fransız ihtilalinde özgürlük kavramı ,fransız ihtilalinin yaydığı fikir akımları,
Tarih içinde fransız ihtilalinde özgürlük kavramı ,fransız ihtilalinin yaydığı fikir akımları, konusu , fransız ihtilalinde özgürlük kavramı fransız ihtilalinin yaydığı fikir akımları DEMOKRATİKLEŞME ...
- 09.04.10, 00:45 #1
fransız ihtilalinde özgürlük kavramı ,fransız ihtilalinin yaydığı fikir akımları, fransız ihtilalinde özgürlük kavramı
fransız ihtilalinin yaydığı fikir akımları
DEMOKRATİKLEŞME HAREKETLERİHAZIRLAYANEFDAL ASİÇİNDEKİLERB) B) SANAYİ DEVRİMİ VE BUNU AVRUPA'DA DOĞURDUĞU SONUÇLARA) A) FRANSIZ İHTİLALİ VE YAYDIĞI FİKİRLER
1- 1- SANAYİ DEVRİMİ
2- 2- SANAYİ DEVRİMİ İLE İLGİLİ AKIMLAR
a) a) Kapitalizm
b) b) Emperyalizm
c) c) Sosyalizm
C) 19. YY. AVRUPASI'NDA ORTAYA ÇIKAN DİĞER DOKTRİNLER
1- 1- LİBERALİZM
2- 2- ANARŞİZM
SONUÇ
KAYNAKÇA
A) FRANSIZ İHTİLALİ VE YAYDIĞI FİKİRLER
Ortaçağ’ın kapanmasından sonra Rönesans ve bunun bir sonucu olan Reform
düşüncede büyük değişikliklere neden olmuş
Aydınlanma Devri adını alan 18. yy. ile yeni bir dönem başlamıştır. Akla ve deneye yer veren ve mucizeyi reddeden Aydınlanma Devri ile o zamana kadar egemen olan dünya görüşü yeni bir şekil almıştır.
Aydınlanmanın temelinde akıl yer almaktadır. Akıl
varlığı düzenleyen doğa kanunlarını bulacak ve böylelikle insanlığını gelişimini
ilerlemesini sağlayacaktır. Aklı siyasal ve sosyal alanda egemenlik sağlaması
düşünen insanı dar kalıplı düşünce sisteminden çıkararak
serbest düşünme ve inceleme yöntemine götürmüş
böylece özgürlük fikrine ulaşılmıştır. Özgürlük fikri ise
mevcut mutlakiyetçi düzenin karşısında yer aldığından
insanlığın kurtuluşu ve mutluluğa kavuşması şeklinde değerlendirilmişti. Aydınlanma
Fransız Devrimi’nin çıkmasında etkili olmuş ve bu düşünsel ve sosyal değişme Avrupa’da ve bütün dünyada daha sonraları meyvelerini vermiştir.
Aydınlanma devri
Avrupa’yı fikren geliştirmiş ve İngiltere’deki 18. yy.daki sosyal ve siyasal değişiklikler
Avrupa’yı
özellikle de Fransa’yı yeni bir devir açmaya yöneltmiştir.
Fransız Devrimi öncesi Fransa’da mutlak kral hakimdir. Kral
tüm kuvvetini ve kudretini tanrıdan almaktadır. 16. Louis’nin dediği gibi
“Devlet benim!” zihniyeti
kralın her türlü güce sahip olduğunu ifade ediyordu. Fransa’da ihtilali hazırlayan nedenler vardı :
Fransa’da kral
devlet ve toplum hayatına tam hakimdi. Medeni ve siyasi hürriyetin sözü edilmemekte
bozuk bir yönetim tarzı
felçli bir adalet mekanizması
zalim bir yönetimin özelliklerini göstermekte idi. Ayrıca sınıflar arasındaki ayrıcalıklar
papazların ve asilzadelerin devlet hayatında egemen oluşu
adil olmayan vergi dağıtımı
toplumda büyük huzursuzluklar yaratıyordu. Eğitim ve öğretim ihmal edilmişti ve din adamlarının tekelinde bulunuyordu. Ayrıca basın da sansüre uğramaktaydı. Ülkenin ekonomik durumu da iyi değildi.
Devrimi hazırlayan nedenler arasında
Fransız düşünürlerin de büyük etkilerinin olduğunu söylemeliyiz. Montesquieu
Voltaire
J.J. Roussseau
Diderot gibi düşünürler
ihtilalden çok önce insan özgürlüğünü ve demokrasiyi savunmuşlardır.
A.B.D.’deki özgürlük ve bağımsızlık hareketinin başarı sağlaması
Fransa’da da aynı fikirlerin yayılmasına neden olmuş
Fransız Devrimi’nin bir an önce gerçekleşmesine ortam hazırlamıştır. İhtilalciler
yalnız aklın ve mantığın hakim olacağı bu yeni ortamda
insanların sonsuz refah ve mutluluğa erişeceğine inanıyorlardı. 14 Temmuz 1789’da başlayan Fransız ihtilali
devlet ve toplum hayatında önemli değişikliklere neden olmuştur. 27 Ağustos 1789’da yayınlanan İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi
bütün insanların özgür ve eşit olduklarını ilan etmekteydi. Bu bildiri
Fransa’da demokrasinin temel yapısını oluşturmuştur. Devrim
derebeyliğe kesin darbeyi vurmakta ve sınıf ayrımını ortadan kaldırmaktadır.
Devrimin öncülerinden Rousseau
özgürlüğün yanında eşitliği
toplumsal sözleşmenin temeli saymıştır. İhtilalin bir parolası olan eşitlik
kanun önünde herkesi eşit saymaktadır. Eşit insanlar
toplumda birbirlerine karşı baskı kuramayacağından
her insan öncelikle kendisini kontrol etmektedir. Eşitlik
herkesin çıkarının eşit olduğunu
eşit hakka sahip olduğunu ifade etmektedir.
Fransa’da
“Fransız vatandaşlığı” hissini yaratan
Fransız Devrimi’dir. İhtilal
özgürlük
eşitlik ve adalet parolaları ile birlikte
milliyetçilik ve milli egemenlik ilkelerinin de getirmiştir. Devrimin
17. yy.da gerçekleşen İngiliz Devrimi’nden ve 18. yy.ın sonlarında başarıya ulaşan ve Amerika’nın bağımsızlık mücadelesi olarak anılan Amerikan Devrimi’nden önemli farkları vardır. İngiltere’de orta sınıf derece derece ve gelişme yolu ile aristokrasinin
ayrıcalıklı sınıfın yerine geçmişti. Devrim yavaş yavaş gerçekleşmiş
aristokrasi yerini zaman içinde orta sınıfa bırakmıştı. Amerikan Devrimi ise daha farklı idi. İngiltere’ye karşı bağımsızlık hareketi olarak başlamış
bağımsızlıkla birlikte
insanı özgürlüğe de kavuşturmuştur. Ancak A.B.D.’de bir sınıf ayrımı olmadığından
bunun kaldırılması da söz konusu olmamıştır.
Fransız Devrimi’ne gelince
parolası özgürlük
eşitlik ve adaletti. Sınıf ayrılıklarını kaldırdığı gibi
asalet unvanlarına da son veriyordu. Toplum düzeninde köklü değişikliklere gidilmişti. Devrimin bir özelliği de
savunduğu fikirleri diğer ülkelere de ulaştırmış olması
fikirlerin ektiği tohumların diğer ülkelerde de yeşermesidir.
Devrim
milliyetçilik akımının yanı sıra
millet egemenliğin d yer vermiştir.1791 Anayasası’nda yer alan
“Egemenlik millete aittir.”
“Bütün iktidarlar milletten doğar.” Ve “Kanundan daha üstün bir otorite yoktur ve kral ancak kanunla hükümdarlık yapar.” şeklindeki hükümler
eski rejimde hükümdarlık iktidarının dayandığı ilahi iradeyi
Tanrı ve din temeline dayanan gücü temelden yok ederek
onun yerine millet iradesini koymakta idi. Millet egemenliği
devrimin ve onun sonucu hazırlanan anayasaların temel ilkesi olmuş
keyfi yönetime karşı millet haklarının savunucusu olarak başarıya ulaşmıştır.
Fransız Devrimi’nin bir bayrak gibi baş tacı ettiği özgürlük kavramı
bütün Avrupa’da kitleleri harekete geçirmiştir. Fransız Devrimi’nin yaydığı milli duygular
Avrupa’yı istila eden Napolyon’a karşı da Avrupa milletlerini harekete geçirmiş
1813’te Milletler savaşı denen Leipzig Savaşı ile Napolyon’u yenilgiye uğratmıştır.
B) SANAYİ DEVRİMİ VE BUNUN AVRUPA'DA DOĞURDUĞU SONUÇLAR
1- 1- SANAYİ DEVRİMİ
Sanayi Devrimi
basit bir şekilde açıklanacak olursa
aletin yerine makinenin
geçmesidir. Sanayi Devrimi
tekniğin
sınaî üretimin ve ulaşım imkanlarının gelişmesi ile 18.yy.dan itibaren çağdaş dünyada ortaya çıkan değişimleri ifade eder. Sanayi Devrimi buhar kuvvetinin sanayiye uygulanması
buharla işleyen makinelerin çoğalması
az zamanda çok mal yapan
üreten fabrikaların kurulması ile sanayi ve ticaret dünyasında birtakım değişikliklerin olmasıdır.
Sanayi Devrimi ilk olarak ve belirgin şekilde 1750 ile 1830 yılları arasında İngiltere'de ortaya çıktı
sonraları diğer Avrupa ülkelerin de yayıldı. Makineleşen sanayi
önce İngiltere'de dokuma sanayiinde uygulama alanı buldu. Odunun yerine maden kömürünün kullanılması
hareket ettirici gücü artırdı. Havagazı ise aydınlanma aracı olarak kullanılmaya başlandı. Üretimde makinenin kullanımı
eşyanın fiyatlarını ucuzlattı. Fazla üretim geliri artırdı.
Diğer yandan sömürgeciliğin gelişmesi ticarete de genişlik olanağı sağladığından
üretimi artırma zorunluluğu ortaya çıkmıştı. Sınai üretimin artırılması
sanayinin hem makineleşmesine
hem de fabrika denilen büyük üretim ünitelerinin kurulmasına neden olmuştu. Eski aile sanayi ile küçük imalathaneler yerlerini büyük fabrikalara bırakmıştır. Fabrikaların kuruluşu ile işçilerin sayıları birdenbire artmış ve köylerden şehirlere akın başlamıştır. Fabrikalarda çalışan ve sayıları artan işçiler
yeni bir sınıfın ortaya çıkmasına ve böylece işçi- işveren ilişkilerinin başlamasına neden olmuşlardır.
Serbest rekabet ilkesi
maliyeti düşürmeyi ve ucuz ücretle işçi çalıştırmayı gerekli kılıyordu. Makineleşme
bir bakıma işsizliği artıran bir unsur olmuştur. Yaşamak zorunda kalan işçiler düşük ücretlerle ve kötü şartlar altında çalışmak zorunda kalıyorlardı. Sanayi merkezleri çevresinde gittikçe kalabalıklaşan işçiler
zamanla kendi aralarında örgütlenerek
kötü çalışma koşullarının ortadan kaldırılması için çaba göstermişlerdir. Böylece Sanayi Devrimi 'nin doğurduğu
işverenin işçiyi sömürme ve onun sırtından geniş kazançlar sağlama imkanına hemen olmasa bile
daha sonraki yıllarda sosyal adalet anlayışının getirdiği
sağladığı fikir hareketleri ile engel olunmuştur.
Sanayi Devrimi 'nin bir diğer önemli etkisi de üretimi fazlasıyla artırmış olmasıdır. Artan üretime pazar bulmak için dış ticarete yönelinmiştir. Dış ticaret
Sanayi Devrimi 'nin bir sonucu olduğu gibi
aynı zamanda da onun nedenini oluşturmuştur. Şöyleki
denizaşırı ülkeleri ellerine geçiren Avrupalılar
bu geniş pazarların ihtiyacını karşılamak için
yeni buluşlara ve teknik ilerlemeye yönelmişlerdir. Sanayi Devrimi dış ticarete açılan ve büyük pazarlar kuran batılı devletlerin egemenliklerini sürdürmeleri için başvurulan bir yol olmuştur.
Sanayi Devrimi 'nin bir diğer özelliği de fazla gelir getirmiş olmasıdır. Bu nedenle sermaye sahibi ülkeler
sanayiye önem vermişlerdir. Sanayide devrim
yolların
kanalların yapılmasına
demiryollarının ve buhar gücü ile işleyen gemilerim ulaşım vasıtası olarak kullanılmasına
milletlerarası ticaretin gelişmesine neden olmuştur.
Sanayi Devrimi
büyük sermaye birikimine de neden olmuştur. Büyük sanayi tesisleri kurmak için büyük sermayeye de ihtiyaç vardı. Kişisel servetler buna yetmediğinden
büyük sanayi tesislerini kurmak için
anonim şirketler kurulmuş
hisse senetleri halka yayılmıştır. Kurulan şirketler
büyük sermayelerin toplandığı merkezler olmuşlardır.
Sanayi Devrimi
sosyal bünyede ve fikir hayatında önemli değişikliklere neden olmuştur. Sanayi Devrimi ile ilgili siyasi
sosyal
ekonomik birtakım akımlar
19.yy.ın özelliğini oluşturmuşlar
20.yy.da da etkili olmuşlardır.
2- 2- SANAYİ DEVRİMİ İLE İLGİLİ AKIMLAR
a)Kapitalizm :
Kapitalist sistemde iktisadi faaliyetler serbesttir ve devletin müdahalesi yoktur.
Ekonomik faaliyetler fertlerin idaresine bırakılmıştır. Bu düzende fiyatlar arz ve talebe göre oluşur. Gerek tüketiciler
gerek girişimciler
sermaye sahipleri ve işçiler
kendi ekonomik faaliyetlerini
çıkarlarını gözeterek kendileri tayin etmektedirler. Kapitalist sistem
siyasi ve ekonomik hürriyete
özel mülkiyete özellikle üretim vasıtalarının özel mülkiyetle olmasına
özel teşebbüse yer vermektedir. Kapitalizm
liberalizmin ekonomik ve sosyal görüşlerinin temelleri üzerine kurulmuştur.
İngiltere'de gerçekleşen Sanayi Devrimi
makineleşmeyi doğurmuştur. Fransız devrimi ise ekonomik alanda merkantilizm yerine
üretim ve ticaret özgürlüğünü
ekonomik liberalizmi getirmiştir. Toplumların düzenlerini sarsan makineleşme ve ekonomik liberalizmin birleşmesi
yeni bir ekonomik gelişmeyi
kapitalizmi doğurmuştur.
Kapitalist sistemin prensipleri gereği ekonomik faaliyetlerin tamamen serbest piyasaya bırakılması
kısa zamanda çeşitli sakıncaların doğmasına neden olmuştur. Modern fabrika ve makineler karşısında küçük sanat ve el işleri kollarından büyük kısmı kaybolmaya yüz tutmuş
işsizlik baş göstermiş
düşük işçi ücretleri bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. Kapitalist girişimci
daha çok kar etmeye yöneldiğinden
ücretleri düşürerek üretim maliyetini düşük tutmaya çalışmıştır. Kapitalizmin doğurduğu bu sonuçlar
işçiyi maddi ve manevi bakımdan sefalete sürüklemiştir.
Ayrıca plansız ve devlet müdahalesi olmaksızın düzenlenen ekonomik faaliyetler
ekonomiyi zaman zaman bunalımlara sürüklemiştir. Kapitalist sistemin aksamaları ve doğurduğu sonuçlar
sosyalizm gibi akımların gün ışığına çıkmasına neden olmuştur. Kapitalist sistem
bir yandan da Avrupa ülkelerinin sömürgecilik politikasına güç kazandırmıştır.
Çağımızın kapitalizm anlayışı
değişik bir görünümdedir. Bugün kapitalist ülkeler bir taraftan esas itibarıyla özel teşebbüsün dinamizminden
serbesti ve hürriyetinden yararlanırken
diğer taraftan yoğun devlet müdahaleciliği uygulamak sureti ile bu sistemin 19. Yy. boyunca görülmüş çeşitli aksaklıklarını gidermek ve ferdiyetçilik ile toplumculuk prensiplerini fiilen en uygun şekilde karıştırmak olanağın bulmuşlardır. Nitekim kapitalist ülkelerde sosyal adalet
gelir dağılımındaki eşitsizliklerin giderilmesi ve fırsat eşitliği gibi toplumcu amaçlar
çeşitli sosyal mevzuat ve eğitim politikası gibi tedbirlerle geniş ölçüde sağlanmıştır. Bum amaçların sağlanmasında işçi sendikalarının güçlenmesi ve aydınların rolü büyük olmuş
demokratik sistemin de uygun bir ortam yarattığı görülmüştür. Böylece kapitalist sistemin sağladığı dinamizmin
ileri tekniğini
verimliliğin ve yüksek gelir ve üretim düzeyinin nimetlerinden işçiler başta olmak üzere büyük halk kitleleri de yararlanabilir hale gelmişlerdir. Kısa bir ifade ile bugün kapitalist ülkeler
devlet müdahaleciliği yoluyla refah devleti haline gelmişlerdir.
b)Emperyalizm
Emperyalizm
imparatorluk kurma eğilimidir. Bir devletin sınırlarını genişletme politikasına denir. Emperyalizm
aynı ekonomik ve sosyal bütün içinde etnik ve kültürel bakımdan farklı halkların
merkezi bir iktidarın otoriter yönetimi altında bir araya getirilmesi eğilimini ifade eder.
İmparatorluk kurma eğilimi
insanlık tarihinin eski çağlarına kadar uzar. Ancak bu eğilim bugün de devam etmektedir. 15. Yy.dan beri imparatorlukların sömürgeci karakteri ise daha belirgin bir hal almıştır.
Siyasi emperyalizm
demografik emperyalizm
dini emperyalizm
kültür emperyalizmi ve iktisadi emperyalizm gibi çeşitli türleri vardır. Siyasi emperyalizm
fetihler yapan bir hükümdarın
ülkenin sınırlarını genişletme hevesine dayanır. Siyasal emperyalizm
bazen ülkenin sınırlarının genişletilmesi ile halkın güvenliğini sağlamak amacına yönelik olur. Demografik emperyalizm ise
her şeyden önce ülkedeki nüfus fazlasını yerleştirmek için
diğer ülkelere yönelmeyi ifade eder. Dini emperyalizm
dini inancı yayma nedenine bağlı olarak uygulanır
bu amaçla yayılma olanağı arar. Kültür emperyalizmi
belli bir hayat tarzını ve emperyalizmi yayma amacını güder. Kültür emperyalizminin hedefi
bir kültürün
yerini başka bir kültüre bırakmasını sağlamaktır. Ekonomik emperyalizm ise
hammaddeler ve ticari sürüm alanlarının aranmasından doğar. Ekonomik emperyalizm
modern çağların ürünüdür. Kapitalizmle birlikte ortaya çıkmıştır.
Tarihi bakından bu türlerden hiçbirine saf halde rastlanmaz. Devletler
emperyalist amaçlarına varmak için çok defa çeşitli emperyalist modelleri bir arada kullanırlar. Kültür emperyalizmi
diğer emperyalizm türlerinin uygulanmasında onlara yardımcı olur ve onları tamamlar
Avrupa ülkeleri
16.yy.dan itibaren özellikle merkantilist akımın etkisi ile yoğun bir sömürgecilik faaliyetine girişmişlerdir. Sanayi Devrimi
sömürgecilik ihtirasını artırmıştır. Sömürgelerin ucuz ve devamlı hammadde sağlamaları ve sanayi ürünleri için de sürüm alanı olması
ekonomik bakımdan emperyalist ülkelere büyük yararlar sağlamaktaydı. Sağladığı yararlardan biri de
sömürgecilik yoluyla büyük kârların sağlanması ile Avrupalı işçileri refah seviyesi artmakta
işsizlik ihtimalleri azalmakta idi. Böylece sömürgecilik
Avrupa işçilerini büyük sefaletlere ve kütle halinde işsizliğe sürüklemekten alıkoymakta idi.
19.yy.dan beri Avrupa ülkelerinin ekonomik gelişmesinde sömürgeciliğin önemli rol oynadığı bir gerçektir. Ancak kapitalist sistemin ayakta durmasını
gelişmesini sağlayan tek unsur sömürgecilik olmamıştır. Teknik açıdan ilerleme de önemli bir etkendir.
Şunu da belirtmek gerekir ki
her imparatorluk ve her emperyalizm sömürgeci olmasa bile
emperyalizm ile sömürgecilik arasında sık sık rastlanan bir bağ vardır. Bu bağ
özellikle güçlü devletlerin
ekonomik emperyalizmi sağlamak için sömürgelere el atması ile ortaya çıkmıştır.
Devletleri emperyalist amaçlara yönelten
ekonomik
toplumsal
siyasal
psikolojik
askeri çeşitli nedenlerdir. Emperyalizmin nedenlerini sadece ekonomik nedenlerle açıklamak
bizi hatalı sonuçlara sürükler. Emperyalizm
uluslararası alanda gücün devletler arasında dengeli biçimde dağılmadığı için ortaya çıkmaktadır
Bugün uluslar arası sistem içinde daha zayıf
daha güçsüz devletler ve doldurulabilecek boş alanlar bulundukça
güçlü devletler
bu olanaklardan yararlanmak isteyeceklerdir. Avrupalı devletler
sömürge emperyalizmine dünyadaki boş ülkeleri ele geçirmek için girmişlerdir. Günümüzde de güçlülerin zayıfların içişlerine karışmaları
hegemonyaları altına lamaya çalışmaları
aynı mantısal davranışın bir sonucudur.
Emperyalizm bazı nitelikler taşır. Bir politik tutum olarak en zengin ya da en kudretli devlet eliyle yerine getirilir. Emperyalist devlet
hakim devlettir
peyklerini korur
onlara yardım eder ama aynı zamanda onlara hükmeder. Bazı bakımlardan onu sömürür ya da tek bir yönetim altında toplar. Emperyalizm aynı zamanda rakip çiftler halinde görülür. Bütün dünyada tek bir emperyalist güç düşünülemez. Günümüzde A.B.D.'nin bu konuda tekmiş gibi gözükmesi
geçici bir durum olarak kabul edilebilir.
c)Sosyalizm
Liberal demokrasinin ve kapitalizmin doğurduğu yetersizlikler ve adaletsizlikler
sosyalizmin 19.yy. içinde önem kazanmasına neden olmuştur. Sosyalizm
kapitalist düzenin mülkiyet ve çalışma kurumlarını yetersiz ve adaletsiz bulduğu için
onu değiştirmek ve onun yerine geçmek isteyen bir düzenin adı olmuştur. Sosyalizm
kâr ve özel menfaat sağlamayı düşünmeyen
kamu yararını esas alan kolektivist sistemin zaman içindeki bir uygulamasıdı.Eski çağlardan günümüze kadar tarih gelişmeleri içinde sosyalizme ve sosyal mücadelelererastlanır.1848'e gelinceye kadar sosyalizm
hayalci sosyalizm olarak ifade edilmekte
1848'den itibaren
Marx ve Engels'in katkıları ile bilimsel sosyalizm adını almaktadır
Hayalci sosyalizm
kapitalizm ve liberalizme bir tepki olarak doğmuş
kapitalist düzenden daha iyi bir sistemin kurulabileceğini savunmuştur. Bilimsel sosyalizm ve ihtilalci sosyalizm
kapitalist sistemin bünyesi itibarıyla aksayacağını
işçi sınıfının ihtilali sonucu yıkılacağını
siyasi ve iktisadi iktidarın da işçi sınıfına geçeceğini
ihtilal hareketininde milletlerarası bir kimlik göstereceğini savunmuştur.
Karl Marx'ın ihtilalci fikirlerine karşı Almanya'da sosyalist E. Bernstein
Fransa'da J. Jauree
sosyalizmi demokrasi ile bağdaştırma yolunu seçmişler ve ona milli bir kimlik vermişlerdir. İngiltere'de ise gelişmeye başlayan evrimci ve demokratik esaslara dayanan Fabian sosyalizmi
daha sonraki tarihlerde 1906'da İngiliz İşçi Partisi'nin kuruluşu
sosyalizm tarihinde önemli bir aşama oluşturmuştur. Özellikle Karl Marx'dan sonra sosyalizmi yorumlama ve uygulama bakımından farklılıklar baş göstermiş
artık bir tek sosyalizm değil
sosyalizmler söz konusu olmuştur.
C) 19. YY. AVRUPASI'NDA ORTAYA ÇIKAN DİĞER DOKTRİNLER
1- 1- LİBERALİZM :
Liberalizmin öncüleri John Locke ve John Stuart Mill olmuşlardır. Daha sonra
J. Bentham ve "faydacı okul"
bu görüşleri geliştirmeye çabalamıştır. Bu görüşün 20. Yy.daki en etkili düşünürü ise Friedmann olacaktır.
Liberalizm
üç temel varsayıma dayanır. Bunlar
"özgürlükçülük
akılcılık ve faydacılık"tır. Liberalizm
"burjuva liberal özgürlükler" olarak adlandırılan bir dizi özgürlüğü temel koşul olarak varsayar. Devlet bu özgürlükleri koruduğu sürece ; zaten "akılcı" (rasyonel) olan insanlar
faydacılık çerçevesinden kendileri için en yararlı olan şeyi yapacaklardır ve tek tek bireyler kendi faydalarını artırırken
bu arada toplumsal olarak da bir fayda artırımı gerçekleşmiş olacaktır.
Liberalizmin dayandığı temel özgürlükler ; mülkiyet özgürlüğü
din ve vicdan özgürlüğü
basın özgürlüğü
düşünce özgürlüğü
seçme ve seçilme özgürlüğü ve konut dokunulmazlığı
haberleşme özgürlüğü vs. gibi unsurları kapsayan diğer bir dizi hak ve özgürlüklerdir. Liberalizme göre devlet
bu özgürlüklerini koruduğu sürece meşruiyetini korur. Ancak bunları korumakta yetersiz kalırsa ve korumamaya başlarsa
meşruiyetini yitirir ve ihtilal hakkı doğar. Aslında liberalizm
siyasi çerçeve olarak "özgürlükçü demokrasi"yi öngörür. Zaten dayandığı özgürlükler
demokrasinin temel özgürlükleridir.
Burada çok kısa da olsa
düşünce özgürlüğü üzerinde durmakta yarar vardır. Gerçekten düşünce özgürlüğü yalın bir özgürlük değildir. Bunun bir öncesi vardır; bir de sonrası olmak zorundadır. "Kim düşünür?" sorusuna kolayca "herkes" yanıtı verilebilir. Fakat kendisi ve çevresiyle ilgili sorunları algılayabilmek ve sorunlara çözüm yolları düşünebilmek
ancak belirli bir eğitimin
belirli bir yetişmenin sonucu olabilir. Yani düşünce özgürlüğünün öncesi söz konusu olduğu zaman
insanlara düşünebilecek bir ortamın sağlanmış olmasının gereği ortaya çıkar.
Düşünen insan ne yapacaktır? Bulduğu çözümleri tartışacak
yayınlayacak
propagandasını yapacaktır. Bunları yapmadığı zaman düşünce özgürlüğünün fazla bir anlamı olamaz. Yani "Bizde düşünce özgürlüğü vardır ama basın özgürlüğü kısıtlanmıştır." gibisinden bir ifade mantık olarak yanlıştır. Düşünce özgürlüğü
öncesiyle ve sonrasıyla vardır. Bunlar yoksa düşünce özgürlüğü de yoktur.
19. yy. da özellikle Kıta Avrupası'ndaki çetin sınıf kavgaları sonunda liberalizm
oldukça geriledi. Özellikle "sosyal devlet" ve "refah devleti" sloganları altında ABD dışında liberalizmin savunusuna pek rastlanılmaz oldu. Zira toplumların bünyesindeki eşitsizlikler giderilmedikçe
insanların akılcı olmalarının
sorunları çözemediği görüldü. 20. Yy. ın ikinci yarısında ise gene özellikle ABD'de liberalizmin erdemleri gene gündeme geldi.
2- 2- ANARŞİZM
Anarşizm
bireyciliğin aşırı bir yorumudur. Anarşizme göre doğuştan iyi olan insanı
toplum ve toplumdaki kurumlar bozar. Bu kurumlarla mücadele edilir ve ortadan kaldırılırsa
insanın iyi olan doğası tekrar ön plana çıkar.
Anarşizme göre mücadele edilmesi gereken kurumların başında devlet
özel mülkiyet
din ve aile gelmektedir. Anarşizmin özel mülkiyet ve devlete karşı olması
aynı kurumlara karşı olan sosyalizmle karıştırılmasına neden olmuştur. Oysaki anarşizmle komünizm arasında temelde farklılıklar vardır. Her şeyden önce sosyalizm
materyalist felsefeye dayanır. Bunun yanı sıra
Marksizmin Leninist yorumunda geçici varsayımı ile de olsa
güçlü bir devlet öngörülür. Buna karşılık anarşizm
devleti ana hedeflerden biri olarak almış ve yıkılması gereğini savunmuştur. Zaten 1864'te toplanan fikrin öncülerinden Bakunin
kısa sürede Marx ile çatışacak ve ayrılacaklardır. Anarşistler daha sonra 1882'de kendi enternasyonallerini kuracaklardır. Anarşizmin üç ünlü düşünürü
Bakunin
Proudhon ve Kropotkine'dir.
Bu isimlerden Proudhon
kimi yazarlar tarafından sosyalizmin öncüleri arasında da sayılır. "Mülkiyet hırsızlıktır." görüşü ile ün kazanmıştır. Ona göre devletin varlık nedeni
mülkiyeti korumaktır. Bu bakımdan devletin ortadan kaldırılması gerekir. Devletin ortadan kalkmasıyla birlikte mülkiyet de ortadan kalkacaktır. Ancak Proudhon
devletin nasıl ortadan kalkacağı konusunda yeterince açık değildir. Anlaşıldığı kadarıyla devlet
evrim yoluyla yıpratılacak ve ortadan kaldırılacaktır.
Bakunin
aslında bir düşünür ve kuramcı olmaktan çok polemikçi ve ajitatördür. Bakunin'e göre devlet
din
mülkiyet vb. insanın ilkel doğasının belirtileridir. Devlet
meşruti bir nitelik de taşısa "katıksız bir musibettir." Zira zengin bir elit tarafından ele geçirilmiştir. Bu nedenle bir sömürü mekanizmasıdır ve kitleleri yanıltmaktadır. Ona göre halk olgunlaştığı zaman devlet ortadan kalkacaktır. Fakat halkın olgunlaşması ve devletin ortadan kalkması için sadece beklemek ve eğitim yetmez. Zorlamalara girişilmesi ve devletin ortadan kaldırılma sürecinin hızlanması gerekir.
Kropotkine
anarşizmin en önemli kuramcısı olarak değerlendirilir. Ona göre insan toplumlarının kurum ve kuralları
"altın kurallar" ve "gelişmeyi engelleyici kurallar" olarak ikiye ayrılır. Altın kurallar arasında
işbirliği ve dayanışma
eşitlik
adalet ve karşılıklı sevgi vardır. Gelişmeyi engelleyici kurumlar ise devlet din ve özel mülkiyettir.
Kropotkine
insanların binlerce yıl kendiliğinden oluşmuş özgür topluluklar biçiminde yaşadığını düşünüyor. Buradaki sınırlamalar salt doğal dayanışma
gelenek ve kamu çıkarları idi. Buna karşılık zamanla mülkiyet ve sınıflar doğmuş ve bunun ardından devlet kurumu ortaya çıkmıştır. Kropotkine'e göre devletin görevi ve varlık nedeni
mülk sahiplerinin otoritesini sürdürmek ve bunlara itaati sağlamaktır. Oysaki mülkiyet özünde haksız bir kurumdur. Zira her türlü mülk ve servet
değişik insanların ortak çalışmalarının ve çabalarının sonucudur. Birtakım "parazitler"in bunlara sahip çıkmaya haklarının olması gerekir. Osm. Dev. Çözüm olarak
devlet yerine kendiliğinden oluşacak özgür ve yerel toplulukların kurulmasını görmektedir. Bu yerel topluluklar
bölgesel
ulusal ve uluslar arası federasyonlar olarak örgütleneceklerdir. Böylece bu özgürlük ortamında insanların yeteneklerini sonsuzca geliştirebileceklerini düşünmektedir. Bu arada insanların iyi huyları ortaya çıkacaktır. Çıkması olası uyuşmazlıklar
gönüllü hakem kurulları tarafından çözümlenecektir. Zaten özel mülkiyet de ortadan kalkmış olacağı için fazla bir uyuşmazlık ve suç da olmayacaktır. Bu topluluklarda üretim
gönüllü iş toplulukları tarafından yapılacaktır. Herkes gereksinimine göre pay alacaktır. Kropotkine
bu toplulukların devrimle kurulacağını söylemekle birlikte
bu devrimin nasıl gerçekleşeceği konusunda bilgi vermemektedir. Bu nedenle "ebedi barış" vaat eden bu düzene nasıl geçileceği açıklanmamaktadır.
KAYNAKÇA
Armaoğlu Fahir H.
Siyasi Tarih (1789-1960)
Ankara
1964
Beer Max
Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Tarihi
C.I
İstanbul
1965
fransız ihtilalinde özgürlük kavramı
fransız ihtilalinin yaydığı fikir akımları
fransız ihtilalinin getirdiği akınlar
fransız ihtilalinin yaydığı fikirler
fransız ihtilali öncüleri
fransız ihtilalinin etkileri sayılar halinde
1789 fransız ihtilalinin dünyaya yaydıgı akımlar
Konu Etiketleri: fransız ihtilali fikir öncüleri ve eserleri, fransız ihtilalinin getirdiği yeni kavramlar, fransız ihtilalinin getirdiği akımlar nelerdir, fransız ihtilali akımları, fransız ihtilalinin ortaya çıkardığı fikir akımları, özgürlük akımları, fransız ihtilalinin öncüleri ve eserleri, fransa ihtilalini tarihi ni ve getirdigi düşünce akımı nelerdir, fransız ihtilali öncülerinden ünlü düşünür, fransız ihtilali çalışmaları, fransız ihtilalinin fikir öncüleri ve eserleriBenzer Konular
-
Fransız İhtilalinin Evreleri
Fransız İhtilalinin Evreleri İhtilal, Bastil Hapishanesi'nin önünde başladı ve yayıldı. Bastil Hapishanesi'ndeki tutuklular serbest bırakıldı... -
Fransız İhtilalinin Nedenleri ve Fransız İhtilalinin Sonuçları - Fransız İhtilali
Fransız İhtilalinin Nedenleri ve Fransız İhtilalinin Sonuçları - Fransız İhtilali 1789 Fransız İhtilali Fransız İhtilali, meydana getirdiği ... -
Fransız İhtilâli,Fransız İhtilâlinin Nedenleri,Fransız İhtilâli Sonuçları Hakkında
Fransız İhtilâli,Fransız İhtilâlinin Nedenleri,Fransız İhtilâli Sonuçları Hakkında Fransız İhtilâli'nin ortaya çıkmasında, Fransa'nın dışındaki... -
Fransız İhtilali Nedenleri Ve Sonuçları,Fransız ihtilalinin neden ve sonucu Hakkında
Fransız İhtilali Nedenleri Ve Sonuçları,Fransız ihtilalinin neden ve sonucu Hakkında Fransız İhtilali nedenleri ve sonuçları Fransız... -
Fransiz İhtilali (1789)-Fransız İhtilalinin Nedenleri Sonuçları ve Osmanlıya Etkileri
Fransiz İhtilali (1789)-Fransız İhtilalinin Nedenleri Sonuçları ve Osmanlıya Etkileri FRANSIZ İHTİLALİ(1789) Sebepleri: ...
-



Alıntı

Deniz süngeri bitki midir hayvan...
25.05.13, 23:01 in Soru Cevap