benzetilen : su
Benzetme edatı : gibi
Benzetme yönü: Suyun akması ile sevenin sevilene eğilim
ilgi göstermesi
ona doğru yönelmesi
arasındaki ilişki.
2.1.2. Kısaltılmış Benzetme
Teşbihin dört unsurundan benzetme yönünün söylenmediği benzetme.
Örnek:
Âb-gîne içinde mey gibidir
Leb-i la’lin hayâli dilde müdâm
Bâkî
(Devamlı olarak gönülde kırmızı dudağının hayali billûr kadeh içindeki şarap gibi*dir.)
Benzetilen : leb-i la’l
Kendisine benzetilen : mey
Benzetme edatı : gibi
Benzetme yönü belirtilmemiş. Aşıkın gönlünde sevgilinin kırmızı dudağının haya*li
düşüncesi
tasavvuru
kırmızılığından ve zevk vericiliğinden dolayı billûr kadeh içindeki şaraba benzetilir.
2.1.3. Pekiştirilmiş Benzetme
Benzetme edatına yer verilmeyen benzetme.
Örnek:
Aşk bir şem-i ilâhîdir benem pervânesi
Şevk bir zencîrdir gönlüm anın dîvânesi
Hayâlî
(Aşk
ilahî bir mumdur. Onun etrafında dönen pervanesi
kelebeği de benim. Şevk bir zincirdir
gönlüm de onun delisidir.)
Burada aşk ilâhî bir muma
şevk de zincire benzetilmiş; ancak benzetme edatı kulla*nılmamıştır.
2.1.4. Uz Benzetme (Teşbih-i Beliğ)
Yalnız benzetilen ve kendisine benzetilen unsurlarıyla yapılan
benzetme edatı ve benzetme yönüne yer verilmeyen benzetme.
Örnek:
Göz yaşı encümünü reh-ber edinmezse eğer
Şeb-i gamda eremez âşık-ı güm-râh sana
Necâtî
(Yolunu şaşırmış âşık
eğer gözyaşı yıldızlarını kılavuz edinmezse
gam gecesinde sana ulaşamaz.)
Benzetilen : gözyaşı
Kendisine benzetilen : encüm (yıldızlar)
2.1.5. Yaygın Benzetme
Benzetilenle kendisine benzetilen arasındaki birden fazla özelliğin anlatıldığı ben*zetme. Benzetilen ile kendisine benzetilen arasındaki benzerlikler aktarıldıktan sonra
temel benzerlik unsuru belirtilir.
Örnek:
Nevha
I
Feminin rengi aks edip tenine
Yeni açmış güle misâl olmuş
İn’itâfile bak ne âl olmuş
Serv-i sîmin safâlı gerdenine
O letâfetle ol nihâl-i revân
Giriyor göz yumunca rüyâma.
Benziyor
aynı kendi hülyâma
Bu tasavvur dokundu sevdâma.
Âh böyle gezer mi hiç cânân ?…
Gül değil arkasında kanlı kefen…
Sen misin
sen misin garîb vatan?…
(Namık Kemal – Vâveylâ)
(Ağzının rengi tenine yansıyıp yeni açmış güle benzemiş. Gümüş servinin safalı boynuna dönüp bir bak
ne kırmızı olmuş. O güzellikle su gibi akıp giden o fidan
gö*zümü yumunca rüyama giriyor. Aynı kendi hülyama benziyor. Bu düşünce sevda*ma dokundu. Ah
sevgili hiç böyle gezer mi ? Gül değil arkasında
kanlı kefen sen misin
sen misin garip vatan?)
Bu metinde “vatan” bir sevgiliye benzetilmiş. Şair vatana âşık oluşunu bir kadına âşık olmayla özdeşleştiriyor. Sevilen kadınla vatan arasında benzerlikler kurup
so*nunda da benzetilen unsur olan “vatan”ı belirtiyor.
2.2. İğretileme (İstiare)
Sözcük anlamı : Ödünç
iğreti alma. Terim anlamı : Bir sözcüğün anlamını geçici ola*rak başka bir sözcük hakkında kullanma. Bir şeyi gerçek anlamının dışında bazı ba*kımlardan benzerlik kurulan başka bir şeyin ismiyle belirtmektir. İstiarede söz
ken*di gerçek anlamının dışında kullanılır ve benzetme amacı güdülür. İstiare sanatı
benzetilen ile kendisine benzetilen unsurlarından sadece birinin belirtilmesiyle ya*pılır ve ikiye ayrılır:
2.2.1. Açık İğretileme (Açık İstiare)
Kendisine benzetilen unsuruyla yapılan iğretileme.
Örnek:
Aceb ne bezmde şeb-zindedâr-ı sohbet idin
Henüz nergis-i mestinde bûy-ı hâb kokar.
Nedim
(Acaba hangi dost meclisinde sabaha kadar sohbet ettin. Nergis[e benzeyen mah*mur
sarhoş gözün]den hâlâ uyku kokusu geliyor.)
Burada “nergis” ile “göz” kastedilmiştir. Benzetilen “göz” söylenmemiş kendisine benzetilen unsur olan “nergis” doğrudan göz anlamında kullanılmıştır. Beyitte ge*çen “kokar” kelimesiyle de nergisin asıl anlamı arasında ilişki vardır.
2.2.2. Kapalı İğretileme (Kapalı İstiare)
Sadece benzetilen unsuruyla yapılan iğretileme.
Örnek:
Eşcâr-ı bâğ hırka-i tecrîde girdiler
Bâd-ı hazân çemende el aldı çenârdan
Bâkî
(Bahçenin ağaçları tecrit hırkasına girdiler
tüm varlıklardan sıyrıldılar. Sonbahar rüzgârı
çimenlikte
bahçede çınardan el aldı.)
Burada sonbaharda yapraklarını döken ağaçlar
dünya varlıklarından sıyrılan mutasavvıflara benzetilmiş. Benzetilen unsur olan ağaç belirtilmiş
ancak kendisine benzetilen unsur olan mutasavvıf söylenmemiştir.
2.3. Mecaz-ı Mürsel
Bir sözü
gerçek anlamından başka bir anlamda ve benzetme amacı gözetmeden kullanma. Bu sanatta sözün kendi gerçek anlamının dışında olmasına ve gerçek an*lamının düşünülmesine engel bir şey bulunmasına dikkat edilir. Mecâz-ı mürsel sanatı genellikle şu yollarla yapılır : Parça belirtilerek bütün
bütün belirtilerek par*ça ; durum söylenerek yer
yer belirtilerek durum ; sebep söylenerek sebep olan şey
sebep olan şey belirtilerek sebep ; genel vurgulanarak özel
özel vurgulanarak genel kastedilir.
Örnek:
Aldın hezâr büt-gedeyi mescid eyledin
Nâkûs yerlerinde okuttun ezânları
Bâkî
(Binlerce puthaneyi alıp mescide dönüştürdün. Çan yerlerinde ezanları okuttun.)
Burada parça-bütün ilişkisi bağlamında
“nâkûs” parçasıyla Hristiyanlık dini ; “ezan” parçasıyla da İslâm dini vurgulanmak istenmiştir.
2.4. Kinaye
Asıl maksadı dolaylı va kapalı bir şekilde ifade eden söze denir. Sözün gerçek anla*mı kastedilmiş olabilir; ancak asıl amaç mecazlı anlamı vermektir. Söz hem gerçek hem de mecazî anlamıyla birlikte kullanılır. Türkçedeki deyimler genellikle kinaye*li sözlerdir.
Örnek:
Gönlüm gibi ey nâme gidip yârda kaldın
Baş üzre yerin var ham-ı destârda kaldın
Nâilî-i Kadîm
(Ey mektup
gönlüm gibi gidip sevgilide kaldın. Baş üzre yerin
var sarığın büklüm*lerinde
kıvrımlarında kaldın.)
Burada mektubun sarığın kıvrımları arasında kalması gerçek anlamıdır. Onun baş üzre yeri olması da hem gerçek anlamıyladır
hem de saygı gördüğünü ifade eder.
2.5. Tariz
Sözcük anlamı : Dokundurma
dokunaklı söz söyleme
sataşma
ilişme
taşlama. Te*rim anlamı : Sözün gerçek ya da mecazlı anlamıyla kullanılmayıp
tamamen bunla*rın zıddı bir anlamın kastedilmesidir. Amaç
sözü ters anlamıyla kullanmaktır. Bu sanat iğnelemek
alaya almak ve taşlamak için kullanılır.
Örnek:
Ters Öğüt Destanı
Bir yetim görünce döktür dişini
Bozmağa çabala halkın işini
Günde yüz adamın vur kır dişini
Bir yaralı sarmak için yeltenme
Huzûrî
Şair burada aslında söylediklerinin tam tersini kastetmektedir ve bu türlü davra*nanları taşlamaktadır.
2.6. Kişileştirme (Teşhis ve İntak)
Teşhis “kişileştirme”
intak “konuşturma” demektir. İnsanın dışındaki canlıları
hayvanları
bitkileri ve cansız varlıkları insan gibi düşündürüp konuşturmaya
in*san gibi davrandırmaya
kişileştirme ya da teşhis ve intak sanatı denir. Bu sanata en çok masallarda
özellikle hayvan masallarında rastlanır.
Örnek:
Hârdur tahrîk-i bâd ile libâsın çâk eden
Yoktur ey hâce güle hergiz ziyânı bülbülün
Zâtî
(Elbisesini rüzgârın tahrikiyle yırtan dikendir ey hoca
bülbülün güle asla zararı yoktur.)
Burada gül
bülbül ve diken kişileştirilmiştir.
3. Anlam Sanatları
Bu bölümde
bir edebî metinde sözlerin gerçek anlamlarıyla ilgili sanatlar yer alır.
3.1. İham
Sözcük anlamı : Vehme düşürme. Terim anlamı : İki ve daha fazla anlamı olan bir sözcüğü tüm anlamlarıyla birlikte kullanma sanatıdır.
Örnek:
Şemîm-i kâkülün almış nesîm gülşende
Demiş ki sünbüle sende emânet olsun bu
Figânî
(Sabah esen hafif tatlı rüzgâr
gül bahçesinde senin kâkülünün güzel kokusunu almış ve sünbüle demiş ki
sende emanet olsun bu -koku-.)
Bu beyitte “bu” sözcüğü
hem koku hem de işaret sıfatı anlamlarıyla birlikte kullanılmıştır.
3.1.1. İham-ı Tenasüp
Sözün söylenmemiş anlamıyla mısra ya da beyitteki öteki sözcükler arasında anlam ilgisi kurulan ihamdır.
Örnek:
Sür sâkiyâ kümeyt-i sebük-seyr-i sâgarı
Gezdirmedir ilâcı su inmiş ayağına
Emrî
(Ey saki
kadehteki çabuk içiliveren şarabı ortaya sür; ayağına su inmiş
ilacı gezdir*medir.)
Bu beyitte “ayak” sözcüğünün hem organ ismi
hem de kadeh anlamı vardır. Birinci anlamı vurgulanmış
ikinci anlamı olan “kadeh”in “kümeyt”
“sakî” ve “sâgar” söz*cükleriyle ilgisi kurulmuştur.
3.1.2. İham-ı Tezat
Birden fazla anlamı olan bir sözcüğünün mısra ya da beyit içinde söylenmeyen anla*mıyla karşıt anlamı olan bir sözcük arasında ilgi kurularak yapılan iham sanatıdır.
Örnek:
Vakt-i iftâr kühen sözlere karnım toktur
Vehbiyâ aç elini hayr duâ eyle hemân
Seyyid Vehbî
(İftar vakti modası geçmiş sözlere karnım toktur. Ey Vehbi
elini aç ve hemen hayır dua eyle.)
“Aç” sözcüğü hem “açmak” eyleminin emir şeklidir; hem de karnı acıkmış
yeme ihtiyacı duyan kimse anlamındadır. Burada sözcüğün ilk anlamı kullanılmış
kullanıl-mayan ikinci anlam ise “toktur” sözcüğüyle karşıtlık oluşturmuştur.
3.2. Tevriye
Sözcük anlamı : Meramını gizlemek
bir şeyi örtmek
arkaya gizlemek. Terim anla*mı: Birden fazla anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamını vurgulayıp
uzak anlamını kastetmektir.
Örnek:
Bir bûse mi bir gül mü verirsin dedi gönlüm
Bir nîm tebessümle o âfet gülü verdi
Zâtî
(Gönlüm [o güzele] bir öpücük mü
bir gül mü verirsin diye sordu. O âfet sevgili ise yarım bir tebessümle gülü verdi.)
Burada “gülü verdi” sözcükleriyle “gül çiçeğini verdi” anlamı söylenmiş; fakat sev*gilinin tebessüm ettiği
bu teklif karşısında hafifçe gülümsediği anlatılmak istenmiştir.
3.3. İstihdam
Sözcük anlamı : Kullanma
hizmete kabul etme. Terim anlamı : Bir sözcük veya deyi*mi gerçek ve mecazlı anlamlarının tümünü kastederek
işaret ettiği anlamları ayrı ayrı kullanmak sanatıdır. Sözcüğün her anlamı için ayrı işaretler bulunmaktadır.
Örnek:
Zâhidâ sâgarı çekmek eğer olduysa günâh
Sen sevâb içre bulun biz bu günâhı çekelim
Hayâlî
(Ey Zahit
kadeh çekmek eğer günah olduysa
sen sevap içinde bulun
biz bu günahı çekelim.)
“Çekmek” sözcüğünün gerçek anlamı tahammül etmek
katlanmak
üstlenmek
ka*bullenmektir. Mecazî anlamı ise içki içmektir. Birinci mısrada içki içmek anlamına işaret eden sözcük “sagar”
ikinci mısrada üstlenmek anlamına işaret eden sözcük ise “günah”tır.
3.4. Tenasüp
Sözcük anlamı : Uyma
uygunluk
birbirini tutma
yakışma. Terim anlamı : İçki ve iç*ki âlemi
peygamber ve mucizeleri
din ve ibadet
mitoloji
tarih ve mesnevi kahra*manları
dil ve edebiyat
müzik
kimya
tabiat gibi belli bir konuyla ilgili olarak ara*larında bazı bakımlardan ilgiler bulunan birden fazla sözcük
terim veya deyimi mısra ya da beyit içinde bir arada kullanmaktır.
Örnek:
Sensin bizi muhlis yine gark-âb-ı fenâdan
Ne zevrak u ne Nûh u ne tûfân biliriz biz
Nâilî-i Kadîm
(Fânilik
yok olup gitme suyunda boğulmuş olan bizleri kurtaracak yine sensin. Biz ne kayık
ne Nuh
ne de tufan biliriz.)
Bu beyitte Nuh peygamber
onun hayatı ve mucizeleriyle ilgili olarak “gark-âb”
“zevrak”
“Nuh”
“tufan” sözcükleri tenasüplü olarak bir arada kullanılmıştır.
3.5. Leff ü Neşr
Sözcük anlamı : Dürüp sarma ve yayıp dağıtma
toplama ve yayma. Terim anlamı : Beyit içerisinde birinci mısrada bulunan birden fazla unsurla ikinci mısrada benzer*lik ya da karşıtlık kurmaktır.
Örnek:
Yanağın u dudağın u teninle sûretin olmuş
Biri rengîn biri şîrîn biri nâzük biri ra’nâ
Ahmedî
(Yanağın
dudağın ve teninle yüzün; biri renkli
biri tatlı
biri nazik
biri güzel olmuş.)
“Yanağın” – “rengîn”
“dudağın” – “şîrîn”
“tenin” – “nâzük”
suretin” – “ra’nâ” sözcük*leri birbiriyle ilintili ve paralel bir şekilde düzenli olarak verilmiş.
3.6. Tecahül-i Arif
Arif “bilen”
tecahül “cahil gibi
bilmez gibi görünme” demektir. Terim anlamı
kişinin bir durumu
gerçeği bildiği hâlde
nükte yaparak bilmezlikten gelmesi
bilmiyormuş gibi davranmasıdır.
Örnek:
Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım
Nahîfî
(Göz gördü
gönül sevdi seni ey ay yüzlüm. Senin kurbanın olayım
bunda benim bir günahım var mı ?)
3.7. Hüsn-i Talil
Sözcük anlamı : Güzel yorumlamak
güzel bir sebebe bağlamak. Terim anlamı : Ger*çek bir olayın meydana gelişini
gerçek sebepleriyle değil de söze güzellik katmak için
şairin kendince bulduğu hayalî nitelikli güzel bir sebebe bağlamasıdır.
Örnek:
Seni seyr etmek için reh-güzer-i gülşende
İki cânibde durur serv-i hırâman saf saf
Bâkî
(Nazla salınan serviler
gül bahçesinin yolunda seni seyretmek için iki yanda saf saf durur.)
Yolun iki yanında servilerin dikili duruşları tabiî bir olaydır. Bunun başka bir sebebi yoktur. Ancak şair güzel bir hayal meydana getirmek için
onların sıra sıra duruşla-rını gelen sevgiliyi seyretmek için bekledikleri şeklinde yorumlamaktadır.
3.8. Sihr-i Helâl
Sözcük anlamı : Helâl olan büyücülük. Terim anlamı : Bir beytin birinci mısraının sonunda yer alan bir sözcük ya da sözcük grubunun
hem birinci mısraın sonuna hem de ikinci mısraın başına getirildiğinde anlamlı olacak şekilde kullanılmasıdır.
Örnek:
Âkil isen vahş u tayrın şâhı ol Mecnûn gibi
Başına mürg âşiyanından külâh-ı devlet al
Hayâlî
(Akıllı isen Mecnun gibi vahşi hayvan ve kuşların şahı
padişahı ol. Başına kuş yuvasından devlet külâhı al.)
Birinci mısraın sonundaki “Mecnun gibi” ifadesi
hem birinci mısraın sonunda
hem de ikinci mısraın başına getirildiğinde anlamlıdır.
3.9. Mübalağa (Abartma)
Sözcük anlamı : Abartma
aşırı büyütme. Terim anlamı : Bir durumu
özelliği olduğundan ya çok fazla ya çok az göstermek
bir olayı olamayacak şekilde zarif ve nük*teli bir şekilde abartarak anlatma.
Örnek:
Donar soğuktan efendi semender âteşte
Bir iki gün dahi böyle eserse bu sarsar
Nedim
(Efendi
bu kasırga böyle bir iki gün daha eserse
ateşte yaşayan masal hayvanı olan semender soğuktan donar.)
Rüzgârın aşırı soğukluğunu vurgulamak için hiç olmayacak olan bir şeyi
ateşte ya*şayan bir hayvan olan semenderin bile donacağını söylüyor.
3.10. Tezat (Karşıtlık)
Sözcük anlamı : Birbirine zıt olma
karşıt olma. Terim anlamı : Birbirine zıt özellikle*rin
duygu
düşünce ve hayallerin bir arada söylenmesidir.
Örnek:
Ne efsûnkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten
Namık Kemâl
(Ah ey hürriyetin güzel yüzü
sen ne büyücü imişsin. Esaretten kurtulduk
ancak bu kez de senin aşkının esiri olduk.)
“Hürriyet” ve “esaret” kavramları arasında tezat (karşıtlık) vardır.
17.02.11, 21:35 #3
Cevap: Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkl 3.11. İstidrak
Sözcük anlamı : Yetişme
erişme
nail olmadır. Terim anlamı : Birisini övüyormuş gi*bi yapıp yermek
yeriyormuş gibi yapıp övmektir.
Örnek:
Öyle nâzik ki eğer şapkalı bir kunduracı
Evine gelse eder tâ kapudan istikbâl
Ziyâ Paşa
(Öyle nazik ki eğer şapkalı bir kunduracı evine gelse
onu tâ kapıdan karşılar.)
Şair burada sözünü ettiği kişiyi över gibi görünüyor
ancak yermektedir.
3.12. Tekrir
Sözcük anlamı : Tekrarlama. Terim anlamı : Anlamı güçlendirmek için aynı sözcük veya sözcük gruplarını tekrarlamaktır.
Örnek:
Her zulmü
kahrı boğmağa bir parça kan yeter
Ey şark uyan yeter
ey şark uyan yeter
Ali Canip
3.13. Nidâ
Sözcük anlamı : Çağırma
bağırma
seslenme. Terim anlamı : Şairin aşırı bir şekilde heyecanlanması ve duygulanması sonucunda”‘ey”
“hey”
“eyvah” gibi ünlemlerle seslenmesidir.
Örnek:
Eyvâh !… Beş on kâfirin îmânına kandık
Bir uykuya daldık ki cehennemde uyandık!
Mehmet Akif Ersoy
3.14. İstifham
Sözcük anlamı : Sorma. Terim anlamı : Yanıt alma amacı gütmeden sözün anlamını güçlendirmek için soru sormadır.
Örnek:
Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova
Sen misin
yoksa hayâlin mi
vefâsız Kosova
Mehmet Akif Ersoy
3.15. Rücu
Sözcük anlamı : Dönme
geri dönme. Terim anlamı : Söylenen bir sözden vazgeçer gibi yapıp
ondan daha güzel ve güçlü bir düşünceyi ifade etmektir.
Örnek:
Erbâb-ı teşâür çoğalıp şâir azaldı
Yok öyle değil şâirin ancak adı kaldı
Muallim Nâcî
(Şairlik taslayanlar çoğalıp gerçek şairler azaldı. Yok öyle değil
şairin ancak adı kaldı.)
Burada rücu
“Yok öyle değil” ifadesiyle yapılmıştır.
3.16. Tefrik
Sözcük anlamı : Ayırma. Terim anlamı : İki unsurdan birinin üstünlüğünü vurgula*mak için
aralarındaki farkları belirtmektir.
Örnek:
Seni Kisrâ’ya adâlette muâdil tutsam
Fazladır sende olan devlet ü dîn ü îmân
Bâkî
(Seni adalet konusunda Kisra’ya denk
eşit tutsam; sendeki devlet
din ve iman fazla gelir.)
Şair “sen” dediği kişiyle “Kisra”yı karşılaştırır ve onun Kisra’dan üstün olan özellik*lerini vurgular.
3.17. Kat
Sözcük anlamı : Kesme
kesilme
biçme. Terim anlamı : Sözü
ifadeyi tamamlanma*dan bir noktada kesme. Bunun sonunun
arkasının okuyucu tarafından getirilmesi ya da söylenmese de anlaşılması beklenir. Geri kalan kısmın söylenmemesinin
sözün etkisini artıracağı için söylenmesinden daha iyi olacağı düşünülür.
Örnek:
Ey kimsesiz âvâre çocuklar…
Hele sizler
Hele sizler…
Tevfik Fikret
Burada kat sanatı
ikinci mısradaki “Hele sizler” ifadesinde yapılmıştır.
3.18. Terdit
Sözcük anlamı : Reddetme
geri çevirme. Terim anlamı : Sözün
muhatabı önce me*rakta bırakıp
sonunun ne olacağını hissettirmeden sürdürüp
daha sonra hiç umul*mayan çarpıcı bir sonla noktalanmasıdır.
Örnek:
Lades
Vaktiyle yazdığım gibi:
Uzayacağa benzer
Tutuştuğumuz lades.
Bak
kaç sene geçti:
Aldatamadın beni
Ölüm kardeş !
Behçet Necatigil
Şairin son mısraya kadar kiminle konuştuğu belli değildir. Son mısrada bunun”ölüm” olduğu çarpıcı bir şekilde belirtilir.
3.19. İltifat
Sözcük anlamı : Dönüp bakma
dikkat
hatır sorma
sözü başka bir kişiye çevirme. Terim anlamı : Bir konu devam ederken
anîden bir duygunun ortaya çıkışıyla sö*zün muhatabının değişmesi.
Örnek:
Aradan yıllar geçti
işte o günden beri
Ne zaman yolda bir hana rastlasam irkilirim
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar.
Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!
Faruk Nafiz Çamlıbel
Şairin muhatabı önceleri “yollar” iken
daha sonra “han duvarları”dır.
3.20. Telmih (Anıştırma)
Sözcük anlamı : Söz sırasında kastedilen bir şeyi imalı olarak belirtme
açık söyleme*me. Terim anlamı : Herkesin bildiği geçmiş önemli olaylara
meşhur kimselere
hikâyelere
efsanelere
inançlara
atasözlerine
ayet ve hadislere doğrudan doğruya değil
dolaylı olarak değinmek
işaret etmektir.
Örnek:
Tûtî-i mu’cize-gûyem ne desem lâf değil
Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil
Nef’î
(Mucize söyleyen papağanım
ne desem lâf değil. Felek ile söyleşemem
onun aynası saf değil.)
Burada papağana ayna karşısına geçip konuşma öğretilmesi olayına bir telmih bulunmaktadır.
3.21. İrsal-i Mesel
Sözcük anlamı : Atasözü getirme. Terim anlamı : Konuyu pekiştirmek amacıyla bir atasözü ya da atasözü değerini taşıyan bir ifade kullanmak.
Örnek:
Kirpikleri uzundur yârin hayâle sığmaz
Meşhûr bir meseldir mızrak çuvala sığmaz
Hevâî
(Sevgilinin kirpikleri hayale sığmayacak kadar uzundur. Şöyle meşhur bir atasözü vardır : Mızrak çuvala sığmaz.)
3.22. İktibas
Sözcük anlamı : Ödünç alma. Terim anlamı : Konuyu ve anlamı pekiştirmek için ayet
hadis ya da bunlardan birer parça almaktır.
Örnek:
Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i Mevlâ
Tallâhi lekad âserekellâhü aleynâ
Ziya Paşa
(Allah’ın gücü kudreti zalimlere bir gün “Allah’a andolsun
hakikaten Allah seni bi*ze üstün kılmış” dedirir.)
Beytin ikinci mısraı Yusuf Suresi’nin 91. ayetinden alınmıştır.
4. Söz Sanatları
Bu bölümde yer alan edebî sanatlarda sözlerin
sözcüklerin anlamından çok şekil yapıları
yazılışları
söylenişleri dikkate alınır; bu unsurlara dayalı olarak sanat ya*pılır. Bunların başlıcaları on bir alt başlıkta toplanır:
4.1. Cinas
Sözcük anlamı : Münasebet
benzeyiş
farklı anlamla yorumlanabilen söz. Terim an*lamı : Yazılış şekilleri ve söylenişleri (telâffuzları) aynı
ama anlamları farklı olan iki sözcüğü bir arada kullanmaktır. Cinas sanatı yedi ayrı şekilde yapılır.
4.1.1. Cinas-ı Tam (Tam Cinas)
Yazılış ve söylenişleri aynı
anlamları ayrı iki sözcük ile yapılan cinas.
Örnek:
Kısmetindir gezdiren yir yir seni
Göğe çıksan âkıbet yir yir seni
İbn-i Kemâl
(Seni yer yer gezdiren kısmetindir. Göğe çıksan
sonunda toprak seni içine alır.)
Birinci mısradaki “yir yir” taraf taraf
ikinci mısradaki “yir yir” ise ‘yer’; yani ‘toprak seni yer
içine alır
ölür toprağın altına girersin’ demektir.
4.1.2. Cinas-ı Mürekkep
Cinaslı sözlerden birinin iki ayrı sözcük hâlinde yazılmasıdır.
Örnek:
Varı yok yoğu var eden ol durur
Dünyede her olanı ol oldurur
Süleyman Çelebi
(Varı yok
yoğu var eden odur. Dünyada her olanı o oldurur.)
İkinci mısradaki “oldurur” sözcüğü
birinci mısrada “ol durur” şeklinde ayrı iki söz*cük olarak yazılmıştır.
4.1.3. Cinas-ı Muharref
Arap harfleriyle yazılışları aynı
söylenişleri
telâffuzları farklı olan sözcüklerle ya*pılan cinas.
Örnek:
Şehrin içinde şöhreti artar cemâlinin
Evsâf-ı verd-i ârızı vird-i zebân olur
Nef’î
(Şehrin içinde güzelliğinin şöhreti artar. Yanağının gülünün vasıfları dillerde dolaşır durur
sürekli tekrarlanır.)
“Verd” ile “vird” sözcüklerinin Arap harfleriyle yazılışı aynı
ancak harekeleri yani okunuşları ve anlamları farklıdır.
4.1.4. Cinas-ı Nakıs
Cinaslı sözcüklerden birinde fazladan bir harf bulunan cinas.
Örnek:
Bize ey bâd bâdî-i perîşânî olursan da
Dokun gâhî o zülf-i târümâra her çi bâd-â-bâd
Sünbülzâde Vehbî
(Ey rüzgâr bize perişanlık sebebi olursan da bazen ne olursa olsun o dağınık saça do*kun.)
Burada cinas “bâd” ile “bâdî” arasında yapılmıştır; “bâdî” sözcüğündeki ‘î’ sesi fazladır.
4.1.5. Cinâs-ı Lâhık
Birbiriyle cinas yapılan sözcüklerde bir harfin farklı olduğu cinas.
Örnek:
Cefâ gördük o nahl-i nâz-perverden vefâ derken
Bizimle âkıbet bîgâne çıktı âşinâ derken
Nâbî
(Biz vefa derken
o nazlı
fidan boylu sevgiliden cefa gördük. Biz onu kendimize dost bilirken
sonunda bize yabancı çıktı.)
“Vefa” ile “cefa” sözcükleri arasında cinas vardır ve ilk harfleri farklıdır.
4.1.6. Cinas-ı Mükerrer
Birbiriyle cinas yapılan sözcüklerden birinin
öteki sözcüğün son hecesiyle ses ve yazılış yönünden aynı olmasıdır.
Örnek:
Ne izz ü câh u neseble ne kesb-i mâl iledir
Fakat tefâhuru ehl-i dilin kemâl iledir
Seyyid Vehbî
(Gönül adamlarının
kalenderlerin övünmesi
ne ululuk ve güçlülükle
ne makam*la
ne soy sopla
ne de mal sahihi olmakladır. Onların övünmesi ancak olgunluk ile*dir.)
Birinci mısradaki “mâl” sözcüğü
ikinci mısradaki “kemâl” sözcüğünün son hecesiyle aynı yazılış ve söyleyiştedir.
4.2. Kalp
Sözcük anlamı : Değiştirme. Terim anlamı : Bir sözcükteki harflerin yerlerini değiştirmek suretiyle yapılan sanattır.
Örnek:
Böyle hûn-rîzâne tevcîh-i nigeh bilmem neden
Gâlibâ zann eyliyor Nâcî’yi cânî gözlerin
Mualim Nâcî
(Böyle kan dökücü bakışlar yöneltmek nedendir? Galiba gözlerin Naci’yi cani zan*nediyor.)
Kalp
“Nâcî ” ve “cânî” sözcükleri arasındadır. Bu iki sözcükte harflerin yerleri değiştirilmiştir.
4.3. İştikak
Sözcük anlamı : Türeme
türetme. Terim anlamı : Aynı kökten türeyen birden fazla sözcüğü bir arada kullanmaktır.
Örnek:
Ey beni lutfuyla yoktan var eden Rabb-i gafûr
Mağfiret kıl eyledikte azm-i iklîm-i bekâ
Enderunlu Vâsıf
(Ey beni iyiliğiyle
rahmetiyle yoktan var eden
bağışlayıcı merhametli Allah
son*suzluk dünyasına
ahirete gittiğimizde bizi bağışla
bize merhamet et.)
Burada “gafûr” ve “mağfiret”
Arapça dilbilgisi kurallarına göre aynı kökten türemiş iki sözcüktür.
4.4. Akis (Yansıtma)
Sözcük anlamı : Geri dönme
yansıma.Terim anlamı : Bir mısra içinde anlamlı bir ifa*denin ters çevrilip
yine anlamlı bir ifadeye dönüştürülerek yerleştirilmesiyle yapılan sanattır.
Örnek:
Dîdem ruhunu gözler gözler ruhunu dîdem
Kıblem olalı kaşın kaşın olalı kıblem
Nazîm
Birinci mısraın “Didem ruhunu gözler” ifadesi ters çevrilerek
“gözler ruhunu dîdem” anlamlı ifadesine dönüştürülmüş ve aynı mısrada yerleştirilmiştir. İkinci mısra da aynıdır.
4.5. İade
Sözcük anlamı : Geri gönderme
geri çevirme. Terim anlamı : Şiirin her beytinin son sözcüğünü sonraki beytin ilk sözcüğü olarak kullanmaktır.
Örnek:
Ey güzellik göğünün mâh-ı münevver kameri
Şâd kıl gönlümü gün gibi tulû et seherî
Seherî aşk ile meydâna girip seyr edeyim
Ola ki peyk-i sabâdan ere yârin haberi
Haberi olsa anın yoluna cân verdiğime
Bana rahm eyleyüben eyleye idi nazarı
Zâtî
4.6. Tarsî
Beytin her iki mısraındaki sözcükleri harf sayısı
vezin ve kafiye bakımından birbiri*ne denk getirmeye denir.
Örnek:
Ol şeh-i kâm-kâr gelmez mi
Ol meh-i nâm-dâr gelmez mi
Bâkî
(O mutlu padişah [sevgili] gelmez mi; ünlü
namlı ay gibi güzel sevgili gelmez mi?)
4.7. Akrostiş
Her mısraın ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca bir ismin çıkacağı şekilde yazılmış şiire denir.
Örnek:
Var olan bir sen
bir ben
bir de bu bahar
Elden ne gelir ki ? Güzelsin
gençliğin var.
Dünyada aşkımız ölüm gibi mukaddes.
İnan ki bir daha geri gelmez bu günler
Âlemde bu andır bize dost esen rüzgâr.
Cahit Sıtkı Tarancı
Bu şiirin mısralarının ilk harfleri yukarıdan aşağı okununca Vedia ismi çıkar.
4.8. Lep (Leb) – Değmez (Dudak Değmez)
İçinde ‘b
p
f
m
v’ gibi dudak ünsüzleri bulunmayan sözcüklerle yazılan şiire denir.
Örnek:
Her şey ne sıcaktı
her şey ne iyi
Hatta o karanlık
aysız geceler
Ahmet Kutsi Tecer
Özet
Etkili
güzel söz söyleme sanatı olan edebiyatta
dilin gerçek ve sembolik anlamlarına başvur*mak
az sözle çok şey ifade etmek
anlam ilgisi kurmak yoluyla yapılan sanatların büyük bir yeri vardır. Bu sanatlara “edebî sanatlar” adı verilir.
İnce duyguların
estetik duyarlığın ürünü olan edebî sanatlar
Türk edebiyatında geniş yer tutar. Özellikle Klâsik (Divan) Türk edebiyatında bu sanatlara büyük önem verilir.
Edebî sanatlar mecazlar
anlam sanatları ve söz sanatları olmak üzere üç kümede ele alınabilir. Benzetme
iğretileme
mecaz-ı mürsel
kinaye
tariz
kişileştirme mecazlara; iham
tevriye
tenasüp
tecahül-i arif
hüsn-i talil
mübalâğa
tezat
tehmih
iktibas anlam sanatlarına; cinas
kalp
akrostiş ve lep değmez söz sanatlarına giren belli başlı edebî sanatlardır.
Yararlanılan ve Başvurulabilecek Kaynaklar
Tahirül Mevlevî
Edebiyat Lügati
İstanbul
Enderun Kitabevi
1973.
Dr. Ali Nihat
Edebî Sanatlara Dair
İstanbul
İnkılâp Kitaphanesi
1933.
Bilgegil
Kaya; Edebiyat Bilgi ve Teorileri
İstanbul
Enderun Kitabevi
1989.
Muallim Naci
Istılahat-ı Edebiyye -Edebiyat Terimleri-
Hazırlayanlar : Alemdar Yalçın
Abdülkadir Hayber
Ankara
Akabe Yayınları.
Dilçin
Cem; Örneklerle Türk Şiir Bilgisi
Ankara
Türk Dil Kurumu Yayınları
1997.
Külekçi
Numan; Açıklamalar ve Örneklerle Edebî Sanatlar
Ankara
Akçağ Kitabevi
Şubat 1995.
Pala
İskender; Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
Ankara
Akçağ Kitabevi
1995.
Yard. Doç. Dr. Nurullah ÇETİN
17.02.11, 21:36 #4
Cevap: Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkl Edebi Sanatlar
MECAZ Bir sözün
asıl anlamından başka bir anlamda kullanılmasıdır.
Örnekler:
"Kara bulutlar sarmıştı yurdumun ufkunu."
Bu dizede "kara bulutlar" sözü "tehlike
kötülükler" anlamında kullanılmıştır.
"Otomobil uçar gider." dizesindeki "uçmak" fiili de mecaz anlamda kullanılmıştır.
BENZETME (TEŞBİH)
Ortak yönleri olan iki kavramdan
zayıf olanın güçlü olana benzetilmesidir.
- Bazı ders kitaplarımız tuğla gibi kalındı.
- Çocuğun parmakları kibrit çöpü kadar inceydi.
- Küçük kızın dişleri inci gibiydi.
Tam bir benzetmenin dört öğesi vardır:
Burak arslan gibi kuvvetlidir.
Benzeyen: Burak
Benzetilen: arslan
Benzetme Yönü: kuvvet
Benzetme Edatı: gibi
Bu örnekte "Burak"
güçlülük yönüyle "arslan"a benzetilmiştir.
* Bazı benzetmelerde benzetme yönü söylenmeyebilir:
Örnekler:
- Çamaşırlar kar gibi olmuş
- Boru gibi sesi vardı.
- Bu kadın tam bir yılan.
- Buz gibi suyla yüzünü yıkadı.
* Kimi benzetmelerde ise yalnız "benzeyen" ve "kendisine benzetilen" olmak üzere iki öğe yer alır. Beliğ teşbih (teşbih-i beliğ) adını alan bu benzetmeler
edebiyatta en sık kullanılan benzetme çeşididir.
Örnekler:
Gül yüzün neden gülmüyor?
Benzeyen: yüz
Benzetilen: gül
İnci dişleriyle gülümsüyor.
"Gönlüm güller içinde
ruhumda deli rüzgâr"
"Gözlerin gönlümde açan nergisler"
Örnek Soru:
Aşağıdaki dizelerin hangisinde dört öğesi de bulunan bir "teşbih" vardır?
A) Her hatıra bir damla yaş oldukça gözümde
B) Gördüm deniz dedikleri bin başlı ejderi
C) Canlandı hayalimde o mazideki yazlar
D) Her gölge bir insan kadar inceydi
derindi
E) Ben böyle değildim
bu deniz böyle değildi
(1995/ÖYS)
Çözüm: B ve D seçeneklerindeki dizelerde "teşbih" (benzetme) var. B'de "deniz"
"ejder"e benzetiliyor. Bu benzetmenin iki öğesi var: benzeyen
kendisine benzetilen. D'deki benzetmenin dört öğesi de var.
Benzeyen: gölge
Kendisine benzetilen: insan
Benzetme yönü: ince ve derin
Benzetme edatı: kadar
Dört öğesi de olan böyle teşbihlere "mufassal teşbih" adı verilir.
Yanıt: D
17.02.11, 21:38 #5
Cevap: Edebi Sanatlar - Edebi Sanat Yıllık Ödev Edebi Sanatın Şiirleri Üzerinde Örnkl İSTİARE (EĞRETİLEME)
"İstiare"nin sözcük anlamı "ödünç alma"dır.
İstiare
bir varlığın geçici olarak başka bir varlığın adını ya da özelliğini almasıdır.
Yalnız "benzeyen" ve "kendisine benzetilenin" olduğu bir benzetmede bu iki öğeden biri kaldırılırsa istiare ortaya çıkar. Bu tanım kısaca; "Taraflarından biri kaldırılmış beliğ teşbihe istiare denir." biçiminde verilir.
Örnek:
Melek kızım ağlamış mı?
"Melek kız" sözü bir beliğ teşbihtir.
Bu cümle "Meleğim ağlamış mı?" biçiminde söylenirse "meleğim" sözünde istiare olur.
istiare
kendisine benzetilenin söylenip söylenmemesine göre "açık istiare" ve "kapalı istiare" olarak ikiye ayrılır:
1) Açık İstiare
Benzetmenin öğelerinden yalnız kendisine benzetilenin söylenmesiyle oluşturulur.
Örnekler:
"Ceylanım gel
gel!" dizesinde sevgili
"ceylan"a benzetilmiş ve yalnızca kendisine benzetilen (ceylan) söylenmiştir.
Korkusuz birine "arslan"
terbiyeli birine "koç"
çok kurnaz biri için "tilki" denilmesi birer açık istiare örneği oluşturur.
"Hangi dağda bulsam ben o maralı?"
2) Kapalı İstiare
Benzeyen söylenir
kendisine benzetilen söylenmez; kendisine benzetilenin bir özelliği belirtilir.
Örnekler:
"Gözlerinden içti gönlüm neşeyi"
Bu dizede "neşe" içilebilecek bir şeye benzetilmiş
ama neye benzetildiği söylenmemiştir. Kendisine benzetilenin özelliği (içilebilecek olması) verilmiştir.
Benzeyen (neşe) ve kendisine benzetilenin özelliğinin (içti) söylendiği bu sanat kapalı istiaredir.
"içimde damla damla bir korku birikiyor."
Bu dizede de "korku"
damla damla olabilecek bir şeye benzetilmiş
ama neye benzetildiği söylenmemiştir.
Aşağıdaki dizelerde de kapalı istiare vardır:
- "Minik fare kükredi."
- "Zamanın nabzını dinle."
- "Kaçırdım fırsatı gelmez elime."
- "Zeytin gözlüm
özlem ektim yollara."
Temsili İstiare
Bir kavramın kendisiyle benzerlik ilgisi olan varlık ya da kavramlarla anlatılmasına denir.
Yahya Kemal'in "Sessiz Gemi" adlı şiiriyle "ölüm" kavramını anlatması bir temsili istiare örneğidir.
KİŞİLEŞTİRME (TEŞHİS)
Cansız varlıklara ve soyut kavramlara insana ait özellikler kazandırıp onları canlandırma
hareketlendirme sanatıdır.
Örnekler:
"O gün bugün
hep sessiz ağlaşırlar geceler
Ruhumla bir dost gibi anlaşırlar geceler."
"Gecelerin ağlaşması" ve "ruhla anlaşması" kişileştirme örnekleridir.
"Senin tutkunla mecnun geziyor
güneş ve ay."
Gezmek insanın özelliğidir; güneş ve ayın gezmesi kişileştirme örneğidir.
Aşağıdaki dizelerde kişileştirme örnekleri vardır:
"Rüzgâr susmuş
ses vermiyor; nedendir?"
"Bahçemizde açılmaz
seni görmezse çiçekler
Sahil seni
akşam seni
rüzgâr seni bekler."
İNTAK (KONUŞTURMA)
İntak kişileştirmeye bağlı bir sanattır. Hayvanların ve cansız varlıkların konuşturulmasıdır.
Örnekler:
"Serilip hak-i hakarette vatan can veriyor.
Yetişin son nefesimdir
gelin imdada! diyor."
ikinci dizede vatan konuşturulmuştur.
Yunus Emre'nin
"Benim adım dertli dolap
Suyum akar yalap yalap"
dizelerinde de bir su dolabı konuşturulmuştur.
MECAZ-I MÜRSEL (DÜZ DEĞİŞMECE)
Aralarında benzerlik ilgisi olmaksızın
bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasıdır.
İki söz arasında
benzerlik ilgisi dışında "parça-bütün
neden-sonuç
yer-içindekiler..." gibi ilgiler vardır.
Örnekler:
"Erzurum
olimpiyatlara katılacak üniversiteli sporcuları bekliyor."
Bu cümlede geçen "Erzurum" sözcüğü "Erzurum halkı" yerine kullanılmıştır.
- Bir sanatçı söylenip eseri kastedilebilir:
"Namık Kemal'in birinci sınıfta okutulması doğru değil."
"Namık Kemal" sözü ile sanatçının şiirleri ya da başka eserleri anlatılmak istenmiştir.
- Bir yer söylenip içindekiler anlatılmak istenebilir: "Necati Bey'in evini şu dükkâna soralım."
"Dükkân" sözü
içindekiler yerine kullanılmıştır.
Aşağıdaki örneklerde mecaz-ı mürsel sanatı vardır:
- Herkes tabağını bitirecek.
- Ankara
görüşmelere katılacak.
- Listedeki kitapların hepsi edebiyatımızın ünlü kalemlerinin eserleri idi.
- Vatandaş ödev ve sorumluluklarını biliyor.
Örnek Soru:
Tarlasındaki taze salataları övmek için
"Badem bunlar
badem!" diye bağıran satıcı
aşağıdaki söz sanatlarından hangisine başvurmaktadır?
A) Benzetme B) Tenasüp C) Kinaye
D) Hüsn-i talil E) Mecaz-ı mürsel
(1995/ÖYS)
Çözüm: Salatalık ile badem arasında benzerlik ilgisi olamaz. Aralarında benzerlik ilgisi olmaksızın "badem" sözü "salatalık" yerine kullanılmıştır. Bu sanat mecaz-ı mürseldir. (Yalnız bu soru tartışmaya açıktır.)
Yanıt: E
HÜSN-İ TALİL (GÜZEL NEDENLEME)
Anlatıma güzellik katmak için doğal bir olayı gerçek nedeninin dışında hoşa gidecek bir nedene bağlamadır.
Örnekler:
"Gönlünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca
O hızla dağları Ferhat yarınca
Başlamış akmaya çoban çeşmesi."
(Faruk Nafiz ÇAMLIBEL)
Bu dizelere göre çoban çeşmesi
Ferhat dağları yardığı için
ona yardım etmek amacıyla akmaya başlamıştır.
"Güzel şeyler düşünelim diye
Yemyeşil oluvermiş ağaçlar."
Ağaçlar
bahar gelince yeşillenir. Onların yemyeşil olması
bizim güzel şeyler düşünmemiz için değildir
doğal bir sonuçtur.
Aşağıdaki dörtlükte de hüsn-i talil sanatı vardır.
"Aslan kükreyişi değil kafeste
Bir insan yüreği saklı bu seste
Bu benim derdime uyan bir beste;
Annem öldü diye ağlıyor deniz."
(Kemalettin KAMU)
Şaire göre
denizdeki dalgaların çıkardığı ses bir ağlama sesidir; deniz
şairin acısını paylaşmakta
şairin annesinin ölümüne ağlamaktadır.
MÜBALAĞA (ABARTMA)
Anlatılan bir durumun olduğundan çok fazla ya da çok az gösterilmesidir.
Örnekler:
"Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır."
Bu dizede mübalağanın en aşırı biçimi vardır. İnsanın "of çekmesi" ile dağ yıkılmaz. Böyle bir şey hem düşünce
hem de hayal olarak mümkün değildir.
"Sana milyon kere söyledim
mübalağa yapma diye." cümlesi de iyi bir abartma örneğidir.
"Her aşkın sonunda gözyaşı vardır
Akar damla damla sel olur gider."
İkinci dizede abartma sanatı vardır. Akan gözyaşlarının sel olması olası değildir
ileri derecede bir mübalağa yapılmıştır.
"Burada sıcaktan piştik." cümlesinde geçen "piştik" sözünde de abartma vardır.
"Havada uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil."
Şair
kendisinin havada uçan tüyden bile hafif olduğunu söylüyor. Bu örnekte olduğu gibi
kimi zaman
abartma bir durumu olduğundan çok az
çok küçük gösterme şeklinde de olabilir.
Aşağıdaki örneklerde abartma vardır:
"Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel
seni tarihe desem sığmazsın."
"Uçtuk
Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle."
"Sözün şiirlerin mükemmelidir.
Yüzün çiçeklerin en güzelidir."
"Seneler sürer her günüm."
TEVRİYE
Bir sözü iki anlama gelecek biçimde kullanmaktır.
İki anlamı olan bir sözcüğün yakın anlamını kullanır görünerek
gerçekte uzak anlamını kastetmektir.
Örnekler:
"Baki
çemende hayli perişan imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var rüzgârdan."
(Yaprak
bahçede oldukça zor durumdaymış; rüzgârdan bir şikâyeti var sanki.)
Rüzgâr: 1) Yel
2) Zaman
"Gül gülse
daim ağlasa bülbül acep değil.
Zira
kimine ağla demişler
kimine gül"
İkinci dizede geçen "gül" iki anlama gelecek biçimde kullanılmıştır.
"Kadrini seng-i musallada bilip ey Baki!
Durup el bağlayalar karşına yaran saf saf."
(seng-i musalla: musalla taşı
yaran: dostlar)
İkinci dizede geçen "el bağlayalar" sözünde tevriye vardır. "El bağlamak" emre hazır beklemek ve namaza başlamak anlamına gelir.
TEZAT (ZITLIK)
Aralarında bir ilgi olan karşıt kavramları bir arada kullanmaktır.
Örnekler:
"Esir-i aşkın olduk
gerçi kurtulduk esaretten"
"kurtulmak" ile "esir olmak" karşıt kavramlardır.
"Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz" dizesinde "ağlamak" ile "gülmek" tezat oluşturmuştur.
"Neşen ben olayım kederin varsa" "Neşe" ile "keder" karşıt iki kavramdır.
Aşağıdaki dizelerde de tezat sanatının örnekleri vardır:
"Ölüm bize ne uzak
bize ne yakın ölüm;
Ölümsüzlüğü tattık
bize ne yapsın ölüm!"
"El çek tabip
el çek; yaram üstünden
Sen benim derdime deva bilmezsin."
"Yıkıl git diyorsun
kolay mı gitmek?
Sen getirdin beni gel diye diye."
TENASÜP (UYGUNLUK)
Aralarında konu
tür gibi ilgiler bulunan sözleri bir dizede ya da beyitte kullanma sanatıdır.
Örnekler:
"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabip
Kılma derman
kim helakim zehr-i dermanındadır."
"Dert
ilaç
tabip
derman
zehir" hastalıkla ilgili kavramlardır; bu kavramların bir arada kullanılması tenasüp sanatını oluşturur.
"Geçsin günler
haftalar
Aylar
yıllar
mevsimler;
Zaman sanki bir rüzgâr Ve bir su gibi aksın."
(Enis Behiç KORYÜREK)
Zamanla ilgili kavramlar (gün
hafta
ay
yıl
mevsim
zaman) bir arada kullanılarak tenasüp sanatı yapılmıştır.
KİNAYE
Gerçek anlamı da düşünülebilecek bir sözü
gerçek anlamının dışında bir anlamda kullanmaktır. Kinayede mecazlı kullanım söz konusudur.
Örnekler:
"Fatih Bey'in herkese kapısı açıktır."
Kapının açık olmasının gerçek anlamı vardır; ama bu cümlede kapısı açık "konuksever" anlamında kullanılmıştır.
"Ey benim sarı tamburam
Sen ne için inilersin?
içim oyuk
derdim büyük
Ben anınçün inilerim."
(Pir Sultan ABDAL)
(anınçün: onun için)
Tamburanın içi oyuktur
ancak bu dörtlükte asıl söylenmek istenen dertli
üzüntülü olmaktır.
Ayrıca
tamburanın konuşması intak sanatının örneğidir.
* Pek çok atasözünde ve deyimde kinaye sanatı vardır:
Ağaçtan maşa olmaz.
Bu atasözünün gerçek anlamı da doğrudur
akla uygundur. Ancak bu atasözü "yeteneksiz
beceriksiz insanların riskli
önemli işlerde kullanılamayacağını" belirtmek için söylenir.
"Gözü kara" deyiminin gerçek anlamı vardır; ancak bu deyim "cesur
korkusuz" anlamında kullanılır.
Örnek Soru:
Aşağıdakilerin hangisinde bir kinaye vardır?
A) Gönül sevdiğinden soğur Görülmeyi görülmeyi
B) Gölgesinde dinlendiğim Koca çamlar yerinde mi
C) Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın
D) Elbet bir devasız dertten Doğan göz bir zaman ağlar
E) Uçtu kuşların kervanı Her biri bir dala gider
(1992/ÖYS)
Çözüm: C seçeneğinde geçen "Taş bağırlı dağlar mısın?" dizesinde kinaye sanatı vardır. Dağların bağrı taştır
ancak bu dizede söylenmek istenen acımasızlık
insafsızlıktır. Gerçek anlamı da olan bir söz mecaz anlamıyla kullanılmıştır.
Yanıt: C
TECAHÜL-İ ARİF (BİLMEZLİKTEN GELME)
Söz söyleyenin
bir incelik ortaya koymak için bildiği bir durumu bilmezlikten gelmesidir.
Örnekler:
"Şakaklarıma kar mı yağdı
ne var?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?"
Şairin saçları beyazlamıştır; o
bunu bilmiyor değildir. Böyle bir şeyi açıkça söylemek yerine
durumu bilmezlikten gelerek "Şakaklarıma kar mı yağdı?" demiştir. İkinci dizede de aynı şekilde tecahül-i arif vardır.
"Bulutlar mı geçiyor başımın üstünden
Ben mi gidiyorum bulutların altında?"
Aşağıdaki dizede de tecahül-i arif vardır:
"Aynalar söyleyin bana
kimim ben?"
CİNAS
Yazılışları ve söylenişleri bir
anlamları ayrı iki sözü bir arada kullanma sanatıdır.
Örnekler:
"Eyleme vaktini zayi; deme kış yaz
oku yaz"
I. "yaz" isim
II. si "yazmak" fiilinin emir biçimidir.
"Bülbül eder güle naz
Gül eder bülbüle naz
Bugün bir şehre vardım
Ağlayan çok gülen az"
"Güle naz" ile "gülen az" sözcükleri cinas oluşturacak biçimde kullanılmıştır.
"Bizimle saltanat lafın idermiş ol Karamani
Hûda fırsat verirse ger kara yire karam anı."
(Fatih Sultan Mehmet'in Karaman Bey'i için söylediği söz)
Aşağıdaki dizelerde de cinas vardır:
"Kısmetindir gezdiren yer yer seni
Gafil olma akıbet yer
yer seni"
TARİZ (İĞNELEME)
Birini küçük düşürmek ya da iğnelemek için
bir sözü gerçek anlamının tam tersi bir anlamda kullanmaktır.
Örnekler:
Dersin bitmesine yakın sınıfa gelen bir öğrenciye
"Ne kadar erkencisin!" denilmesi tariz örneğidir.
"Bu ne kudret ki elifbayı okur ezberden."
(Bu ne büyük başarı
alfabeyi ezberden okuyor!)
Nef'i'nin Şeyhülislam Yahya'nın kendisine "kâfir" demesi üzerine yazdığı şu dörtlük güzel bir tariz örneğidir:
"Bize kâfir demiş Müfti Efendi
Tutalım ben ona diyem müselman;
Varıldıkta yarın ruz-i cezaya
İkimiz de çıkarız anda yalan"
TELMİH (ANIMSATMA)
Söz arasında
bilinen bir olaya
tarihten veya mitolojiden bir kahramana
bir atasözüne işaret edip onu hatırlatma sanatıdır.
Örnekler:
"Leyla gelin oldu
Mecnun mezarda
Bir susuz yolcu yok
şimdi dağlarda."
Birinci dizede geçen "Leyla" ve "Mecnun" herkesin bildiği "Leyla ile Mecnun" hikâyesinin kahramanlarıdır.
"Seyretti hava üzre denir taht-ı Süleyman
O saltanatın yeller eser şimdi yerinde."
Birinci dizede geçen "taht-ı Süleyman"
900 yıl yaşadığı söylenen Süleyman Peygamber'in havada uçtuğuna inanılan tahtıdır.
"Afrodit olmadan ilah
Dağdan inerdi her sabah;
Elde gümüş hamam tası."
İlk dizede geçen "Afrodit"
Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçasıdır.
TEKRİR (TEKRARLAMA)
Sözün etkisini güçlendirmek için bazı sözcük ya da sözleri aynı dizede veya art arda gelen dizelerde tekrarlamaktır.
Örnekler:
"Çal sevdiceğim
çal güzelim
çal meleğim
çal."
"Akşam
yine akşam
yine akşam
O dem göllerde bir kamış olsam."
"Gidiyor
rast gelmez bir daha tarih eşine;
Gidiyor
on yedi milyon kişi takmış peşine.
Gidiyor
sonsuz olan kudreti sığmaz akla;
Gidiyor
göğsünü çepçevre saran bayrakla"
(Orhan Seyfi ORHON)
ALİTERASYON
Ahenk oluşturmak için aynı sessiz harfin ya da hecenin bir dizede veya beyitte sürekli tekrarlanmasıdır.
"Dest-bûsı arzusuyla ger ölürsem dostlar
Kûze eylen toprağım
sunun anınla yâre su."
(Dostlar
onun(sevgilinin) elini öpemeden ölürsem
meza-rımdaki topraktan su testisi yaparak onunla sevgiliye su verin.)
Bu beyitte "s" seslerinin tekrarıyla bir ahenk oluşturmuştur.
"Bir büyük boşlukta bozuldu büyü" dizesinde "b" seslerinin tekrarı aliterasyon oluşturmuştur.
"Elde sensin
dilde sen; gönüldesin
baştasın."
Bu dizede de "s" ve "n" seslerinin tekrarı bir ahenk oluşturmuştur.
"Karşı yatan karlı kara dağlar karıyıptır otu bitmez." dizesinde "kar" hecelerinin tekrarı aliterasyon oluşturmuştur.
SECİ (İÇUYAK)
Nesirdeki (düzyazı) kafiyedir. Cümlelerde birbiriyle kafiye oluşturacak sözler kullanılır.
Dedim: Beratımın mazmunu ne için suret bulmaz.
Dediler: Zevaiddür husulü mümkün olmaz.
(Fuzuli)
Sinan Paşa'nın "Tazarruname" adlı yapıtından alınan aşağıdaki cümlelerde seci vardır:
"Ey gözlerin nuru
gönüllerin sürûru; başımızın tacı
ehl-i dilün miracı! Gönül hanesinin ziyası
dil hastasının şifası...
Hayret denizine gark olanın elin alıcı
dalalet vadisinde kalanı kurtarıcı; azmışlara yol gösterici
az isteyene bol göstericil Bilmeyene bildirici
görmeyene gördürücü; doymayanı doyurucu
içmeyeni kandırıcı; Hak sarayının kapıcısı
gönül evinin yapıcısı!"
Örnek Soru:
İlâhi
kabul senden
ret senden
şifa senden dert senden... İlâhi
iman verdin
daim eyle; ihsan verdin
kaim eyle.
Bu parçadaki altı çizili sözcükler aşağıdakilerden hangisine örnektir?
A) İmale B) Seci C) Aliterasyon
D) Redif E) Cinas
(1989/ÖYS)
Yanıt: Verilen cümlelerde geçen "ret-dert"
"iman-ihsan"
"daim-kaim" birbiriyle kafiye oluşturan sözlerdir. Divan edebiyatında nesirde kafiyeli sözler kullanılmasına "seci" denir.
Yanıt: B
Konu Etiketleri: şiir üzerinde edebi sanatlar, o hızla dağları ferhat yarınca başlamış akmağa çoban çeşmesia dizelerinde çoban çeşmesinin akma sebebi doğal bir sebep midir, namık kemal vaveyla şiiri açıklaması, donar soğuktan efendi semender ateşte, zahida sagarı çekmek eğer vezni, bize ey bad badi i perişan ı olursan da, seni seyr itmek içün reh güzer i gülşende iki cnibde durur serv i hırmn sf sf, şiirler üzerinde edebi sanatlar, edebi sanatlar örnek beyitlerBenzer Konular
-
Edebi Sanatlar ve Özellikleri
Edebi Sanatlar ve Edebi Sanatların Özellikleri Teşbih • Sözü daha etkili kılmak amacıyla ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar... -
Edebi Metin Nedir, Edebi Metinlerin Özellikleri
Edebi Metin Nedir, Edebi Metinlerin Özellikleri Yazılan her yazı, söylenen her söz edebi değer taşımaz. Bu bakımdan metinleri edebi metinler ve... -
Edebi Akımlar İle İlgili Test Soruları - Edebi Akımlarla İlgili Sorular Ve Cevapları
Edebi Akımlar İle İlgili Test Soruları - Edebi Akımlarla İlgili Sorular Ve Cevapları 1. "Sembolizme tepki olarak doğar. Eski beğeniyi,... -
Edebi mektup Nedir? Edebi Mektup Neye Denir? Edebi mektup örnekleri verir misiniz?
Edebi mektup Nedir? Edebi Mektup Neye Denir? Edebi mektup örnekleri verir misiniz? Dostoyevski' den Apollon Nikolayeviç Maikov' a Cenevre,... -
Edebi Türler Nezaman Ortaya Çıkmıştır? Edebi türlerin ortaya çıktığı dönem hangisidir
Edebi Türler Nezaman Ortaya Çıkmıştır? Edebi türlerin ortaya çıktığı dönem hangisidir Destan: M.Ö. 3000 (Gılgamış - Mezopotamya) Roman:...
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0 RC 2 ©2011, Crawlability, Inc.



Alıntı

Bvlgari Blv Edp 75 Ml Hakkında
13.06.13, 10:28 in Parfüm